Hayvan sahibi olmak ile çocuk sahibi olmamak arasında bir korelasyon yok.
Yani sahibi olmak doğum oranını etkilemiyor, örneğin ABD’de hayvan sahibi olma oranı Türkiye’den daha fazla aynı zamanda doğum oranı da Türkiye’den daha fazla.
Hayvan düşmanlarındaki nefret öyle pervasız ki doğum oranlarının düşmesini bile alakası yokken hayvanlara bağlıyorlar.
Burada yazılanın aksine psikoloji literatürü şunu gösteriyor:
Yüksek zekâlı insanlar akademik olarak daha başarılı, sosyal olarak daha uyumlu ve iletişim problemi daha az insanlar.
Enis Doko (@enis_doko) yazdı:
Modern Yetimler
https://t.co/BUqR6ZhKXd
“Kalpte olmayan bir ebeveynin yarattığı yetimlik deneyimi çok daha derin ve kalıcı olabilir.
Zira bir çocuk için en büyük yalnızlık kimsenin olmaması değil, birilerinin olup aslında orada olmamasıdır.
İşte bu noktada “modern yetimlikler” başlar.
Listenin başında dijital yetimlik var. Bu grupta ebeveyn ile çocuk arasına ölüm girmez belki ama dijital dünya girer.”
Günümüz dünyasında gelişen olanaklar nedeniyle artık okulun asıl özgün işlevi bilgi aktarmaktan çok, kişinin psikolojik olarak sağlıklı yetişmesini sosyalleşmesini olgunlaşmasını sağlayıcı bir ortam oluşturmaktır.
Bu da duygu regülasyonu ve iletişim becerilerinin, etik ve ahlaki kavramların kazandırılmasını ve sağlıklı benlik gelişimininin desteklenmesini içerir.
Bu unsurlar okul müfredatının asli hedefleri olmalıdır.
Bunun için her öğrenciyle yeterince ilgilenecek düzeyde ve sayıda psikolojik danışmanların okul kadrolarında yer alması önceliklidir. @turkpdrdernegi@TPDBilgi@PsikiyatriDer@tcmeb@ASBUedu@BilisDavranis
@pantoprazol02@enis_doko Yaşadıklarınızın sizin bu noktaya getirmesi çok anlaşılır. Şu an öncelik çocuk yapmak değil, sizin iyi olmanız. Travmalarla tek başınıza baş etmek zorunda değilsiniz, psikoterapi bu yükü hafifletmek için güçlü bir alan açabilir.
Sevgiler🙏🌸
Kimseye çocuk yap ya da yapma demem, herkesin elbette kendi kararı. Ancak bence bu görüş önemli bir mutluluk kaynağını atlıyor; bağlanmanın verdiği mutluluk. 32 yıllık hayatımda yaşadığım hiçbir şey bana çocuğumla kurduğum bağ kadar mutluluk vermedi.
Bir içerik üreticisi, çocuğunun olmamasının hayatına büyük bir avantaj sağladığını iddia etti:
“Bana hep soruyorsunuz ya ‘Nasıl bu kadar çok geziyorsun?’ diye. Çünkü çocuğum yok.
Geleceğini düşünmem gereken, okuluna göre kendimi ayarlamam gereken, hastalanınca başında beklemem gereken bir çocuğum yok.
Hayatımı tamamen kendi isteklerim ve mutluluğum üzerine kurdum.
Hiç kimse için üzülmek ve endişe duymak istemiyorum. Hayat başkalarına göre yaşamak için çok kısa.
30-40 yıl sonra bu yaşlarım için pişman olmak istemiyorum. Her şeyi yaşamak istiyorum.”
İnsan ilişki kurarak kendini gerçekleştirir ve iyi hisseder. Yalnızlık bizim ruh sağlığımıza zararlı. Sadece çocuk için geçerli değil; her ilişkide sorumluluk var, emek var.
Küçük Prens'in dediği gibi; "Ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden".
Kendime şunu hatırlatıyorum: yeterince iyi bir ebeveyn olmak, oyundan hiç sıkılmamak demek değil. Sıkılsam da bazen durup eşlik edebilmek, onun dünyasını önemsemek demek.
Çocuklarla oyun oynamak benim için de çok sıkıcı. Bir yandan da biliyorum ki çocuklar için hayat, oyun demek. Landreth'in dediği gibi; kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oyun oynar. O yüzden kendi adıma her gün oyun oynama kapasitemi geliştirmeye çalışıyorum.
Çocuğumun temel ihtiyaçlarını karşıladıktan ve onu sevdikten sonrası bana çok sıkıcı geliyor. Oyun oynamaktan, resim yapmaktan, çocuk kitabı okumaktan nefret ediyorum. Ben istiyorum ki gerçek eylemler yapalım; gezelim, yüzelim, yemek yapalım, dans edelim, sohbet edelim...
Sosyal Medya annelik, hamilelik, doğum ve doğum sonrası süreçleri korkunç, hastalıklı ve çirkin bir şeymiş gibi gösteren, travmatize eden sayısız bu tarz içerikle dolu.
1 yaşında bebeğim var. Asla böyle bir vaziyet yaşamadım. Tek bir çatlağım olmadı. Kilo kilo diye korkutuyorlar, spor bile yapmadan birkaç ay sonra aldığım kiloların çoğunu kendiliğinden verdim. 6 ay sonra ise tamamen eski fiziğimdeydim. Ki kilo veremeyebilir, eski fiziğime dönemeyebilirdim de, vurgu bu değil. (Sürecini böyle geçiren milyonlarca kadın da var)
Bu içerikler yüzünden annelik ve hamilelik deneyiminden iyice korkan, asla anne olmak istemeyen sayısız genç kız, kadın var. Zaten korkunç bir doğum hızı düşüşü varken bu tarz içeriklerin artışı asla normal değil.
Herkes bu tarz şeyler yaşamıyor, evet yaşayanlar da var. Evet hamilelik, doğum ve annelik süreci çok zor. Ama böyle travmatize edildiği gibi de değil.
Ve en önemlisi bedenimizden ibaret değiliz. Bizi biz yapan tek şey bedenimiz, görüntümüz ve çekiciliğimiz değil. Velev ki böyle görünsek bile değerimizden tek şey kaybetmiyoruz ki. Şunu içselleştirelim artık: Bedenimizden ibaret değiliz.
Epstein’in tüm sapıklıklarının ağırlıklı olarak Batılı erkekler arasında ve Batı’da kurumsallaştığının ortaya çıktığı günlerde, Ortadoğu’lu erkekleri oryantalist bakışla pislik ilan etmek için gerçekten baya bi pislik eziklik içinde olmak gerekiyor.
Arkadaşlar... Linç yemeyeceksem.... Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi kitabının 10 sayfasına zor dayandım.
Kitapla ilgili sevdiğim tek şey: "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum..."