📢 Basın Toplantısı
Özel Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Hekimler İçin Yeni Dönem:
Meslektaşlarımızın Hak Kayıplarına İzin Vermeyeceğiz!
🗓 20 Mayıs 2026 Çarşamba
⏰ 12.30
📍 TTB
📽 TTB Sosyal Medya Kanallarından Canlı
📌 Eziyet yönetmeliği, karmaşık hesaplamalar ile ulaşılması mümkün olmayan, ulaşılsa bile halk sağlığı için faydasız performans kriterleri içermektedir.
📌 Eziyet yönetmeliği, yapılan işin kalitesine değil sayısına değer vermektedir.
📌 Eziyet yönetmeliği, aile hekimlerinin ve aile sağlığı emekçilerinin iş ve gelir güvencesini ortadan kaldırmaktadır.
📌 Eziyet yönetmeliği, aile sağlığı merkezinde mevcut ebe ve hemşire eksikliğini gidermek şöyle dursun artacak olan istifalar ile pek çok birimin geçici görevlendirmeler ile hizmete devam etmek zorunda kalmasına yol açacaktır.
#SağlığaBakanArıyoruz
Halkımıza nitelikli bir sağlık hizmeti sunabilmemiz için yeterli zaman ve olanak sağlanmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği ve ekip anlayışını gözeten bir sistem inşa edilinceye kadar aile sağlığı merkezi sayısı hekim başına 2 bin nüfusu aşmayacak şekilde artırılmalıdır.
#SağlığaBakanArıyoruz
@halksagligigm@drmemisoglu@saglikbakanligi@sagliklicozum@RTErdogan@tcbestepe
Ankara’daki Terör Saldırısını Lanetliyoruz
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ'nin (TUSAŞ) Kahramankazan tesislerine yönelik bombalı ve silahlı saldırı ile yapılan terör eylemini lanetliyor; saldırıda yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Toplumsal barış ve huzurun vazgeçilmezliğini bir kez daha vurguluyoruz.
İstinaf Mahkemesi, Kars Aile Mahkemesi’nin Çocuğun Üstün Yararını ve Halk Sağlığını Tehdit Eden Bilim Dışı Topuk Kanı Kararının Kaldırılmasına Hükmetti
👇
https://t.co/Q3zaSBznUS
Yenidoğan Çetesi Olayı, Sağlıkta Piyasacı Dönüşümün Vahim Sonuçlarından Biridir; Çözüm ise Kamucu, Eşit, Ulaşılabilir, Ücretsiz, Nitelikli Bir Sağlık Sistemindedir
İstanbul’da çok sayıda bebeğin, aralarında hekimlerin ve sağlık çalışanlarının da olduğu bir çete tarafından tıbbi gereklilik olmadığı halde anlaşma yapılmış özel hastanelerin yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yönlendirildiğine, bu sayede Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ve ailelerden haksız gelir elde edildiğine ve daha vahimi bebeklerin bir kısmının yoğun bakım takipleri sırasında hayatını kaybettiğine ilişkin haberleri Türk Tabipleri Birliği olarak yakından takip etmekteyiz. Öncelikle, yetkili tabip odamız olan İstanbul Tabip Odası’nın konuyla ilgili inceleme başlattığını, süreci hızlı ve titizlikle yürütmekte olduğunu kamuoyu ile paylaşmak isteriz.
Olayla ilgili kamuoyuna yansıyan ayrıntıların hekimlik değerleri bir yana, insanlık ile bağdaşmayacak nitelikte olduğu ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılması gerektiği açıktır.
Bizce çok açık olan bir diğer husus ise; bu olayın, yıllardır kamuoyunu ve yetkilileri uyardığımız bir gerçeği, Sağlıkta Dönüşüm Programı doğrultusunda uygulanan politikaların halkın yararına olmadığı ve sağlık sisteminde yıkıcı sonuçları olduğu gerçeğini inkar edilemeyecek şekilde ortaya koymuş olmasıdır. Sağlık hizmetini sıradanlaştıran, niteliğe değil niceliğe önem veren, hastaneleri ticarethane ve hastaları müşteri haline getiren, sağlığı piyasa kurallarına teslim eden Sağlıkta Dönüşüm Programı sağlık sistemimizi çürütmüştür.
Sağlık Bakanlığı’nı halk sağlığına, hekimlik değerlerine ve sağlık çalışanlarına zarar veren, ülke kaynaklarını boşa harcayan ve bu son olayda gördüğümüz gibi insanlık değerlerinin ayaklar altına alınmasına neden olan politikaları bir an önce terk etmeye çağırıyoruz.
Halkın eşit, ulaşılabilir, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmeti alabilmesi için koruyucu hekimlik ve birinci basamağın güçlendirildiği, sağlık çalışanlarının iyi koşullarda güvenli ve güvenceli çalışabildiği, verilen hizmetin sayısının değil niteliğinin ve topluma katkısının değerlendirildiği bir sağlık sistemi hayata geçirilmelidir. Ülkemizin maddi ve insan kaynakları bunu yapmaya yeterlidir.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/BgCo3NV8rB
UĞURCAN'I UNUTMADIK
9 Temmuz 2024 tarihinde genç ve idealist meslektaşımız Uğurcan Ağcaoğlu, maruz kaldığı ağır mobbingin sonucunda hayatına son verdi. Hekimsen olarak, Uğurcan’ın uğradığı haksızlıkları unutmayacak ve suçluların ceza alması için sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Anısına hazırladığımız CAN belgeseli, yalnızca bir hekimin trajik kaybını değil, onun hayat dolu kişiliğini, mesleğine olan adanmışlığını ve uğradığı mobbingin yıkıcı etkilerini gözler önüne serecek.
CAN çok yakında , HekimsenTV'de.
#KaçCanımızKaldı
Sayın Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu’nun AHEF gibi geniş bir tabanı temsil eden hekim örgütünü kabul edip görüşmeyi kabul etmesi Sağlık Bakanlığında devrim niteliğinde bir gelişmedir. Günümüze kadar hekim örgütlerini yok sayan bir zihniyetin yerini diyalogun alması hekimler açısından umut vericidir.
Ancak Sayın bakanımızın AHEF’in taleplerinin hiç birine hüsnü kabul göstermemesi, kararlı olduklarını açıklaması, talepleri dinlemekle birlikte hiçbir konuda mutabık kalınamaması “ben yaptım, oldu” mantığının devam etmekte olduğunu göstermesi açısından umut kırıcı olmuştur.
Sağlıkta şiddetin tüm Dünya’da olduğunu ve olayların azaldığını ifade etmesi de
bakanımızın yanıltıcı bilgiler aldığını, şiddetin bakanlığımızca kanıksandığını ortaya sermektedir. Şiddet kanıksanabilecek, normalleştirilebilecek bir durum değildir.
Filistin'de sağlık çalışanlarına uygulanan vahşeti kınarken, ülkemizdeki şiddeti hafife almak tehlikeli bir düşüncenin ve çifte standardın ürünüdür. Kendisi de bir hekim olan bakanımızın bu fikirlerini tekrar gözden geçirmesini öneriyoruz.
Aile Hekimliği yönetmeliği taslağının bu haliyle çıkması aile hekimlerinde iş yükünü artırırken maddi kayıplar başta olmak üzere birçok mağduriyeti de beraberinde getirecektir.
Kabul edilemez durumların ortaya çıkmaması için Hekimsen hekimlerimizin yanında olmaya devam edecektir. İlk olarak AHEF tarafından organize edilen Ankara Mitingine üyelerimizi ve tüm hekim camiasını davet ediyoruz. Miting sonrasında da diğer sendikalar ve hekim örgütleri ile birlikte iş bırakma eylemleri başta olmak üzere her türlü demokratik girişimi değerlendirmeye aldığımızı meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygı ile duyururuz.
@drmemisoglu@saglikbakanligi@AHEF2008@hekim_birligi@Tabip_Sen
Aile Hekimliğinde Bir Krizin Ayak Sesleri Yaşanmaktadır;
Geldi gelecek denen değişiklik tasarısında Aile Hekimliğinde uygulanmak istenen artık sadece bir negatif performans olmayacak. Eğer Sağlık Bakanlığının basına sızdırdığı yönetmelik yürürlüğe girerse, gelirlerinde aylık ortalama %10-25 oranlarında gelir kaybına uğrayacakları bir uygulama haline dönecek görünüyor.
Enflasyonla mücadele kapsamında memurlar maaş kayıpları yaşamışlardır. Ancak enflasyon oranlarına göre telafi edilmese de artmıştır ancak bu durumda aile hekimlerinin maaşlarının azaltılması söz konusudur. Kısacası devletimiz her kesin gelirini az çok arttırırken aile hekimlerinin gelirlerini düşürme yoluna gidiyor.
Bu düzenlemenin gelir kaybı dışı yapacakları bir kenara aile hekimlerinin maaşı nasıl azaltılacak onu önce ele alalım;
Götürü sistemiyle ödenen hasta sayısı 4.000’den 3.500’e düşürülüyor. Bu, doktorların hasta sayısına göre ödenen ücretin %12,5’a kadar azaltılması anlamına geliyor. Fazla hasta baktığında ise performans katsayılarına göre ek bir ücret alabilir ama bakanlık kesilen ücreti telafi edemez. Ayrıca, son altı ayda hekime başvurmayan hastaların maaşa katkısı yarıya indiriliyor. Eğer bu hastalar daha sonra ayda 6 kez de hekime gitseler, hekim ekstra bir gelir elde edemiyor.
Ülkemizde yıllık ortalama doktora gitme oranı kişi başı 9 dur. Bir kesim insanımız da çok nadir Aile Sağlığı Merkezlerine gider yani aslında onlar yüzünden doktora gitme oranı düşüktür. Ancak bu kötü bir şey değil ! Yaşı müsaitse, takibi yoksa neden gelip hem vaktini harcasın hem sistemi gereksiz meşgul etsin ?!
COVID-19 aşısız dönemde hekimler normal popülasyona göre 4-5 kat fazla Covid-19 nedenli vefat ettiler. Çoğunluk evde iken onlar hastalarla meşguldü. Defalarca Covid-19 geçirdiler bir kısmı sonradan vasküler nedenlerle sakat kaldı bir kısmı da genç yaşta kalp krizi geçirdi ve vefat etti veya sekelle yaşıyor.
Ama PTT çalışanına bile ek ödemeler verilirken onlar almadı. Şimdi ise götürü sistemle maaş alan aile hekimlerinin popülasyonundaki hastaları altı ay boyunca hekime gitmezse, hekimlerin maaşı azalacak. Aynı hastalar daha sonra sıkça gelse bile hekimlere ekstra bir ödeme yapılmayacak.
Üstelik performans sistemine eklenen birçok yeni katsayı nedeniyle fazla hasta bakmak da performans ödemesi almak için yeterli değil.
Kaşıkla verilip, kepçeyle geri almak yönetmelik haline getiriliyor.
Yani fazla hasta gelirse götürü sistem çalışıyor, az gelirse performans sistemi devreye giriyor.
Ayrıca, son düzenlemeler devreye girerse, hekimlerin ek gelirlerinde de negatif teşvik uygulamaları başlayacaktır. Hekim, gereksiz olduğu düşünülen ortalamadan fazla antibiyotik yazarsa teşvik kesintisi yapılıyor.
Bu antibiyotik bir krem, hap, şurup ya da iğne olabilir; fark etmiyor.
Kronik hasta takibi de oldukça zorlayıcı bir süreçtir. Bu hastaların takibini yapmak, Sağlık Bakanlığı’nın sisteminde oldukça zaman alıcı ve zorlayıcıdır. İnternet altyapısındaki yetersizlikler ve sunucuların yoğunluğu, süreci daha da uzatmaktadır.
Aile hekimleri, bu angaryalar arasında kronik hasta takibini gerçekleştirmekte zorlanıyor. Eğer bu işlemler Aile Hekimliği Bilgi Sistemleri (AHBS) üzerinden yapılabilse idi, hızda çok artacağından iş yükü hafiflerdi.
Biz zaten birçok taramayı önceden de yapıyorduk, ancak bu verileri bu nedenlerden ötürü sisteme kaydetmeye dahi vakit bulamıyoruz.
Bunun başlıca nedenlerinden biri de raporlu ilaçların tekrar reçetelendirilmesi zorunluluğudur.
Muayene, kontrol vb hiçbir şeye gerek yokken uzman doktorun belirli bir süre kullanması gereklidir diye rapor yazdığı hasta, tekrar aile hekimine gelip ilaçlarını yazdırmak zorundadır. Bu durum birçok yerde hasta sayısını % 50 kadar arttırabilmektedir.
Bu hekim ve hasta için bir vakit kaybıdır ayrıca hasta bunun için aile hekimine gitmek istemez ve bir yakınını gönderir. İşte kanunen ve tıbben de uygun olmayan bu durumda aile hekimi bunu uygulayamaz ve hasta yakını ile sorun yaşanır. Tüm bu ve bunun gibi durumlar aile hekimi için sadece vakit kaybı olmaz, aynı zamanda beyaz kod vermeye sebep olur, birde adli kovuşturma ile vakit ve huzurlarını kaybederler.
Muayene ortalaması katsayısı ise çok sayıda katsayı arasında bir katsayıdır. Velev fazla hasta baktı bu sefer kronik hasta takibi için vakit ayıramaz ve ondan performansı kaybı yaşar.
Teşvik sistemi içinde baktığı fazla hasta sayısına bağlı nispi performans artışı sistemi, birçok stratejik hata içermektedir. Bunlardan biri muayene ortalama katsayısı ile aile hekimlerinin hasta sayısını artırmaya çalışmaları mı istenmektedir !? Mesela burada asıl sorulması gereken şudur: Hastanelerdeki hasta sayısındaki artış, performans sisteminin de bir sonucu mudur!? Bu kadar gereksiz hasta bakmamızı kimler istiyor sormak istiyoruz !
Hasta memnuniyeti de başka bir sorun oluşturmaktadır. Tıbbın gerekliliklerini değil de hastanın taleplerini karşılamadığınızda, çoğu zaman hasta memnuniyeti sağlanamaz. Biz doğru tedaviyi uygulayıp hastanın iyileşmesi için gerekeni yaparız, ancak hasta yine de memnun olmayabilir. Şimdi biz tıbbın doğrularını mı uygulayacağız, yoksa hastaların kulaktan dolma yanlış tedavi yöntemlerini mi?
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, bu yönetmelikte bir de hastaların hastanelere başvurma oranları dikkate alınıyor. Burada yapılan hata, birinci basamak ve ikinci basamak sağlık hizmetlerinin birbirinden farklı işlevlere sahip olduğunu göz ardı etmektir. İkinci basamakta yapılan birçok işlem birinci basamakta yapılamaz, bu yüzden hastalar sevk edilmektedir. Bu durumdan aile hekimi sorumlu tutulabilir mi? Biri adeta sosyalist düzenle, diğeri kapitalist düzenle işletilen bu iki sağlık basamağının öncelikle en doğru şekilde entegre edilmelidir.
Önceden beri bakanlığımız hekimleri temsil eden sivil toplum örgütlerini göz ardı ederek bu tür düzenlemeleri kapalı kapılar ardında yapmıştır. @drmemisoglu döneminde bu uygulamanın da düzeltileceğini ümit ediyoruz.
Kamuoyuna sormak istiyoruz eğer sizin fikirleriniz alınmadan, haklarınız gasp edilseydi ve maaşlarınız reel enflasyon karşısında erirken bir de maaşlarınızın azaltılması planlansaydı ne yapardınız?!
Biz Hekimsen olarak, hekimler tarafından kurulan ilk sendikayız. Bugüne kadar devletimizin ve milletimizin yanında, haklarımızı savunmak ve ideal bir sağlık sistemi için çalıştık, her türlü fedakarlıkta bulunduk. Tehdit edildik, iftiralarla karşılaştık, ancak kararlılığımızdan vazgeçmedik.2022 yılı eylem yılımız olmuştur 2024-2025 yıllarında da aynı süreci yaşamak istemiyoruz. Eğer başta hekimlerin sendikası Hekimsen’in sağlık planları ve programları gözden geçirilip değerlendirilirse idi, adaletli bir bölüşüm içinde sağlık sistemimiz zirvelere ulaşacak ve sağlık bütçesi artmayacak hatta azalacaktı.
@RTErdogan@saglikbakanligi bilgilerinize arz ederiz.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap:
🗨 “Genç hekim arkadaşlarıma ‘Asla umutsuz olmayın’ diyorum. Mutlaka iletişime açık olun, mutlaka empati yapın, mutlaka birbirinizle iletişiminizi devam ettirin. İnsana güç veren şey diğer insanlardır. Umutsuz insanlardan olmamak lazım. TTB ve tabip odaları bunu sağlar size.”
Sağlık Bakanımız Sn.Kemal MEMİŞOĞLU'nun, bir haber kanalında yapılan röportajında,hekim ve sağlık çalışanlarının maaşları ile ilgili sistem konusunda, Bakanlık uzmanları tarafından yanlış bilgi verildiğini öğrenmiş olduk.
1)Sayın bakanımız videoda hekim ve sağlık çalışanların maaşlarının 4 parça halinde olduğunu belirtmiştir.
👉Öncelikle hekim ve sağlık çalışanların maaşları sözde beyaz reform ile sabit ek ödeme,ana maaşa sözde işlevsiz bir kalem şeklinde dahil edilerek, 4 parçadan 3 parçaya indirilmiştir.
Dolayısı ile
-657 Ana maaş
-Taban Ödeme
-Teşvik Ek Ödeme
şeklinde hekim ve sağlık çalışanlarının maaşı 3 parçadır.
2)Sayın bakanımız videoda sabit ek ödemelerin emekliliğe yansıtıldığı belirtmiştir.
👉Hekim ve sağlık çalışanlarında sabit ek ödemesi hiçbir şekilde emekliliğe yansımamaktadır. Yani bu ücret döner sermaye gelirlerinden ödenirken de emekliliğe yansıtılmadı. Genel bütçeye geçirilip maaş içine kalem olarak katıldığında da emekliliğe yansıtılmadı.
👉Hatta size sorun olarak aksettirilmeyen bununla ilgili bir konuyu da izah etmek isteriz.
-Sabit ek ödemenin ana maaş içine dahil edilmesi ile birlikte sabit ek ödemenin vergi matrahı yıllık vergi matrahına dahil edilip, yılda hekimlerde ortalama 30 bin TL, hekim dışında ise 10 bin TL maddi kayba neden olmuştur. Sabit ek ödeme yıllık vergi matrahına dahil edilmesi, birçok kamu kurumlarında dahil edilmez iken, hekim ve sağlık çalışanlarında hukuka aykırı şekilde oldurulmuştur(!).
-Diğer bir sorun ise beyaz reformda sabit ek ödeme ana maaşa dahil edilince mahsuplaşma kaldırıldı diye beyanatlar verilmişti. Ancak uygulamada sabit ek ödemenin brütü, tavan ek ödemeden mahsup edildiği görülmüş ve dava açılmıştı. Danıştay kararı ile bu haksız uygulama iptal edilmesine rağmen, Bakanlık, hukuk tanımayıp, bu haksız düzene devam edilmiştir.
-Bitmedi !!! Normalde hekim dışı sağlık personeline 375 KHK sabit ek ödemelerden vergi kesintisi yapılmadan ödenir. Ancak bu rakamı teşvik ek ödemenin tavan tutarından mahsup ederken üstüne gelir vergisi kesintisi de eklenerek mahsup edilir. Durum böyle olunca sağlık çalışanlarının teşvik ek ödemesinden 2 kere gelir vergisi kesilmiş olmaktadır.
-Taban ödemede SGK prim kesilmediği için şanslı olduğumuzu söylemişiniz.
Biz hekimsen olarak şanslı değil kendimizi çok şansız hissediyoruz. Neden bugün uzman hekimin sgk prim matrahı 25 bin tl, lisans bir hemşirenin sgk prim matrahı 16 bin tl iken, bir 4/d temizlik personelinin sgk ya ödenecek prim matrahı 50 bin tl dir?
👉5510 sayılı kanunda SGK prim matrahı ne kadar yüksek olursa o kadar yüksek emekli maaşı bağlanacaktır. Bu yüzden sabit ek ödeme, taban ödeme, teşvik ek ödemenin emekliliğe yansımaması çok büyük bir şanssızlıktır.
3)Şimdilik hekim ve sağlık çalışanlarının maaş ve özlük hakları ile ilgili ilave bir çalışma olmadığını belirtmişiniz.
👉Şimdi biz soruyoruz, durum bu iken hekim ve sağlık çalışanları kendini nasıl mutlu ve değerli hissetmesini sağlayacaksınız?
Sn.Bakanımız, ayrıca Bakanlıkta maaş konusunda size bilgi veren uzmanlarınızı liyakatli olanlar ile değiştirmenizi tavsiye ederiz.
@saglikbakanligi@drmemisoglu
ŞİDDETE HAYIR
Şiddetin adresi bugün: Muğla!
Muğla Bodrum Ortakent Aile Sağlığı Merkezinde, Aile Hekimi meslektaşımız Dr. Mustafa Hürkal Tezvar, hasta ve hasta yakını şiddetine maruz kalmıştır. Bilinen kardiyak hastalıkları da bulunan meslektaşımız olay yerinde fenalaşmış, arrest olmuş ve hastaneye 112 aracılığıyla götürülerek acil anjiyoya alınmak zorunda kalmıştır. Şu an yoğun bakımda olan ve hayati tehlikesi devam eden Dr. Tezvar’a acil şifalar diliyoruz.
Aile hekimleri olarak, zor çalışma şartları, uygunsuz hukuksuz kışkırtılmış hasta talepleri ve bitmek bilmeyen angaryalar ile mücadele ederken, şiddet olaylarının yaşanmasını kabul etmiyoruz. Bizler hastalarımızın ve ülkemizin sağlığını korumak için büyük bir fedakarlık gösterirken; fedakarlığımızın karşılığı şiddet olmamalıdır. Hekime yönelik şiddet, hiçbir gerekçeyle mazur görülemez. Mevcut hukuki düzenlemelerin caydırıcılığı yetersizdir. Önlemlerin ve yaptırımların artırılması gerekmektedir. Sağlıkta şiddet sadece hekimlerin ve sağlık çalışanlarının değil ülkemizin sorunudur. Sağlıkta şiddete dur demek için hep birlikte hareket edilmelidir. Sağlıkta şiddet olaylarının son bulması için Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı gerekli önlemleri bir an önce almalıdır. Aile sağlığı merkezlerinin ve çalışanlarının iş güvenliği sağlanmalıdır.
Can güvenliğimizin sağlanmadığı ve insani çalışma ortamlarımız oluşturulmadığı şartlarda çalışmak istemiyoruz.
Sağlıkta şiddete hayır diyoruz!
@saglikbakanligi@halksagligigm@AHEF2008
Hekimsen'in kazandığı dava sonucu, Danıştay kararının yürürlüğe girmesi ile birlikte tavan tutarlarınızın ne kadar olduğunu "Net ve Brüt" olarak Hekimsen web sayfamızdaki hesaplama robotumuzdan hesaplayabilirsiniz. https://t.co/I686Wk6W8A
10 Temmuz 2018 tarihinden itibaren Sağlık Bakanlığı görevini yürüten Uzm. Dr. Fahrettin Koca'nın kendi yapmış olduğu haksızlıklara dayanamayarak, istifa ettiğini öğrendik.
Seçimlerden sonra tekrar bakan olarak atanmasını, hekimlerin sorunlarına aşina olması ve daha hızlı çözüm üretmesi umudunu taşıdığımız için memnuniyetle karşılamıştık.
Ancak kendisini,
🪶Süreç içerisinde net sonuçlar üretmek yerine, dolambaçlı yollardan sorun çözmeye çalışırken hekim haklarını çıkmaza sokan,
🪶Hekimlik zanaatını değersizleştiren,
🪶Hakkını yasal iş bırakma eylemleriyle arayan hekimleri, bir suça(yasal sendikal eylem) iki ceza gibi hukuk dışı disiplin cezalarıyla kontrol altında tutmaya çalışan,
🪶Cumhurbaşkanı ve bakanlara, hekim ve diğer sağlık çalışanlarının değerini ve sorunlarını dile getirmede yetersiz kalan,
🪶Halka bilimin ışığında sağlık hizmeti vermek yerine popülist politikalarıyla çözümsüzlük sunan
biri olarak hatırlayacağız.
Yerine atanan yeni Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun "Gelen gideni aratır" sözünü haklı çıkarmak yerine, geçmişteki hataları düzelten; popülist politikalar yerine bilimsel ve rasyonel çalışan biri olmasını ümit ediyor, kendisine başarılar diliyoruz.
KAMUOYUNA DUYURUDUR
1)Değerli üyelerimiz ve meslektaşlarımız,
sendikanın mali raporları her 3 ayda bir sendikanın denetleme ekibinin haricinde , bir bağımsız denetleme firması tarafından denetlenmektedir.
2)Sendikanın ana para hesabından ayrıca, paraların nerelere transfer olduğu açıkca bellidir ve denetlenmeye tabidir.Zaten olağan genel kurulda sunulup, yüzlerce kişinin incelenmesi şeffaf şekilde olacaktır.
3) Sendikanın kasası,boş değildir. Kasa artıdadır.
4)Sendikanın seçim zamanı, sendika içindeki mevcut yönetime muhalif ekibin attığı bu iftirayı, tarafımıza sormadan paylaşan Twitter hesabı hakkında da suç duyurusunda bulunulacaktır.
Kocaeli Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Ayşe Engin Arısoy ve yeni yönetimi ile bir araya geldik. Başkan Arısoy ve yönetimine yeni görevlerinin hayırlı olmasını temenni ediyorum.
BİZ HEKİMSENİ KURARKEN
Zor yollardan geçtik
Bir avuç kurucu üye ile başladık, binlerce hekim olduk
Bir yanımızda saldırılar, hapis tehditleri
Bir yanımızda ailelerimiz
Yıkılmadık, yola devam ettik
Hekimliği ezenlerin ta göğsünü deldik geçtik
Bir değil, binbir kere
İftiralara maruz kaldık
Hekimin tek dostu sadece kendisiymis gördük
Yılmadık, yola devam ettik
Bu yolda dönenler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Hekimseni menfaatleri için kullanmak isteyenler oldu
Koltuk sevdasından mahkemelere verenler oldu
Hekimseni ele geçirmeye çalışanlar oldu
Hekimseni siyasete sıçrama tahtası görenler oldu
Yılmadık, bunları temizledik
Yola devam ettik
Tek isteğimiz
Tüm çabamız
Geride onurlu bir HEKİMSEN bırakabilmek
Hekimlerin sağlıkla ve huzurla çalışıp emeklerinin karşılığını alabilmesini sağlamak
Hekimlik meslek kanunu yazabilmek
Hekimleri Genç Hekimsen, Özel Hekimsen, Hekim derneği çatıları altında hukuki olarak koruyabilmek
Hekim evleri açabilmek
Hekim sandığı ile bir hekim işbirliği kurmak...
Yani
Hekimlik ve tıbbın gelişimi için her projede ter dökmek...