Yorumlamam için çok mesaj aldım. Gerçekten çok fazla eksik de sayabilirim ama öyle bi dönemde olmadığımıza inanıyorum. Haddinden fazla zorlukla uğraşıyolar zaten, ben olduğu haliyle destekliyorum, size de önerim bu. Tasarımı zamanı gelince konuşuruz, istenirse destek de olurum.
15 yaşımda CHP’nin bayrağını astım.
22 yaşımda CHP için hapis yattım.
Bugün geldiğimiz noktada, uğruna bedel ödediğim partiye değil; o partiyi bu hale getirenlere itiraz ediyorum.
“AKP + MHP + Butlan CHP” düzeninin parçası olmayı reddediyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun uğrunda hayatlarıyla bedel ödediği mücadelesinde yanlarında olmaya devam edeceğim.
Her şey çok güzel olacak.
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Genel Merkezimizdeki iğrenç araç görüntülerinden sonra iki kelam etmek farz oldu:
-İki araç da partinin parasıyla alınmıştır, faturaları mevcuttur.
-Araçlardan biri 2022 yılında Kılıçdaroğlu tarafından alınmış ve kullanılmıştır. O aracı oraya koyanlar bunu bilmeyecek kadar cehalet sahibidir.
-Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Erdoğan Toprak, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır.
-Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
Şu temel nedeni görmezden gelerek sonuçlarıyla mücadele edemezsiniz.
Ne işte ne de eğitimde olanların yüksekliği ile mutsuzluğu Kolombiya'dan bile kötü...
Kaynak: @tepav, @guvsak
İsmail Arı'dan mesaj var: Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara'ya getirildim. Dosyama yeni twitler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler.
Memleketin en önemli yargı muhabiri Alican Uludağ 1 aydır tutuklu. Halbuki Adalet Bakanlığı bu kadar gündemdeyken hepimizin Alican’a ihtiyacı vardı.
Memleketin en önemli yolsuzluk haberlerini de İsmail Arı yapıyordu. Adalet Bakanı hakkındaki iddialar bu kadar gündemdeyken hepimizin İsmail’e ihtiyacı vardı.
Memleketin en önemli yargı muhabiri ve yolsuzluklar konusunda uzman gazetecisi hapiste.
Her ikisi de yargı kararlarıyla susturuldu.
Milletin Evi Saraçhane’de iradesine sahip çıkan yüzbinlerle büyük ve tarihi bir buluşma gerçekleştirdik.
Saatler boyunca kardeşlik atmosferi içinde devam eden devasa buluşmanın dağılması esnasında yine bilindik uygulamalar ortaya çıktı.
Kayda değer hiçbir sebep yokken, evlerine dönmekte olan 35 kişi gözaltına alındı.
Tüm gece boyu Vatan ve Fatih Emniyet müdürlüklerinde Hukuk Komisyomuzla gözaltı süreçlerini yakından takip ettik.
18 yaşının altında olan 19 kişinin ifadesi Fatih Emniyet Müdürlüğünde devam ediyor.
Vatan Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alınan 16 gencin 11’i serbest bırakıldı, 4’ü bugün saat 11:00’de savcılığa sevk edilecek.
Adliye süreçlerini de hukuk komisyonumuzla takip edeceğiz ve yanlarında olacağız.
Özellikle 18 yaşından küçük gençlerimizin 10 saat gözaltı aracında bekletilmesi ve ailelerine haber verilmemesi büyük bir endişeye sebep oldu.
Bu sert ve anlamsız tavrı anlamakta zorluk çekiyorum. Ülkemizin pırıl pırıl gençleri vatanlarına, geleceklerine sahip çıkmak için alanı doldurdu. Bu sistematik tahammülsüzlük neden? “Devletin gücünü” 15, 16, 17 yaşındaki çocukların üstünde mi test ediyorsunuz?
O güzel çocuklar sahipsiz değil
Türkiye’miz sahipsiz değil
Nerede bir mazlumun ahı varsa yanında biz olacağız!
Sn. @omerrcelik, Genel Başkanımız Özgür Özel’in bugün kamuoyuyla paylaştığı belgeler üzerine "Belgesi varsa yargıya gitsin" şeklinde bir açıklama yapmışsınız. Partimizin nicedir hukukçu kurmayıyım; size eksik bırakılan bir bilgiyi ilk elden vereyim istedim. Biz bu konular için belgelerimizle defalarca yargıya ve HSK'ya gittik.
Bir haber daha vereyim, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in bugün açıkladığı belgeleri de yargıya taşıdık.
📌 07.11.2025 tarihinde, Akın Gürlek'in Lüksemburg merkezli ETIMINE SA şirketindeki kanuna aykırı yönetim kurulu üyeliği belgeleriyle HSK'ya,
📌 17.12.2025 tarihinde, Tema İstanbul 2 ve Senfoni Etiler'deki hayatın olağan akışına aykırı astronomik gayrimenkul trafiğini (Haksız Mal Edinme) delilleriyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına,
📌 26.01.2026 tarihinde ise reddedilen dosyamız için (Karar No: 2025/23972) yeniden inceleme talebiyle tekrar HSK'ya başvurduk.
Ancak belgeleriyle yargıya yaptığımız her başvuru bir biçimde ya hukuka aykırı şekilde kapatıldı ya da HSK'da beklemeye alındı. İşin en trajikomik yanı ise, şikayetlerimizi değerlendirecek olan HSK'nın başında şimdi Adalet Bakanı sıfatıyla bizzat şikayet edilen kişi, yani Akın Gürlek oturuyor.
Baktık ki yargıya giderek, yargıyı kilitleyenlerden bu gerçeğin hesabını sormak fiilen imkansızlaştırdı; Genel Başkanımız da bu durumu halka götürdü ki kararı milletimiz versin.
Belgeler savcılık ve HSK raflarında duruyor, dileyen bakabilir.
Takdir yüce milletimizindir.
Medyada yer alan haberlere göre cami talebi Diyanet İşleri Başkanlığına ait. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş. Safi Arpaguş aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfı mütevelli heyeti başkanı. Vakfın kuruluş gayesi kendi sitesinde şöyle belirtilmiş:
“Diyanet İşleri Başkanlığının faaliyetlerine destek olmak, din hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması ve dini hizmetlerde görev alacak neslin yetiştirilmesi”
Bu vakfın Üsküdar Altunizade’de 17 bin 254 metrekare büyüklüğünde, epey iyi bir konumda bir parseli var. Parselin konumunu görmek isterseniz işte şurası:
https://t.co/srJJmMJDA6
Halihazırda bu parselde 2. el araç alım-satımı yapan bir firma bulunuyor. 1,5 hafta evvel bu parsele ilişkin bir plan değişikliği hazırlandı. Planın hazırlanmasına neden olan şey, Bakanlık tarafından bu alan için alınmış olan Rezerv Yapı Alanı kararı. Bu karardan yola çıkarsak, şöyle bir değerlendirme yapabiliriz: Öyleyse buraya afet riskini azaltmaya dönük rezerv konut yapılacaktır. Fakat gerçekte durum böyle değil. Madem ki parsel Türkiye Diyanet Vakfı’na ait, herhalde cami ya da benzeri bir işlevle yapılaşılacak diye de düşünebiliriz. Fakat bunun için rezerv yapı alanı kararı alınmaz ki!
Ne olduğunu anlatıp, sizi daha fazla merakta bırakmayayım:
Bu parselin 5.800 metrekaresine yeşil alan ve zemin altı otopark, kalan 12.000 metrekarelik alana ise Özel Sağlık Tesisi yani özel bir hastane yapılacak.
Şimdi soru şu: Kadıköy’deki İSPARK alanında ısrarla cami yapmaya uğraşırken, Altunizade’de Türkiye Diyanet Vakfı arsasına özel hastane yaptırma uğraşısının altında yatan motivasyon nedir?
Diğer soru ise şu: Rezerv yapı alanı kararı alınarak özel hastane yapılmasının İstanbul’un afet riskini azaltmadaki rolü nedir?
Bugün, abim Ali Kaya’ya yapılan uyuşturucu testinin sonucu NEGATİF çıktı.
Peki şimdi ne olacak? Olması gereken derhal tahliye edilmesidir.
Soruyorum şimdi; 1 saat bile hapishanede tutulmaması gereken birine ödetilen bu ağır bedelin hesabını kim verecek?
İtibar zedeleniyor, aileler yıpratılıyor, hayatların üzerine gölge düşüyor. Bunların ülkemize hiçbir faydası yok, tam aksine bu olanlardan dolayı günden güne yargıya olan güven azalıyor.
Aileler üzerinden baskı kurmak, kimseye güç kazandırmaz; yalnızca toplumun vicdanını yaralar, adalete olan güveni sarsar.
Tutuksuz yargılama esastır, derhal tüm tutsaklarımız tahliye edilmeli ve tutuksuz yargılamaya geçilmelidir.
Bu yüzden bir kez daha, en açık yerden söylüyorum:
Ailelerden uzak durun.
Aileleri hedef haline getirmeyin.
Hukuku araçsallaştırmaktan vazgeçin.
@adalet_bakanlik
Toplumun değer yargılarına ters olması gibi uyduruk bi gerekçeyle sadece 2-3 bin biletli izleyicinin seyredeceği konserin iptal edildiği ülkede her gece çoluk çocuk milyonlarca insana ulusal kanallarda saatlerce izletilen diziler
Demokrasi, insan onuru ve birlikte yaşama iradesi ilkelerinin simgesi olarak verilen Paweł Adamowicz Ödülü’ne layık görülmekten onur duyuyorum.
Bu anlamlı ödül için beni aday gösteren ve destekleyen herkese, ödülü veren Gdańsk Belediyesi, Avrupa Bölgeler Komitesi ve ICORN’a teşekkür ederim.
Adamowicz nefret söylemine, ayrımcılığa ve korku siyasetine karşı cesaretle duran tüm yerel liderlere ilham olmaya devam etmektedir.
Demokrasiyi yerelden güçlendirmeye, adaleti ve eşitliği savunmaya, şehirlerimizi özgür ve kapsayıcı kılmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Ödülü demokrasi için her koşulda yılmadan mücadele veren tüm vatandaşlarımıza ithaf ediyorum.
Uşak’ta 250 bin kişi 11 milyon m³ su tüketti. Kanadalı şirkete ait Tüprag Altın Madeni 12 milyon m³ su tüketti.
Sonuç: Uşak’ta barajlar kurudu, şehre günde 6 saat su verilebilecek.
Bir maden, koca şehrin suyundan daha fazlasını içti. Altın Kanada’ya gitti, Uşak susuz kaldı.
Günün kelimesi: İHA
Hava aracını düşürme yetkisini elinde bulunduran Tayyip Erdoğan’ın menşeinden korktuğu ve “düşürün” talimatı veremediği için hava sahamız üzerinde 2 saat 5 dakika boyunca süzüle süzüle uçan, Cumhuriyetin kalbi Ankara’ya kadar gelebilen insansız hava aracı!