hayatım boyunca hep vazgeçmeyi öğrenmek istemiyorum bir kere olsun bir şeye sımsıkı tutunup onu hiç kaybetmeden yaşamanın nasıl bir his olduğunu yaşamak istiyorum
Psikolojiye göre; Tepki verememek, duyguların yok olması değil; çok fazla duygunun aynı anda içeri hücum edip zihni kitlemesidir. İnsanın çığlık atması gereken yerde susması, ağlaması gereken yerde boş gözlerle bakması, ruhun o an acıyı hissetmeyecek kadar derin bir şok dalgasıyla uyuştuğunun kanıtıdır..
bi ilişki bittikten sonra bitmesini kabullenmek zor değil ama sandığın kadar sevilmediğini kabul etmek insanın epey vaktini alıyor. sonra neyi hak ettiğini ve sana ne verildiğini görünce bir daha o defteri açmamak üzere kapatıyorsun. iyileşmek farkındalıkla geliyor. şükür diyelim
Marcus Aurelius çok haklıydı: Dostlarını kaybedeceksin, sevgililerini kaybedeceksin, alıştığın o rahat konfor alanını kaybedeceksin.
Ama eğer tüm bu kayıpların içinde kendini bulmayı başarırsan, kralların sahip olduğundan çok daha büyük bir servet kazanmışsındır. Kendini kazandığın yerde, hiçbir şey kaybetmiş sayılmazsın.
eski arkadaşlarım artık kim olduğumu bilmiyor.
yeni arkadaşlarım ise eskiden kim olduğumu hiç bilmiyor.
artık hikayemin tamamını benden başka kimse bilmiyor.
İnandığım bir teori var. Bir yer, insan ve durum hayatınızda artık olmaması gerekiyorsa sizi sürekli hayal kırıklığına uğratıyor. Tekrarlayan hayal kırıklığı rastlantı değildir. Sorun tek olay değil, yolun kendisidir.
Hayatta en önemli şey doğru insanı bulmak değil,yanlış insanı fark ettiğin anda gidebilmektir.Çünkü doğru insan biraz şansa,zamana ve tesadüflere bağlıdır.Ama yanlış olandan vazgeçebilmek; öz saygınının,kendine verdiğin değerin ve kendi yanında durabilme cesaretinin göstergesidir