@isikhanvedat@myksosyalmedya Nitelikli,belgeli,yetkin işgücü hastanelerde taşeron firma eline bıraktığınız bizlerdedir.önce bizlere verilen sözler var.Hbys ihalesi diye sürekli işçi saymadığınız bizler dururken yanımıza işkurdan kura ile aldığınız işçilerin hangi belgesi,niteliği,yetkinliği var? @vedatbilgn
📍TBMM Genel Kurulu
Kamuda alın teriyle görev yapan taşeron işçilerimizin sesi olmaya devam ediyoruz.
Bugün birçok firma kamu kurumlarımızla daha yüksek bedeller üzerinden anlaşmalar yaparken, emekçi kardeşlerimize yalnızca asgari ücret düzeyinde ödeme yapıldığına dair ciddi şikayetler bulunmaktadır. Hatta bazı çalışanlarımız, ücretlerin bir kısmının farklı yollarla geri istendiğini ifade etmektedir.
Emeğin karşılığının tam ve adil şekilde verilmesi sosyal devlet anlayışının gereğidir. Kamu hizmetlerinin yükünü omuzlayan taşeron işçilerimizin ücret, özlük hakları ve çalışma şartları iyileştirilmeli; yıllardır kamuda görev yapan çalışanlarımızın kadro beklentisi yeniden değerlendirilmelidir.
Emekçinin hakkını korumak, alın terine sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
@fundamusaoglu68 Eline ağzına sağlık başkanım.içimizden geçenleri ne güzel özetlemişsin.bizim için hastane bilgi yönetim sistemi çalışanları verilen kadro sözü tutuluncaya kadar 1 mayıs işçi bayramı bizim için bayram değildir
@fundamusaoglu68 Eline ağzına sağlık başkanım.içimizden geçenleri ne güzel özetlemişsin.bizim için hastane bilgi yönetim sistemi çalışanları verilen kadro sözü tutuluncaya kadar 1 mayıs işçi bayramı bizim için bayram değildir
CENAZE EVİNDE DÜĞÜN OLMAZ!
Bugün 1 Mayıs’ı kutlamak içimden gelmiyor. Bu gün, benim için artık anlamını ve önemini yitirmiş durumda. Sebebini uzun uzun anlatmak istiyorum.
Bugün 1 Mayıs 2026. Çok uzağa gitmeye gerek yok; 1 Mayıs 2023’e, seçimden sadece iki hafta öncesine dönelim. Herkesin dilinde aynı kelimeler: işçi, emekçi, taşeron… Sendikalar bir yanda, siyasi partiler bir yanda. İktidarıyla muhalefetiyle herkes ekran ekran gezip aynı kitleye sesleniyor, aynı vaatleri sıralıyordu.
Sonra ne oldu? Seçim bitti. Herkes payına düşeni aldı ve bir köşeye çekildi. İktidar yerini sağlamlaştırdı, muhalefet kabuk değiştirdi, sendikalar ise üyelerinin maaşlarıyla birlikte aidatlarını artırdı. Mutlu olan çoktu… ama söz verilen kesimler hariç.
Aradan 3 koca yıl geçti. Yine 1 Mayıs. Yine miting alanları kuruluyor, yine aynı konuşmalar yapılıyor. Otobüslerle taşınan kalabalıklar, kürsülerden yükselen tanıdık cümleler… Bir gövde gösterisi, ardından sessizlik. Her yıl aynı sahne, aynı replikler. Değişen hiçbir şey yok.
Aslında bu sadece 3 yılın meselesi de değil. Neredeyse on yıldır meydanlarda aynı konular konuşuluyor. Taşeron hâlâ taşeron, işçi hâlâ eziliyor. Ama kamuda sendikası olanlar daha çok özlük haklarının peşinde: çalışma saatleri azalsın, tayin hakkı genişlesin… Çünkü onların geçim derdi, diğer işçilerinki kadar yakıcı değil.
Gerçek bu. Kimse darılmasın, kimse kişisel olarak üzerine alınmasın.
Şimdi önümüzde yine bir seçim, yine toplu iş sözleşmeleri var. Yine maaş artışlarıyla 3 yıl daha “rahatlama” dönemi başlayacak. Çünkü sendikalar çalışıyor(!) İşçinin cebine giren 1 lira, bazıları için milyonlara denk geliyor.
Siyasi partiler yine vaatlerle sahnede olacak. Seçime kadar işçi hatırlanacak, sonra unutulacak. Taşeron yine seçim malzemesi yapılacak. Bu bir parti meselesi değil, bu bir düzen meselesi.
Elbette istisnalar var. Gerçekten derdimizi dert eden, yol açmaya çalışan sendikacılar, siyasetçiler, bürokratlar var. Onların yeri ayrı. Sayıları arttıkça umut da artacak.
Ama bugün tablo bu.
1 Mayıs “İşçi Bayramı” deniyor. Neyin bayramı?
Daha dün maaşını alamadığı için eylem yapan maden işçileri vardı. Yanlarında kim vardı? Aylarca çalışıp ücretini alamayan insanlar, hakları olan üç kuruşu aldığında sevinmek zorunda kaldı.
Yarın da birçok işçi çalışmaya devam edecek. Bu ülkede kurban edilecek hayvanlara gösterilen özen, çoğu zaman işçiye gösterilmiyor.
Ben kendi adıma; verilen sözler tutulana, herkes görevini gerçekten yapana, göstermelik değil gerçek bir mücadele başlayana kadar 1 Mayıs’ı bayram olarak kutlamayacağım.
İşçinin bayram etmediği yerde, 1 Mayıs sadece bir tatil günüdür.
Taşeron, madenci, emekçi… Hepsi ayakta kalmaya çalışırken, hayatla ölüm arasında bir çizgide yürürken; bayram kutlamak bana doğru gelmiyor.
Yazımın başlığında belirttiğim gibi;
bizim oralarda bir söz vardır:
“Cenaze evinde düğün olmaz.”
Hadi size İyi bayramlar.
Sözde #1Mayıs