"Rühani vasıllardan kimileri beldeler de ve
insanlar arasında zâhidlik ederek gezerler
ve halk üzerinden belâlar onlar vâsıtasıyla defedilir. Onlar Rablerinin cc kendilerine
verdiğini alırlar ki, bu atâ ve ihsanlar gerçek atâ ve ihsanlardır, diğerleri mecâzidir.
Ne demek devletin milleti olmaz?
Ne demek devletin ülkesi olmaz?
Ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Niyetiniz nedir?
Ne diyor bu adam?
Kim söyletiyor bu sözleri bu adama?
Allah'ım;
asık suratlı yaşlı olmaktan,torunlarımı kendimden uzaklaştırmaktan,elimin ve sevgi dilimin cimri olmasından,çocuk ve torunlarıma kapımı açmamın bana külfet gelmesinden sana sığınırım.Beni sevilen,sayılan,hürmet gösterilen ve bu teyze gibi hayat canlısı olanlardan eyle💕
"En büyük yük, sana değer vermeyen birinin kalbine girmeye çalışmaktır.
Kalbini hak etmeyen kalabalıklar yerine, hakiki yalnızlığın asaletini seç."
|Cüneyd-i Bağdâdî
Along quiet rural roads in Ireland, small honesty shelves sit by the stone walls fresh eggs, homemade bread, apples, and jars of jam left out with nothing but a wooden money box.
No one is watching.
No cameras.
No staff.
You take what you need and leave what is fair.
The whole system runs on nothing more than trust between strangers.
These simple stands have become part of the Irish countryside’s quiet rhythm a small daily reminder that honesty still works when people choose to honour it.
Aç doymayan sark kurnazi zevksiz müteahhitler zengin olsun diye hayatlarımız mezar oluyor. Bu nüfus konyaya sigar ,tek katlı evin maaliyeti daha az ve afet riski yok. Insanlara milyonluk tabut satıyorsunuz.
Abla kimileri öyle değil
5 erkek çocuk
Onları büyütürken yalnızca 2kere çok zorunluluk içindeyken çağırmıştm
2,ci kez para verirken
bu ne böyle paramı verecez
razı olmadığını belirtti
zaten talep etmeyen
benimsemeyen
olmadğımı
bilirdi
İnsanı ağır sorumluluk
zihnen ruhen yoruyor
Temizliğe gittiği evi paylaşarak, ‘kadınlığın tanımını’ yapan kadın:
• Size bir temizlikçi olarak burada yaşadığım tecrübelerimden bahsedeceğim.
• Kadınlık; çok çalışmak, koşturmak, çocuklara bakmak, yemek yapmak, sırf en iyi yerlerde olsunlar diye kendimizi böyle hunharca eziyet edip yok saymak değil. Tamam mı?
• Kadınlık ne biliyor musun? "Aşkım, hayatım, canım" deyip dediğini yapmak, erkeğini mutlu etmek.
• Kadınlık böyle "Aman evi temizleyeyim, evi toplayayım, evde düzen yapayım, yemeği yapayım, zamanında saatinde yiyeyim" falan değil.
• Öncelik eşine "Aşkım, seviyorum" demek, saygı göstermek ve mutlu etmek.
• Mutlu edeceksin yani onu. Ondan sonrası ne istersen oluyor.
• Evine hizmetçi de gelir, temizlikçi de gelir, evin de temizlenir.
• Benim dediğimi yabana atmayın, dinleyin.
Bir dostunuz, partneriniz veya aile üyeniz, siz tam derin bir farkındalık eşiğindeyken aniden saçma bir kriz çıkarır, dikkatinizi dağıtır, sizi suçluluk duygusuna çeker ya da o ana kadar göstermediği tuhaf bir donuklukla sizi aşağıya çeker. O an karşınızdaki kişi bir birey olarak değil, matrix merkezi programı tarafından geçici olarak ele geçirilmiş bir enerjetik parazit iletkeni gibi davranır.
Amaçları; ruhun uyanış ivmesini kesmek,sizi gündelik dramaların içine geri çekmektir.
Bu yapıları fark etmenin en belirgin işareti onların tartışma veya çatışma anlarında sergilediği tutumdur: Gerçek bir içgörü, sahici bir pişmanlık veya derin bir empati üretemezler; yalnızca toplumdan, ezberlenmiş kalıplardan ödünç aldıkları cümleleri papağan gibi yinelerler. Onların yanında geçirdiğiniz birkaç saatin ardından zihninizin adeta uyuşur.
Bu yapılar enerjetik olarak tetiklenmenle, öfkelenmenle, suçluluk hissetmenle veya krizlere verdiğin reaksiyonlarla beslenir. Sizi kışkırttıklarında ya da anlamsız bir dramanın içine çekmeye çalıştıklarında tepki vermeyin. Ne savunmaya geçin ne de saldırın
Düz, mekanik, duygudan arınmış ve sıradan yanıtlar verin, nötr olun.
Beslenecek duygusal bir frekans bulamadıklarında, sistem sizi verimsiz bir kaynak olarak kodlar ve üzerindeki baskıyı çeker…
•İbn-î Arabî: " kalpten hüzün gittiğinde kalp harap olur." der.
Hüznümüzün yegâne sebebi, buraya ait olamayışımızdandır sanırım.
Yorgunluğumuzun sebebi ise ait olamadığımız yerde zorla kalmak istememizdendir..
-Onun çün; zarif ve görgülü ruhlar buraya dar gelir, sığmaz..