Yavuz Sultan Selîm’in son anlarını, nedîmi Hasan Can şöyle anlatır:
“Yavuz Sultan Selim Han'ın sırtında şîrpençe adı verilen bir çıban çıkmıştı. Çıban, kısa zamanda büyüdü, bir delik hâline geldi. Öyle ki, yaranın içinden ciğerini görüyorduk. Kendisi çok muzdaripti. Âdeta yaralı bir arslan gibiydi. Acziyeti bir türlü kabullenemiyor, cengâver askerlerine taktik ve tâlimat vermeye devam ediyordu. Yanına yaklaştım. Bana kendi hâlini kasdederek:
- Bu zaman ne zamandır, Hasan Can? diye sordu. Ben de, artık fânî yolculuğun sonuna, bâkî hayâtın başına ulaşmış olduğunu sezdiğim için hüzünle:
"Pâdişâhım, artık Allahü teala ile beraber olma zamanınız herhâlde geldi!" dedim.
Koca sultan döndü, yüzüme hayretle baktı:
- "Sen bizi şimdiye kadar kiminle beraber zannederdin?! Cenâb-ı Hakk’a teveccühümde bir kusur mu müşâhede eyledin?" dedi ve bana son olarak Sûre-i Yâsîn’i okumamı emretti.
«Selâm» âyetine geldiğim zaman da rûhunu Rabbine teslîm etti.” Hayatlarında Allahü teala ile olanlar, son nefeslerinde de bu nîmete mazhar olurlar.
#tarihtebugün Yavuz Sultan Selim Hân’ın vefâtı (1520)
Galatasaray taraftarları, soykırımcı İsrail'in ablukasını kırıp Gazze'ye yardım götürmek için yola çıkacak Küresel Sumud Filosu'na selam gönderdi.
🇵🇸"Gazze, biz geliyoruz. Refah Sınır Kapısı'nı açın"