"Bu dünyada cesur olanlar ölür,
çok düşünenler aklını yitirir;
derin hissedenler ise hayatın ağırlığı altında ezilir.
Geriye yalnızca cehaletin huzurunu bilgelik sanan kalabalıklar kalır."
"Yerin üstüne baktım, uykuya dalmışlar;
Altına baktım, çürüyüp toprak olmuşlar.
Demem o ki;
"Edebi açık olanı, kapalı başı dindar
etmez.
Gözü yerde olmayanı, sakallı mümin
yapmaz."
Bilmem ki hâtıralar,
Ne istersiniz benden,
Gelir gelmez sonbahar?
Bu kanad çırpış neden?
Cama vuracak ne var
Ey eski hâtıralar
Sanmayın güller açar,
Bülbül değildir öten;
Bu rüzgâr başka rüzgâr.
Ne istersiniz benden,
Bilmem ki hâtıralar,
Gelir gelmez sonbahar?
"Gurbette ekmek kazanırsın ama hasret birikir. Hastaya ilaç olamazsın,cenazeye omuz veremezsin, dügünde halay tutamazsın. Gurbetin ekmeği karın doyurur ama yüreği hep aç bırakır."
Yusuf öldüğünde iki sela verildi diyolar. Biri Yusuf diğeri Züleyha için. Adım ne Yusuf ne de Züleyha. Bu kuyuda yeniyim, kuyu serin, kuyu yüreğimden de derin.
"Çok fazlada anlam yüklemeyin dünyaya. Yarısı şükür, yarısı sabır, yarısı teselli, yarısı kahır. Kimseyi de bilmeden yargılamayın, herkesin derdi kendine
ağır. Anlatmak ve anlaşılmak için de fazla yormayın kendinizi; insanların yarısı samimiyetsiz diğer yarısı
kendine sağır..."
"Ve sonra bir çağ geldi,
Modern çağ dediler
Ne bağ bıraktılar ne bahçe
Kocaman kocaman evler yaptılar,
Ama zalimdiler.
Zira çiçeksiz büyüttüler çocukları
Ve asıl olmayan masallar anlattılar"