Timur Soykan: “230 tane belediye başkanı CHP’den ayrılıyor ve yeni partiye geçecekler. Bakın, tam o gün sabaha karşı Üsküdar Belediyesi’ne operasyon yapılıyor.
Sinem Dedetaş’ı sabaha karşı evinden götürüyorlar. Bunu çekiyor, kaydediyor ve medyaya servis ediyorlar.
Niye bu kadar prodüksiyon yapıyorlar biliyor musunuz? Herkese mesaj veriyorlar. Belediye başkanlarına diyorlar ki: ‘Bakın, tutuklanırsınız. Böyle olursunuz.’
Tam o gün olması rastlantı değil. Sinem Dedetaş’ın, Üsküdar’ın hedef alınması rastlantı değil.
“Üsküdar’ı yıllar sonra ilk defa sosyal demokrat bir belediye başkanı kazandı. Üsküdar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’daki ikametinin olduğu bölge. Erdoğan İstanbul’u kaybetti, bir de Üsküdar’ı kaybetti. AKP’liler çok kızgındı ve şimdi bu operasyon yapıldı.”
Özgür Özel ‘Yeni Parti’yi Kurdu!
Yeni Parti Kurucular Kurulu:
Kuruluş sürecine ilişkin resmi başvurular, ilgili tüm kurumlar nezdinde eksiksiz şekilde tamamlanmıştır.
Ülkemizin geleceği için sorumluluk almaya ve milletimizle birlikte güçlü bir gelecek inşa etmeye kararlıyız.
@eczozgurozel
@ypgenelmerkez
#yeniparti
Kara para aklama iddiasında bulunabilmek için evvela ortada bir öncül suç olması, bu öncül suçtan elde edilen gelirin aklanması söz konusu olmalıdır. Kişinin kendi firmasından avans mahiyetinde ödemeler alması hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturmayacağından zaten öncül suç iddiası ortadan kalkıyor.
Üstelik kara para aklama iddialarında paranın çıkış noktasından varış noktasına dek takibinin yapılarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekir.
Oğuzhan Uğur'un ticari veya şahsi olarak işlem yaptığı 3 şahsın, Mehmet Sait Köse ile "mali ilişkisinin" olması, bu şahıslardan Mehmet Sait Köse'ye para aktığı anlamına gelmediği gibi; Mehmet Sait Köse'nin şüpheli Yeliz Kaya'ya 550.000 TL göndermiş olması, bu paranın kaynağının Oğuzhan Uğur olduğunu hukuken ve mantıken göstermez. Aradaki 3 şahsın ticari hayatının tek öznesi Oğuzhan Uğur değildir.
Bilirkişi raporunda sunulan mali trafik, dairesel ya da organize bir "para aklama/aktarma zinciri" değil; hayatın olağan akışı içinde herkesin başına gelebilecek "üçüncü ve dördüncü derece sıradan ticari temaslar" niteliğindedir. Paranın yönü, miktarı ve tarafların çokluğu, Oğuzhan Uğur'un bu suç dosyasının bir "halkası" olmadığını, aksine dosyaya tamamen dışsal unsurlar olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu basit analiz yapılmadan tutuklamaya sevk etmek açık hukuka aykırılıktır.
Aşağıdaki basit şema dahi kara para aklama iddiasındaki zincirin kopuk olduğunu net olarak ortaya koymaktadır.
allah'u ekber nidaları, tekbirler, bozkurt işaretleri, ülkücü bıyıkları, vatan millet sakarya edebiyatı, hamaset, goygoy, yaygara, şamata, şımarıklık ve sonuç: 48 takım içerisinde gol atmadan elenen ilk takım.
Az once takipcim haber verdi
2024 Aralik ayinda Buket Aydin'in programindan bir kesit.
Sayin Ozgur Ozel'in dogum haritasi ile ilgili konusuyoruz.
Izlemenizi tavsiye ederim...
Öğrencilerin günler süren tepkisi sonuç alıyor gibi görünüyor.
Ankara’da konuşulanlara göre Bilgi Üniversitesi’nin kapatma kararından geri dönülecek. Üniversitenin kapılarının yeniden açılması Resmi Gazete’de duyurulacak.
Şebnem Ferah’a verilen reaksiyonu sadece ‘müzik zevki’ sanıyorsanız mevzuyu kaçırıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir rock sanatçısına bilet almıyor. Kendi gençliğine, kaybettiği ülkeye, artık var olmayan bir atmosfere dokunmaya çalışıyor.
Bir dönem üniversite şenlikleri vardı bu ülkede. Gerçekten vardı. Öğrenci dediğin şey AVM’de story çekip kahve zincirinde oturan bir müşteri profili değildi sadece. Çimlerde saatlerce oturulurdu. Vega çıkardı. Şebnem Ferah çıkardı. Mor ve Ötesi çıkardı. İnsanlar birbirine benzemeden aynı yerde durabiliyordu.
Ve en önemlisi, herkes bu kadar öfkeli değildi.
Şimdi daha çok Z kuşağı, ‘Şebnem kim ya’, ‘vasat rockstar’ falan yazıyor. Yazabilir. Zevk meselesi. Kimse herkes aynı şeyi sevsin demiyor zaten. Ama bazı yorumlarda korkunç bir tarih yoksunluğu var. İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. Çünkü bazen cehalet, fikir sahibi olmak değil; bağlamdan habersiz özgüven oluyor.
Arkadaşlar, muhtemelen çoğunuz müziğe Spotify algoritmasıyla doğdunuz. Biz bir şarkının klibini görmek için saatlerce power, mtv falan açık bekliyorduk. Siz her şeye sınırsız erişimle büyüdünüz ama hiçbir şeye tam bağlanamadan büyüdünüz. Aradaki fark bu.
Bir de şu var. O dönem insanlar birbirini sürekli politik kimlik etiketiyle tartmıyordu. Şimdi bir sanatçının söylediği bir selam, ettiği bir cümle yüzünden komple insan silmeye çalışılıyor. Herkes birbirine savcı gibi davranıyor. Sürekli bir linç mahkemesi kuruluyor. Bu konuda bile ve bu çok yoruuc maalesef:)
Bu yüzden Şebnem Ferah’a olan ilgi sadece nostalji değil. İnsanların ‘normal’ hissedebildiği son dönemlerden birine duyduğu özlem. Tıpkıı Çilekeş'de olduğu gibi. Ama tabi ki ve tabi ki Şebnem'in sesini, müziğini, performansını, hep bi ağızdan o şarkıları söylemeyi özledik. Mevzuyu basitleştirmeyim :)
Ama kötü haber de şu ki, bazı şeyler geri gelmiyor. Mesele sadece bir konser hiçbir zaman değil. Ülkenin ruh hali değişti. Kampüs kültürü gitti. Ucuz konserler gitti. Bir arada yaşama refleksi gitti. Genç olmanın o hafif yanı gitti.
Şimdi geriye dönüp bunu anlatınca bazı insanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz. 🥲
Bir Müdür yardımcısının dikkat çeken paylaşımı:
"BU BİR İHBARDIR!
Müdür yardımcısı olarak görev yaptığım okulumun önünde; bu akşam mesai bitimime yakın, serseri edasıyla takılan, ailerilerinin veremediği terbiyeyi okulda vermeye çalıştığımız kendi okulumdan 4-5 öğrencime “evlerinize gidin evladım, buralarda dolanmayın” dedim. Baktım laftan anlamıyorlar birinin sırtından HAFİF İTEREK “hadi olum dağılın, doğru evlerinize gidin” dedim.
Öğrenciler biraz uzaklaştıktan sonra sırtından iterek uyardığım öğrenci geri döndü ve “buna hakkınız yok hocam, burası okul dışı, beni itemezsiniz” dedi.
İki gündür yaşanan olaylara zaten canım sıkkın, o hışımla öğrencinin yanına gidip nelere hakkım olup olmadığı hususunda, fiziksel bir müdahelede bulunmadan kendisiyle fikir alış verişinde bulundum.
Hani olur da; sesimi yükselterek öğrencinin psikolojisine olumsuz etkide bulunmuşumdur, bağırarak öğrenciyi incitip moralini bozmuşumdur, o öğrenci yarın bir gün beni yetkili makamlara şikayet ederse, şimdiden KENDİMİ İHBAR EDİYORUM.
Zamanında bir milli eğitim bakanının “Senin saçını keserlerse bana söyle, ben de müdürün saçını keserim”, “Velimi üzeni, ben de üzerim” saçmalığıyla başlayan yozlaşmanın geldiği bu durum içler acısı maalesef. Kimler doğrudan veya dolaylı olarak bu berbat durumdan sorumluysa yatacak yerleri yok.
Yazıklar olsun…"
Tarihi eğrisi doğrusuyla, taraf tutmadan anlatan, engin bilgisiyle, enerjisiyle gıpta ettiğimiz, tarihi sevdiren kocaman gülüşlü büyük ustamızı kaybettik… Başımız sağolsun…
#ilberortaylı
İstiklal marşımız bu ülkenin bağımsızlık mücadelesini anlatmıştırÜlkemiz Türkiye’dir…
Dilimiz Türkçe’dir…
Marşımız daTürkçe’dir…
Ne anlattığını anlamak isteyenler kendi dillerine tercüme edilmiş halini sadece OKUYABİLİRLER…
Marşımız ARAPÇA veya başka bir dilde SÖYLENEMEZ ‼️