Atatürk düşmanı, cumhuriyet düşmanı, kadın düşmanı sığ bir yazarın(?) hayatını oynamak nereden bakarsan bak rezalet bir kariyer yönetimi utanmadınız mı hiç
Yıllardır Şam’da cuma namazı kılacağız diye rollenenlere daha basın toplantısında söz hakkı verilmiyor. 3 numaralı sert bakış devreye girseymiş keşke belki korkar 2 dakika konuştururlardı
BU MESELE GÜNDEMDEN DÜŞMEMELİ. • Beyoğlu’nda sokak ortasında genç bir kadına yönelik c*nsel saldırıda bulunan şahıslar tahliye edildi.
Her iki şahısta da; cinsel saldırı var, mukavemet var, uyuşturucu madde kullanmak var, gasp var, kasten yaralama var, oto hırsızlık var…
BU ŞAHISLAR NEDEN TAHLİYE?
Nefretin obezleştirdiği bir sosyopat, başkalarının acısını sömürerek varlık vehmeden bir karikatür.
Saprofit bir ruh; yalnızca çürümeden beslenebilen, kendi başına varlık üretemeyen zavallı bir organizma…
Bu sıfata acımaktan içim eziliyor. Yaşayacağı hayatı düşününce…
“Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Türküyle, Kürdüyle hep birlikte Türkiyeyiz” gitti
“Türk, Kürt, Arap ittifakı” geldi.
Arap’ın bu kadar vurgulanması üzerine derinlikli düşünmek gerekir.
’’ Barışa neden karşısınız’’
‘’Barışın adına bile tahammül edemiyorlar…” ,
Şimdi piyasaya sürülen yeni “Yetmez Ama Evetçilerin” ezberi bu!
Daha önce biz “FETÖ devleti ele geçiriyor, Cumhuriyet’le hesaplaşıyor” dediğimizde
“Ağzını çalkala, Hocaefendi’ye böyle denmez” diyenler, bugün de aynı özgüvenle bize “Barışa karşısınız” diyorlar.
Dün teröristler ile gizli kapaklı pazarlık olmaz dediğimizde ‘’faşist ‘’ diyenler
Sonra ne oldu?
Hendekler kazıldı, şehirler yakıldı, yüzlerce vatan evladı şehit oldu.
Hayır efendiler!
Bu ülkenin her vatanseveri silahların sustuğu, gençlerin şehit olmadığı bir Türkiye ister.
Ama sizin “barış” dediğiniz şey, hesapsızca teslimiyet, Cumhuriyetle yeni bir hesaplaşma ve suskunluk düzenidir.
“Kandırıldık, Allah affetsin” demeyin diye halk uyarıyor!
Dün “bebek katili” dediğinize,
Dün “DEM = PKK” diyerek suçladıklarınıza,
Bugün “kurucu irade”, “sayın” diyorsanız,
Bu dönüşümün açıklamasını yapacaksınız.
Süreç nedir, kim ne konuştu, hangi mutabakat yapıldı, bilmiyoruz.
Ama halktan koşulsuz, sorgusuz destek isteniyor.
40 bin kişinin katilleriyle ilgili tek bir yargılama yapılmadan ,tek bir eleştiri bile getirmeden,televizyon programlarında teröristlere methiyeler düzülüyor.Milletin onuruyla, hafızasıyla alay ediliyor.
Kusura bakmayın.
Ama 40 bin şehit vermiş, 15 Temmuz’u ve hendek savaşlarını yaşamış bir millete, aynı senaryoları bir kez daha şeffaflık olmadan anlatamazsınız!
Seçme seçilme hakkı kaldırılan, yurtdışından sipariş veremeyen, vize alamayan, alım gücü yerlerde sürünen, ormanları gölleri kıyıları talan edilen, demokratik hakları askıya alınan, dünyanın en çok çalışıp en az kazanan milleti olarak Türkiye Yüzyılı ile çağa damgamızı vuracağız
Kendi çocuklarımıza sahip çıkarız, endişemiz bu değil. Garibanın çocuğuna sahip çıkmak için elimizde kalan son şey zorunlu eğitim. Zorunlu eğitim bu ülkenin çocuklarının çocuk kalabilmesinin tek çaresidir.
Yaşam kalitenizi büyük oranda çevreniz belirliyor. İyi konuşan insanlarla iyi konuşuyor, iyi giyinen insanlarla iyi giyiniyor, vizyonlu insanlarla gelecek planları yapıyorsunuz. Hayat kısa: kontrolcü, kompleksli, kibirli kimselerle kaybedecek vakit yok. İyi çevre iyi hayattır.
Taksim'de "kadın cinayetlerini durduracağız" sloganı yasak, "hak hukuk adalet" sloganı yasak, "geçinemiyoruz" sloganı yasak, "kahrolsun laiklik, ya onlar ölecek ya biz, yakın bu binayı" diye bağırmak serbest yani.
Tam bir Ortadoğu ülkesi olduk. Açlıktan ölsen bile önce din Allah kitap. Ülkeyi bu hale getirenler zevk ve sefa içinde. Zenginlikleri parayla bile ölçülemiyor artık