@hellinng Kapital'in, "nasıl okunur?" vesaire başlıklık 10,'un üzerinde belki de çok daha fazla özeti, tefsiri vardır. Bu bile kendi başına eserin didaktik açıdan son derece sorunlu olduğunun kanıtı.
Freud tüm dünyayı cinsellikle açıklamaya çalıştı, Marx ise parayla. Nietzsche güçle, Adler ise üstünlük isteğiyle. Hegel her şeyi tarihin diyalektik akışına bağlarken, Darwin hayatta kalma mücadelesine bağladı. Belki de gerçek, hiçbirinin anahtarının açamadığı kapının ardında.
Bazı anayasal suçların karşılığı ölümdür. Neden suçluları öldürürüz veya bir yere alıp zaptederiz. Çünkü hukuk haktır. Hak ise ilişki ile ancak ortaya çıkar. (o kadar hukukumuz var seninle) İlişki ise her zaman karşı kuvvetlerin ilişkisidir. ( conatus, istenç, libido vs)
"efendim bu karar hukuka uygun degil". bu kimsenin sikinde de degil cunku herkes biliyor ki hukuk siyasetin etiklestirilmesidir.
O halde iliski olmadan (kamu) hak olmaz. Güç (tercihen kamu adına devlet) olmadan hukuk olmaz.
Eren Kırmızıaltın ben. Herhangi bir sosyal medya hesabım olmadığı için Levent Ünsaldı hesabını kullanmama izin verdi.
İlk kez böyle bir şey yapıyoruz. Nedeni, görünürlüğün gücünün yarattığı zihinsel tahribatın gün geçtikçe artması, büyük bir özgüvenle hatalı ya da yanlış argümanların sunulması ve bu durumun büyük rahatsızlık yaratması. Sayın Özgür Demirtaş'ın alıntıladığımız gönderisi de bunlardan biri.
Sayın Demirtaş'ın argümanın benim için önemli olan yanı, muazzam bir özgüvenle büyük bir bilimsel hatayı savunması.
Öncelikle şunu söyleyeyim. Sayın Demirtaş, diyalektik yöntem nedir bilmiyor. Bu nedenle Marksist iktisat ve dünya görüşünü tartışmaya dâhil etmeye gerek bile yok.
Ama;
- İktisatta metodoloji, epistemoloji, düşünce tarihi de bilmiyor. Zaten iktisat (economics) değil ekonomi (economy) ile ilgileniyor. Ekonomiye ve iktisada güç ilişkilerinin mümdemiç olduğunu bilmiyor. ya da umursamıyor. (Kendisi de belirli güç ilişkilerinde konumlanmış bir eyleyen elbette. Ancak bunun üzerinde durmaya gerek yok.)
- Kavramların inşa olduğu bilmiyor.
- İnsan ile ilgili her düşüncenin, matematiksel olsun ya da olmasın model kurmanın kendisinin bir ideolojik faaliyet olduğunu, çünkü model kurarken yapılan varsayımların, dikkate alınan değişkenlerin bir seçim olduğunu, bu nedenle modeli kuranın dünyadaki pozisyonunu (Marksistler buna sınıf der) öyle ya da böyle içerdiğini bilmiyor.
Tam da burada McCloskey'nin, iktisatçıların kurumsal olarak cahil, yani açıklamaya çalıştıkları dünya hakkında fazla meraklı olmadıkları sözü aklıma geldi.
Ne güzel demişti McCloskey: "Adam Smith, Karl Marx ya da John Maynard Keynes'in bir sayfasını bile okumamış insanlar kendilerine iktisatçı diyor. Bu, Malinowski'yi hiç duymamış bir antropolog ya da Darwin'i hiç duymamış bir evrimsel biyolog olmak gibi bir şey."
Özgür Demirtaş'ın, yazdıklarına itiraz edenlere verdiği cevaplar, heterodoks iktisada dair muhtemelen pek bir bilgisi olmayan, dünyanın yorumlanmasında kullanılan araçların kullanılma biçimlerinin değer yüklü olduğunu dikkate almayan bir bakış açısının saf dışavurumu.
Hepimizin bildiği şeyleri buraya yine de yazalım. İktisat diğer sosyal bilimlerden ayrılamaz. Her bir disiplin diğer disiplini besler. Her dsiplinde güç ilişkileri, savaşları vardır. En çok da iktisatta. Çünkü iktisat teorisiyle, ekonomi ise uygulamasıyla doğrudan insan hayatına müdahale eder. Yöneticilerin en çok yararlandığı sosyal bilim alanıdır.
Bütün bunları bir kenara bırakalım. Ricardo'nun "iktisadın yasaları"nı bulmaya çalışırken kullandığı yönteme benzer bir şekilde yorum yapmanın savunulur hiçbir yanı yoktur. Çünkü iktisat topluma gömülüdür, sosyolojik bir içeriğe sahiptir. Ricardocu yaklaşım, Schumpeter'in ifadesiyle Ricardian vice'a sahiptir.
Bu yaklaşım, Polanyi'nin yorumuyla, Alman faşizmine giden yoldaki önemli bir tuğladır. Çünkü Ricardo'nun yaklaşımı ekonomiyi toplumdan ayırmıştır. Artık ekonomi topluma gömülü değildir, piyasa toplumu için bir aygıttır. Ancak tam da bu Faşizmi beslemiştir.
Şimdi bu cevabı görürse (ve cevap vermek isterse), muhtemelen CV merkezli bir cevap verecek. Ne var ki, dünya görüşüm ve yaşam için yaptıklarımda CV ile pek ilgim olmadı, olmayacak. Bu nedenle böyle bir cevabı umursamam.
Ancak, epistemolojik, metodolojik ve düşünce tarihini dikkate alarak yapılacak bir eleştiriyi büyük bir memnuniyetle kabul ederim.
Şuraya, CV merkezli düşünce için de kullanışlı bir ekleme yapayım. Hani CV'si güçlü insanlara cevap vermek isterse diye.
Dünyanın, Özgür Demirtaş'ın (ve büyük bir çoğunluğun) kriterlerine göre en önemli iktisatçıları (Nobel Ödülü alanlar mı dersin, iktisat literatürüne ismini kazıyanlar mı dersin) taaa 1992 yılında American Economic Review'da "A Plea for a Pluralistic and Rigorous Economics" başlığıyla bir çağrı yayımlamışlardı.
Şuraya iliştireyim: https://t.co/snwfr3mUcl
Daha yeni, 2024 yılında, İtalyalı iktisatçılar "The new 'desirable' economy (that is progressively growing) to save our civilisation" başlıklı bir manifesto yayımladılar.
Bunu da şuraya iliştireyim:
https://t.co/j6Hxmcg4NT
Sayın Demirtaş, beni değil ama Nobel Ödüllü iktisatçıların, İtalyalı meslektaşların çağrılarını dikkate alır umarım.
itü'den gençlerin yaygınlaştırılmasını rica ederek gönderdikleri video. "saraçhane'den, bugünkü müdahaleden. hâlâ emir kulu olduklarını düşünen varsa diye atıyoruz" dediler.