Nasıl bir tiyatro bu ya?
TFF başkanı, “en yüksek koruma statüsündeki SİT alanı” ilan edilen Bargilya Sulak Alanı’na 4000 villa dikmek için Milli Takımı resmen kullanıyor. Biraz baktım, Ağaoğlu bu bölgeyi 20 yıldır imara açmaya çalışıyormuş. İzinlerin alındığı da kesinlikle yalan.
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması, ifade özgürlüksüzlüğümüzün yine suratlarımıza haykırılmasıdır. Kimse bunu "öyle yaparsan böyle olur" numaraları ile hafifletmeye kalkmasın. Deniz Göktaş'ın bu durumu asaletle taşıması ve hatta ön görmüş olması da bu durumu daha yutulur kılmaz.
Üçüncü dünya ülkesi vatandaşını sömürüp bunu kalp ısıtan bir hikâye gibi anlatmış. Asabım bozuldu.
Dünyanın her yerinde paryalık yapan Filipinlilerin olması üzerine düşünüp araştırmıştım niye böyle diye.
Önce sömürgeciler tarafından sömürülen, sonrasında ise ülkenin idaresini eline alarak ülkenin kaynaklarını kontrol ederek sömüren birkaç ailenin elinde oyuncak olan bu ülke, aslında kaynaklar açısından fakir olmasa da bu sömürülme süreçleri yüzünden halkı ileri derecede yoksullaşmış.
Bunun sonucunda milyonlarca Filipinli dünyanın çeşitli ülkelerinde paryalık yaparak ülkelerinde yaşayan yakınlarının hayatta kalması için onlara para gönderir hâle gelmiş. Bu düzen, ülkenin ekonomisinin kendini çevirmesini sağlayan nedenlerden biri bu arada. Sömürü kısırdöngüsü yani...
Kılık kıyafetlerden anladığım kadarıyla bu protestoyu yapanlar aslında bu beachlere girebilecek ekonomik güce sahip. Ama yine de haklarını savunuyorlar. Çünkü mesele para değil. Bu beachlere girecek maddi durumda olmayanlar ise bu insanları anarşik terörö diye suçluyordur...
One cannot underestimate the significance of these visuals: Turkish police are raiding the headquarters of Turkey’s founding—and arguably largest—political party. Decades from now, this will be written into history, whether as a moment of change or further state consolidation.
İnanın yazmakla bitmez. Bazıların yazayım.
Mesela 2000’li yılların ortalarında Dolapdere’de sokakta yaşayan ve risk altındaki çocuklar için merkezler, göçerler ve dezavantajlı azınlıklar için Tarlabaşı Toplum Merkezi gibi daha birçok sosyal proje yürütülüyordu. Üniversite yalnızca akademik bir kurum değil, toplumun en kırılgan kesimlerine temas etmeye çalışan bir dayanışma alanıydı.
2015 yılındaki Büyük Nepal Depremi’nde öğrencilerimle birlikte psikososyal destek için Nepal’e, Katmandu yakınlarındaki Lele Köyü’ne gitmiştim. Kast sisteminin en altında yer alan "dokunulmaz" denilen azınlık ağır kayıplar ve yıkım yaşamıştı. Amacımız yalnızca psikososyal destek değil, aynı zamanda bir köy okulu inşa etmekti. O dönemin Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Aydın Uğur hocamız okulun inşa masrafını karşılamıştı (devri daim olsun).
Mardin, Ağrı, Siirt, Diyarbakır, Adıyaman ve Van’ın kırsal bölgelerinde yürüttüğümüz cinsel şiddeti önleme çalışmalarında da üniversite hep yanımızda oldu. Malawi’den Van’a, Kars’tan Mardin’e, Erzurum’dan Ağrı’ya kadar birçok köy okullarını Bilgi’deki psikoloji öğrencilerimle birlikte inşa ettik. Nitekim Türkiye genelinde yürütülen Çocuğa Şiddete Dur de Kampanyasını ve Cinsel İstismarı Önleme Hareketini Bilgili Öğrencilerimle organize edip yönettik.
Bugün bir üniversiteyi yalnızca binalarla, tabelalarla ya da diplomalarla anlatmak mümkün değil. Bir üniversitenin gerçek hafızası dokunduğu çocuklarda, umut verdiği gençlerde, dayanışma kurduğu köylerde ve insanların hayatında bıraktığı izlerde yaşar. #BilgiÜniversitesi bunu yaptı. Sadece diploma vermiyor Bilgi, Halka iniyor, temas ediyor, dönüştürüyordu.
Fotoğraftaki dikkat çeken bir detay da şu:
CHP Lideri Özgür Özel, TOMA’ya çıktı ve kendisiyle yürüyen on binlere yüzünü döndü.
Yürüyüşe eşlik edenlerin kimi “bozkurt” kimi “yumruk” selamıyla karşılık verdi.
Ankara’da tarihi bir kare.
This is the official end to democracy in Türkiye. The main opposition party, the founding party of the Turkish Republic, is taken over by the regime, and the new puppet “leader” is installed by Erdogan. If European leaders continue their dealings with Erdogan as if it is still business as usual, they will be partners in crime and will bear the burden of shame.
Bilgi Üniversitesi çok özel bir kurumdu. Özellikle dillere destan bir müzik bölümü vardı. Departmanın başında Neşet Nükhet Ruacan ikilisi vardı, yine kurucuları arasında Ali Perret vardı ve öğrencileri gece gündüz okuldaydı şaka yapmıyorum. Gece 2’de Kuştepe kampüsünde öğrenciler Whiplash hesabı müzik çalışıyordu.
Düşün Anadolu’dan üniversiteye okumaya gelmişsin, bu öğrenciler her hafta üniversite salonunda konser veriyor. Ben caz sevmezdim cazı bu öğrenciler sevdirdi bana. Konsere yalnızca kendileri değil İmer Demirer, Aydın Esen falan katılıyor. Bu canlı müzik şöleninde büyüleniyorum.
6 ay önce Tarsus’ta bodrum katta Amerikan bilardo oynuyordum duman altında amk. Bugün bu seviyede bir konsere 5 bin TL domalıyorsun. Bilgi’de bu haftalık bir faaliyetti.
24 yıl çalıştım Bilgi Üniversitesi'nde. Bilgi’nin en sevdiğim yanı sadece ders anlatan bir üniversite olmamasıydı. Yıllarca Kuştepe’nin yoksul halkına kapılarını açtı, okuma yazma eğitimlerinden bilgisayar kurslarına, spor çalışmalarından meslek edindirme programlarına kadar çocukların, gençlerin, Roman halkının güçlenmesi için çabaladı. Sonra Dolapdere Kampüsünde de aynı şeyi yaptı. Mahallenin çocuğunu, gencini, kırılganını dışlamadan kucakladı, geliştirdi.
İstanbul Bilgi Üniversitesi binlerce öğrencinin hayali, yüzlerce akademisyenin emeği, bu ülkenin hafızasıydı.
Kuştepe’den Dolapdere’ye, yoksul mahallelere, kırılgan gruplara, gençlere dokunan bir sosyal adalet fikriydi.
Bugün yaşanan sadece bir kurumun kapanışı değil, yılların birikiminin, emeğinin, akademik özgürlüğünün ve ortak hafızasının dağılmasıdır.
#BilgiÜniversitesi