Neştere Kelepçe Takılırsa, Makası Kader Tutar
“Tıp matematik değildir.”
Aslında bütün mesele bu tek cümlede saklıdır.
Çünkü matematikte 2+2=4 eder.
Tıpta ise aynı ameliyatı aynı teknikle, aynı cihazla, aynı ilaçlarla yaptığınız iki hastadan biri ertesi gün yürüyerek taburcu olur, diğeri beklenmedik bir komplikasyon geliştirir.
İnsan bedeni Excel tablosu değildir.
“Enter” tuşuna basınca aynı sonucu veren bir yazılım hiç değildir.
Her insan, milyarlarca hücrenin yazdığı benzersiz bir romandır.
Bazı sayfaları doktor da okuyabilir…
Bazı sayfaları ise yalnızca hayat yazar.
Bugün bazı insanlar tıbbı, otomobil servisi zannediyor.
Yağ değişti mi?
Değişti.
Parça takıldı mı?
Takıldı.
O zaman neden motor bozuldu?
Çünkü insan Toyota değildir.
Yedek parçası katalogdan sipariş edilmez.
Garanti belgesi de fabrikadan verilmez.
Komplikasyon…
Tıbbın en yanlış anlaşılan kelimesi.
Sanki doktorların uydurduğu sihirli bir kaçış cümlesi gibi görülüyor.
Oysa komplikasyon;
Pilotun türbülansa yakalanması gibidir.
Kaptan denizi ortadan ikiye ayıramadığı için geminin dalga görmesi gibidir.
İtfaiyecinin ateşin sıcak olmasına şaşırmaması gibidir.
Risk, yapılan işin doğasında vardır.
Cerrahi; satranç değildir.
Cerrahi, bazen satranç taşlarının da canının olduğu tek oyundur.
Elbette hata olur.
İhmal olur.
Yanlış olur.
Bunun hesabını hukuk soracaktır.
Sormalıdır da.
Fakat hukuk da kendi hukukuna uymalıdır.
Aksi halde adalet terazisi, öfke kantarına dönüşür.
Ve kantarla vicdan tartılmaz.
Bir hekimin daha bilirkişi raporu olmadan, bilimsel değerlendirme yapılmadan, kusur ortaya konmadan suçlu ilan edilmesi…
Ormanda ilk ağacı kesmeye benzer.
Kimse ses çıkarmaz.
Çünkü sadece bir ağaç gitmiştir.
Sonra ikinci…
Sonra üçüncü…
Bir gün herkes gölge aramaya başlar.
Ama artık orman kalmamıştır.
Hekim korkarsa ne olur?
Riskli hastaya dokunmaz.
“Başka merkeze sevk edelim.”
“Üniversiteye gitsin.”
“Ben alamam.”
Bu cümleler çoğalmaya başlar.
Sonra vatandaş kızar.
“Doktor niye bakmıyor?”
Çünkü yıllarca kahraman olmasını istediğiniz insanı, ilk kötü sonuçta sanık sandalyesine oturttunuz.
Kim kahraman olmak ister?
Ödülü alkış…
Cezası kelepçe olan bir mesleğe kim gönüllü olur?
Bugün kadın doğum…
Yarın beyin cerrahisi…
Sonra kalp damar…
En sonunda acil servis…
Derken geriye yalnızca bina kalır.
Koridorlar pırıl pırıldır.
MR cihazı çalışıyordur.
Robotik cerrahi sistemi milyonlarca liraya alınmıştır.
Fakat robotun başında insan yoktur.
Çünkü korku, en pahalı sağlık personelidir.
Bir kez işe girerse kimse onu emekli edemez.
Bazıları zannediyor ki doktorlar dokunulmazlık istiyor.
Hayır.
Doktorlar yalnızca şunu söylüyor:
“Önce bilim konuşsun.”
Sonra bilirkişi…
Sonra hukuk…
En son gerekiyorsa ceza…
Medeniyet dediğimiz şey tam olarak budur.
Sıralamanın korunması.
Bugün öfke ile verilen her karar…
Yarın ambulans sireni olarak geri döner.
Çünkü doktor yetiştirmek on beş yıl sürer.
Doktor kaçırmak ise bir manşet kadar kısa sürer.
Mitolojide Asklepios’un elinde bir asa vardı.
Bugün o asanın etrafındaki yılan hâlâ tıbbın sembolüdür.
Ama biz böyle devam edersek…
Yakında o asanın etrafına bir de kelepçe resmi çizmek gerekecek.
Belki yeni sağlık logosu bu olur.
Altına da şu yazılır:
“Komplikasyon yasaktır.”
Ne kadar absürt değil mi?
İşte tıbbın doğasını inkâr etmek de tam bu kadar absürttür.
Hekimler ayrıcalık istemiyor.
Kimse kanundan üstün değildir.
Ama hiç kimse de kanunun altına itilmemelidir.
Çünkü hukuk, öfkenin değil; aklın mesleğidir.
Tıp ise mucizenin değil; olasılıkların sanatıdır.
Bu iki gerçeği birbirine düşman ederseniz…
Kaybeden yalnızca doktor olmaz.
Kaybeden, bir gece yarısı kapısını çalacağı hastanede, ameliyat masasına uzanacak olan hepimiz oluruz.
Ve o gün şu soruyu sormak zorunda kalırız:
“Doktorlar nereye gitti?”
Cevap acı olacaktır:
“Biz onları korkuttuk.”
Neştere vurulan her kelepçe, eninde sonunda hastanın nabzına kilit olur.
@saglikbakanligi@drmemisoglu
@tripanatolia@atudanorder@pops_mensah Yeşil alan hastası değilseniz sorun olmaz zaten, gerçekten acil bir durumunuz varsa zaten ödeme yapmazsanız, ha olur da acil bir durum tespit edilmez, zaten kırk yılın başında gidiyormuşsunuz. Sonrasında aile hekimi Özden randevu oluşturarak bir daha ekstra ücret ödemezsiniz de.
@askoveterso@Bladesinger15@GundemiAntep27 Yasalar "kendi aramızda" toplum hak ve hürriyetini koruduğu gibi, sorumluluk çizgilerini de belirler. Eğitime bu kadar kapalı, yaşadığı toplumundaki kurallarının neden var olduğundan habersizlere hizmet vermek zor.
Gerçi senin okuduğunu anlama seviyesinden başlaman lazım.
Yoğun bakımcı olarak şunu diyebilirim: maalesef malprakris davaları hekimleri bu hale getirdi.
Eskiden ölümü beklenen hastaları evine gönderirdik. Yakınlarının yanında son nefesini verirdi.
Artık insanlar beyaz badanalı 4 duvar arasında can veriyor.
Eve göndermezsen hasta acı çekiyor ama gönderirsen de sistem diyor ki bu kişiyi eve gönderdin ve öldü. Göndermeseydin belki ölmeyecekti. O yüzden suçlusun.
Ama hastayı eve göndermemiş olsakta yine kaybedilecekti. Fakat sistem böyle görmüyor ve hekimi cezalandırıyor.
Fazladan hastanede kaldığı sürede devletin cebinden binlerce belki milyonlarca lira tedavi masrafı harcanıyor. Ve sonunda hasta yine kaybediliyor.
Günün sonunda kazanan ilaç ve medikal cihaz firmaları oluyor.
@po1in4 Mesai saati dışında, kimse rahatsız edilmez!! Bu insanlar sizin köleniz değil!! Doçent'le telelfon üzerinden iletişim kurup, bunu bir haltmış gibi anlatmadan da senin kalitesizliğin!!
Değerli dostlar,
Özellikle geçen hafta kamuoyunda çokça tartışılan ve ilk derece mahkemesi tarafından 108 milyon tazminata hükmedilen Malpraktis iddiası davası ile ilgili, dava içeriğini ve raporlarını okuyarak, dava hakkındaki oluşan kanaatimi paylaşmak isterim…
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, yaşanan olay sonuçları itibarı ile son derece ağırdır. Bu vesile ile evladımıza ve ailesine geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim.
Dosya içeriği incelendiğinde ATK raporu hekimin aleyhinde verilmiş. Bununla beraber yine dosya içeriğinde, bir tanesi KBB Baş Boyun Cerrahisi Derneği’nin olmak üzere, Türkiye’nin saygın Adli Tıp, Anesteziyoloji ve KBB Profesörleri tarafından verilen tam 4 rapor da olayın ‘komplikasyon’ dan ibaret olduğu ve hekimin kusuru bulunmadığı ifade edilmektedir. Ayrıca Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı’da benzer şekilde hekimin kusuru olmadığı yönündedir. Ayrıca Ceza Hukuku ile ilgili iki Profesörün bilimsel mütalaasında da, hekimin davranışı ile olayın sonuçları arasında çeşitli sebeplerden dolayı ‘İlliyet bağı’ olmadığı yönünde rapor verilmiştir.
Burada yer darlığı nedeniyle teknik ayrıntılara girmeden söylemek isterim ki, benim görüşüm de, yaşananların bir Komplikasyon olduğu yönündedir.
Henüz gerekçeli kararı görmemekle birlikte, mahkemenin lehte ve aleyhte raporlar arasındaki çelişkiyi giderici, ya bir Adli Tıp Üst Kurul raporu ya da güvenilir, denetlenebilir bir üniversite heyet raporu almadan bu kararı vermesi tartışılabilir.
Karar kabul edilse bile, aktüer hesabı üzerine çıkan çok ciddi rakam üzerine bir de ihtiyati haciz kararı vermesi daha da ilginç olmuştur.
Bir hekimden, sadece üst mahkemeye itiraz için bile, hayatı boyunca kazanamayacağı bir parayı bularak teminat göstermesi en hafif deyimiyle adil olmamıştır. Çünkü karar henüz kesin bir karar değildir ve kararın üst mahkemece bozulma olasılığı, en azından bana göre yüksektir.
Sonuç olarak,
1. Adli Tıp kurullarının yapısı ve yoğunluğu göz önüne alınarak, komplikasyon/Malpraktis davalarında, ilgili konu ile direkt ilgili ve mümkünse Sağlık Hukuku açısından tecrübesi olan bilirkişi grupları oluşturulmalı…
2. Mesleki Sorumluluk Sigorta sistemi acilen değiştirilmeli, sigorta miktarı sınırsız olmalı
3. Hasta, hekim, hukukçu üçgeninde EMPATİ kavramının şiddetle hayata geçirilmesi, hepimizin aynı gemide olduğu ve birbirimize husumet duyguları gütmenin bir anlamı olmadığı bir an önce anlaşılmalı
4. Problemlerin çoğunun sistem kaynaklı olduğu unutulmamalı, daha iyi bir sağlık ve hukuk sistemi adına ( en azından Medikolegal davalar açısından) hep birlikte çalışmalıyız…
@mehmetkaansnckl @DrSarperSaglam +++ bu denli yüksek bir meblağa sahip olmalı? Yahu buna nasıl tamam diyebiliyorsunuz? Mesela ben cerrahım, birader ben neden ameliyat yapayım bu denli riskleri alarak?? Yarın bir gün de 'cerrahlar ameliyat yapmıyor, vizdansiz bunlar' diye cemkirirsiniz. Sizler iflah olmazsınız.
@mehmetkaansnckl @DrSarperSaglam Ya arkadaş, hata yapan cezalandırılsın, bu ceza ne birader? Mantık ilişkisi kurmaktan bu yoksun beyinlerenmi sahipsiniz? Hadi kötüsünüz onu zaten biliyoruz, bu miktarlar haksız da olsa ses çıkarmayacaksınız da, doktor bile isteye bu cocugu bunu yapmadığına göre, hangi ceza +++
Okuduğunu anlamayan insanlar nasıl hukuk bitirebilmis orası çok garip.
Hasta yakını olarak düşününce tabi ki böyle bir olayla karşılaşmak istemezsin. Ameliyatlar riskler barındırır. Sonrasında bile riskler devam edebilir.
Ameliyatı yapan hekimler de hastamızı sakat bırakalım diye uğraşmıyor zaten. Mantık dışı bu söylediğiniz. Kusuru varsa çeksin cezasını. Cezası bu mu diye soruyoruz? O zaman bu şartlarda kimse ameliyat yapamaz hale gelirse riskleri kim almış olacak? Senin gidebilecegin bir başka Türkiye yok. Almanya'da, Amerika'da, Hollanda'da yapmıyorlar, sen buraya geliyorsun. Senin gidecek bir yerin yok.
Ama tamam herşey ve herkes mükemmeli istiyorsa yakında sonuçlarını görmeye başlarsınız. Dediğimiz bu.