“Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer…
Hayat çok garip değil mi, yavaş yavaş sahip olduğumu düşündüğüm güzel şeylerin aslında sandığım gibi olmadığını öğrenmeye başladım.. Ama en fazla canımı acıtan en sonuncusu oldu .. 29 yıllık çocuğunu tanımadın mı, sırf siz mutlu olun, gurur duyun diye yaptığım onlarca güzel şey,
Kahvaltı hazırlarken babanla dans ettiğimiz ve senin de o güzel kahkahanla eşlik ettiğin bu güzel dino şarkısı için @subadap 'a ve bu eşsiz an için en çok da babana ve sana teşekkürler ..
https://t.co/O417JGPcA9
Bazı anlar var, kendimi süper güçlü hissettiğim, bazı anlar var parmağımı oynatacak mecalimin olmadığı..
Ve bu anlar arasında gözlerime bakıp bir gülümsemelik zaman var ..
Bu leş atan dünyada her şeyin en iyisini yapmanı beklemiyorum, yaptığın ve yapmak istediğin her şey benim için en özeli olacak zaten ..
Sabahları kahkahalarla dans ettiğimiz bu şarkıyı her duyduğunda o güzel kahkahalarını hep at ve ben hep duyayım..
https://t.co/BPW8Qithv8
Yaşlı teyzeler beni bitiriyor.. Aa ne tatlı dur ben şuna bir okuyayım.. Sonunda tü tü tü pü pü pü.. Tükürmeyince dua yerine mi ulaşmıyor, hayırdır.. Söyleyince de alınmaları işin cabası
ilerlemeyen hiçbir şeyin yükünü taşımak zorunda değiliz. kitaplar yarım kalabilir, insanlar yolun bir yerinde bırakılabilir, acılar ve sevinçler bile zamanla geride kalabilir. hayat, kendi ritmiyle genişler. onu sıkıştırdığımızda değil, bıraktığımızda yolunu bulur.