Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır.
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Yılmaz Özdil:
• Koyun Adası, İzmir’in bir parçası. Büyükada’nın 3 katı b��yüklüğünde. Yunanistan Kara Kuvvetleri Komutanı, atanır atanmaz ilk ziyaretini buraya yaptı.
• Eşek Adası, Aydına bağlı. Yunan MSB, heyetindeki papazlarla gelip Ada’ya yerleştirdiği askerlerle mangal yaptı.
• Keçi Adası, Muğla. Yunan komutanlar, Ada’daki askerlere Noel kutladı. Kadeh tokuşturdular.
• Hurşit Adası, Aydın. Ada’ya yerleştirilen sivillere silah verip askeri üniforma giydirdiler.
• Kardak Kayalıkları. Savaşı göze aldığımız yer. Kardak’a çıkan askerlerimizi hapse attılar, Yunan Savunma Bakanı Kardak’ta ölen 3 Yunan askeri için denize çelenk bıraktı.
• Keçi Adası. Karşıda gördüğünüz beyaz evler Bodrum. Yunan geldi dağına taşına bayrağını kazıdı. Bir de top koydu, topun namlusu Bodrum’a bakıyor.
• Türk toprağı olan Keçi Adası’na kilise kondurdular. Papaz yerleştirdiler."
İran terör estiren bu PKK'lıları astığı zaman bizdeki Kürtçüler masum Kürtleri idam ediyorlar diye ağlıyor.
En masumu bu eleman işte. Burdan pay biçin.
DEM Parti’nin CHP’den hiçbir menfaat beklentisi kalmayınca bayramlaşmaya bile gitmemiş tarihin en omurgasız ve ilkesiz insanları. Şunları hala muhalif zanneden de bir gram akıl olduğunu düşünmüyorum.
1-Yunan Ord. Prof. Dr. Dimitri Kitsikis :
"Batılılar bizi kışkırtana kadar Osmanlıyı biz ve diğer devşirmeleri yönetiyordu.
📌Yunan isyanı Dünyanın en akılsız en ahmak isyanıydı. Osmanlı idaresindeki Yunan halkının isyan için hiçbir nedeni yoktu,askerlikten muaf özgür ve zengin yaşıyorlardı. İstanbul ,Ege gibi İzmir gibi Muğla gibi güzel yerlerde çoğunluk onlardaydı.
📌Düşünün Fatih İstanbul'u fethediyor Türk olan Veziri Azam Candarlı Paşayı idam ediyor yerine Rum olan Zağanos paşayı getiriyor, Fatih'in has adamı Zağanos Paşaydı.
📌İstanbul'un fethi ile Rum ahali için değişen bir şey olmuyor. Ardından Rum Mehmet Paşa serasker yapıp Karaman Türklerinin üzerine yollanıyor, Konya'daki asi Türkmenleri yerle bir ediyor. Bu yüzden söylüyorum ki Yunan kalkışmaları yunan halkı için felaketin başlangıcıdır. Batılıların gazına gelip, kendi imp.(Osmanlı) yıkıp bu kıytırık devleti (Yunanistan'ı) kurduk!"
📌1922'de Kemal Paşa (Atatürk) Ege, İstanbul ve Karadeniz'deki 3000 yıllık Yunan varlığını bitirmiştir. Bu Yunan ahmaklığının bir sonucudur.
✅Atatürk ;
"Zenginliği ülkemdeki "gayriTürk" unsurlardan alıp Türklere verdiğim için malum azınlıkların bana hıncı bitmez! Gayri Türk unsurlar yine yönetime seçilip, Türkler yeniden sefalete düşürüldüğünde, Türk genci o zaman beni ve yaptıklarımı daha iyi anlayacaktır..."demişti Atatürk
Anlayana!
İlk tivite ilişkin videonun tamamı👇
https://t.co/rTForDtlSi
Talat Paşa hatıralarında ermenilerin sadakatsizliklerinden şöyle yakınır:
"Memleketin gerek saadetinden gerek ıstıraplarından daima menfaat temin ediyorlardı; vatan için hiçbir harbe iştirâk etmediler ve bu uğurda bir damla kan dökmediler.
Bilâkis harp zamanlarında ticaretlerini devam ettiriyor ve taahhüt işlerine girişiyorlar, çok para kazanıyor ve iyi ve kötü günlerde rahat ve huzur içinde yaşıyorlardı.
Bu Lütuflara teşekkür olarak şimdi ekseriyeti teşkil eden nüfusu(Türkler) kovmak ve istiklâllerini elde etmek üzere Osmanlı vatanının bir parçasını koparmak istiyorlar.
Tarih, bu çeşit nankörlüğün bir eşini kaydetmemiştir. Rus-Alman harbi başladığı zaman, Ermenilerin Osmanlı memleketi ve halkı hakkındaki zihniyetleri bu idi.
Umumi harp, Ermenilerin artık tamamıyla emin oldukları muhtariyetin tesisini geciktirdi. Onlar bütün ümitlerini bu harbe bağlamış ve bu itibarla da Rusyånın bu harpten muzaffer çıkması içı bütün kuvvetlerini kollamağa karar vermişlerdi."
Talat Paşa, S. 58-59.
Batılı sinemacılar İstanbul'u Ortadoğu çölüne benzetmek için sürekli kameralarında sarı filtre kullanıyorlar. Ama İstanbul dünyada maviyi yaşatan en güzel şehirlerden biridir.
Aşağıdaki cümleler Etrüskçe.
Bunları Yunanlar anlamıyor.
Biz anlıyoruz çünkü onlar atamız.
3 bin yıl önce
Anadolu'dan Roma'ya gittiler.
Latin harfleri Latinlerin değil.
Anadolu Yunanların değil.
Biz hep buradaydık.
Etrüskler, İskitler, Hunlar, Truvalılar bizdik. Mirasçı biziz.
" Erdoğan'a, Bahçeli'ye,Özel'e soruyorum:
Öcalan'a, Türk milletine ait olan neyi vermeye karar verdiniz?
Öcalan size ne karşılığında ve veriyor?
Bunu Türk milletine açıklamak zorundasınız."
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Çok basit. Bırakmasalardı rezil şeyler yaşayacaklardı.
Türk Ordusu İzmir'e girdikten sonra Çanakkale Boğazı ile Gebze'ye yöneldi. Amaç, boğazları aşıp Trakya'ya girmek ve Yunan'ı Meriç'in batısına sürmekti. Neticede Trakya, Misak-ı Milli'ye dahildi. İngilizler, Türk ilerleyişine engel olmak istedi. Atatürk ise geri adım atmadı. Bu noktada artık iki ihtimal vardı:
Ya Yunan Trakya'yı boşaltmayı kabul edecekti ya da Türk ordusu bizzat temizleyecekti.
İkinci seçenekte İngilizler meseleye kayıtsız kalamazdı. Neticede boğazlar ellerindeydi ve geçişe mani olabilirlerdi. Bu durumda İstanbul'da büyük bir isyan çıkardı. Çünkü şehirde hem zafer havasında pek çok Türk vardı hem de Kuvayi Milliye teşkilatı şehirde aktifti.
İngilizler İstanbul'da güvende olmadıklarını biliyordu. Bir isyan halinde çok utanç verici hadiseler yaşamaları mümkündü. (Kuvayi Milliye'nin gizli teşkilatlarının yapamayacağı şey yoktu, bombalı saldırı, suikast, kaçırma ve belki bazı hamam operasyonları)
İngiliz Yüksek Komiserliği mantıklı bir çıkarımla Türklerle çatışmaya girilmesi halinde İstanbul'dan çekilip Gelibolu'ya yerleşmeyi hesapladı. (Bunu bir telgrafta şöyle ifade ettiler: İstanbul'da kum üzerindeyiz. Gelibolu'da kaya üzerinde oluruz)
Fakat Fransızlar bu konuda İngilizlerden farklı düşünüyordu. Onlara göre boğazlarda Türklerle çatışmak gereksizdi. Fransız ordusu bu meseleye karışmayacaktı. Bu nedenle Fransa Başbakanı ile İngiliz Dışişleri Bakanı Paris'te ciddi şekilde kavga etti. İngiliz Bakan, Fransa Başbakanı'nı ihanetle suçladı. Fransız Başbakan da İngiliz Bakana sövdü. (Evet dümdüz sövdü. Görüşmedeki İngiliz Büyükelçi tam 15 dakika boyunca sövdüğünü ifade ediyor, kendi deyimiyle bir kamyon küfrü üzerine boşaltmış) İngiliz bakan salonu terk edip otelin lobisinde harap halde viski içmiş.
Aslında Fransız Başbakan haklı çünkü İngilizlerce ihanetle suçlanmaları çok saçma. Başbakan, görüşmeden önce İngiliz Büyükelçiyi uyarmış. Bu konunun açılmasını istemediğini ve ihanet laflarının asla edilmemesini açıkça söylemiş. Büyükelçi de bakana iletmiş ve İngiliz bakan kabul etmiş ama görüşme sırasında kendini tutamayıp konuşunca film kopmuş. Neyse...
Atatürk'ün hesabı ise meseleyi çatışmasız halletmekti. Yani İngilizlere, çatışma olmaksızın Trakya'yı boşalttırmak ve İstanbul'un teslimini kabul ettirmek...
Mudanya'da yapılan görüşmelerde İngilizler bu şartları kabul etti. Böylece Türk ordusu boğazlarda bekleyecek, Türk jandarması Trakya'ya girecek, İstanbul ise barıştan sonra Türklere teslim edilecekti.
Yani işin özü, İngilizlerin İstanbul'u sonsuza dek tutacak gücü yoktu. Yunanlar da yenilmişti. Fransızlar umudu kesmişti. 300 bin kişilik şehri, gözü karartmış Kuvayi Milliye fedailerine ve boğazın diğer kıyısında bekleyen 200 bin kişilik Türk ordusuna karşı savunamazlardı. Sovyetler Birliği de boğazlardaki çatışmaya müdahil olacağını ima ediyordu. İngilizlere göre Romanya'ya girmeleri bile muhtemeldi. Özetle boşuna çatışmak yerine Atatürk'ün isteklerini kabul ettiler. Bu sayede rahatsız edici bir utanç yaşamadan çekilme imkanı yakaladılar. Atatürk ise savaşmadan elde edeceği şehir için Türk askerinin hayatını riske atmadı.
Sun Tzu'nun tarif ettiği gibi, savaşmadan kazanılan zafer en büyük zaferdir.
Türkiye'yi yıllarca savunan Goyan aşireti, bayramda Türk askerini unutmadı! 🇹🇷
40 yıl önce devleti savunmak için bölücü örgüte savaş açan ve 300'den fazla akrabasını şehit veren Goyan Aşireti, Kurban Bayramı vesilesiyle Jandarma teşkilatını ziyaret etti.