Katledecekleri şu güzelliğe bakın. Kamu yararı nerede? Nerede halkın refahı? Nerede coğrafyanın lehine yapılanlar? Su? Yaşam? O maden yapıldığında bir daha asla geri gelmeyecek o coğrafya. Kimin yararı bu? Elbette yerel ve küresel şirketlerin.
Suç Olan Doğayı Sevmek ve Savunmak Değil, Yıkmak ve Tahrip Etmektir
TEMA Vakfı Ankara İl Temsilcisi, il temsilciliği çalışanları ve gönüllülerinin de aralarında bulunduğu 14 kişi hakkında tutuklama, 16 kişi hakkında ise adli kontrol ve ev hapsi kararı verilmesi; yalnızca TEMA Vakfı'na değil, ülkemizin toprağını, suyunu ve ormanını korumaya çalışan tüm doğa savunucularına yönelik ciddi bir gözdağı niteliği taşımaktadır.
Delillerin kamuoyuyla yeterince paylaşılmadığı, yapılan açıklamaların birçok soru işareti barındırdığı bu ve benzeri antidemokratik uygulamalar, toplumun adalet duygusunu zedelediği gibi kamu kurumlarına duyulan güveni de derinden sarsmaktadır.
Ülkemizin her yanında giderek büyüyen doğa tahribatına karşı ormanları, suyu ve yaşam alanlarını savunmak suç değil; her yurttaşın bu vatana olan borcu, yurttaşlık görevi ve toplumsal sorumluluğudur.
Kuzey Ormanları Savunması olarak TEMA Vakfı'nın yanındayız. Tutuklu bulunan tüm doğa savunucularının bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını ve yargı süreçlerinin adil, şeffaf ve hukuk devleti ilkelerine uygun şekilde yürütülmesini talep ediyoruz.
Lübnan’da deniz kaplumbağalarının korunması için kurduğu Orange House Project (Turuncu Ev Projesi) ile tanınan doğa savunucusu Mona Khalil için derin bir üzüntü duyuyoruz.
Hayatını Akdeniz’deki nesli tükenme tehlikesindeki caretta caretta ve yeşil deniz kaplumbağalarını korumaya adayan Khalil, El-Mansuri sahilindeki evine düzenlenen İsrail hava saldırısında aldığı ağır yaralar sonucu hayatını kaybetti. Geride, doğal yaşamın korunması adına çok büyük ve unutulmaz bir ekolojik mücadele mirası bıraktı.
“Her savaş, adı ne olursa olsun, bir yıkım, bir ölümdür; insanlığımızı çürütür, vicdanımızı çürütür.”
Yaşar Kemal...
Doğa seni unutmayacak…
#MonaKhalil #Doğa #HakParçalanmazBütündür #SavaşaHayır
İstanbul’da yüzbinlerce yıllık tarihiyle önemli veriler barındıran Yarımburgaz Mağarası’na film sektörü uzun yıllar boyunca büyük zarar verdi. Duvarlarında delikler açıldı, girişine "açıl susam açıl" kapısı yapıldı, içine dev bir havuz inşa edildi ve havuz dinamitle patlatıldı.
Kendi ormanlarına "meğer seni satmışım artık orman değilsin" diyen dünyada tek ülke de olduk.
İktidar, şimdi de ormanları ‘tapu’ gerekçesiyle orman vasfından çıkarıyor. Geçmişte yasa dışı yollarla satılan yaklaşık 130 bin hektar orman alanı 80 bin kişiye ‘arsa’, ‘tarla’ ve ‘gayrimenkul’ adıyla verilecek.
İstanbul Kuzey Ormanları bir kez daha hançerlenecek
Orman Genel Müdürlüğü’nün bu duruma itiraz ederek açtığı tapu iptal davaları tümden hükümsüz hale gelecek. Uygulama ağır şekilde İstanbul’u vuracak. İstanbul’da kalan ormanlar da yok edilip yerlerine gökdelenler dikilecek.
https://t.co/79BvZxhL7V
Servet yığmak için Kazdağları'nı yıkıp yok ediyorlar!
Çevre Bakanlığı, TÜMAD’ın Kazdağları’nı tahrip eden altın madeninin daha da büyütülmesine yeşil ışık yaktı. Maden 1300 hektar ormanı daha yutacak...
https://t.co/QdRD0AVq23
Marmara Denizi'nde dehşet ağı: 95 futbol sahası büyüklüğünde!
Marmara Denizi'nde uzun yıllardır koruma çalışmaları yürüten Deniz Yaşamını Koruma Derneği Başkanı Volkan Narcı, hayalet ağların denizlerde yüzlerce canlıyı tehdit ettiğini belirterek, "Son 10 yılda çıkardığımız ağ miktarı 650 bin metrekare. Yani bu şu demek, nereden baksanız 95 futbol sahası ya da 25 kere Sultanahmet Meydanı'nı kaplayacak kadar bir ağ kendi imkanlarımızla deniz dibinden çıkartmış olduk" dedi
https://t.co/aF9e4ygp4O
TÜRK KARAİ CEMAATİNİN İSTANBUL'DA AYAKTA KALAN TEK KENESASI...
Bugün bir grup akademisyen ve Türkiye’de Karailik ve Yahudilik çalışan yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizle Hasköy'deki Karai Kenesası'nı ziyaret ettik.
Karailik, İslami dönemde, 750’li yıllarda Bağdat’ta Rabbanî Yahudiliğe bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. İslamiyet’ten de büyük ölçüde etkilenmiştir.
Detaylarını İslam Toplumunda Yahudiler kitabımda bulabilirsiniz.
Hasköy Karai Kenesası [Karai geleneğinde sinagog için “kenesa” ifadesi kullanılır]
İstanbul’un farklı bölgelerinde yaşamış olan Karailerin geçmişte çok sayıda ibadethanesi bulunmaktaydı.
Günümüzde ayakta kalan yapı, bugün ziyaret ettiğimiz kenesa.
Kenesa, Haliç’in kuzey kıyısında, Hasköy Karai Mahallesi’nde bulunmakta.
İstanbul’da tarih boyunca varlığı bilinen 30 Karai kenesası içinde günümüze ulaşabilen tek ve son yapı.
Yapının kesin inşa tarihi tespit edilememekle birlikte, Bizans döneminden kaldığı düşünülmekte.
16. yüzyılda harap vaziyette bulunan kenesa, 1536 yılında tamir edilmiştir. 1729’da meydana gelen yangında bir kez daha zarar görmüş, ancak yeniden ihya edilmiş.
Sonraki dönemlerde de çeşitli tahribatlara maruz kalan yapı, son olarak 1842’de Sultan Abdülmecid’in izniyle yeniden tamir ettirilmiş.
Binaya 1995 yılında elektrik tesisatı eklenmiş.
Yapı, yanından geçen caddenin yaklaşık 3-4 metre aşağısında yer almakta olup çevresi taş duvarlarla çevrili.
Ziyaret sırasında yakın ilgilerinden dolayı Hasköy Türk Karaim Musevi Vakfı mütevelli heyeti üyeleri İdil Karayeğen Hanım ile İzel Levi Coşkun (@izellevi) Bey ve kenesa kayyımı Mehmet Yücel amcaya teşekkür ederim.
@hamide_erdag
#Karailik #Karailer #Karaim #KaraiteJews #Hasköy #HasköyKenesası #KaraiKenesası #Yahudilik #TürkYahudileri #TürkKaraileri #Kenesa #Sinagog #YahudiTarihi #DinlerTarihi #KültürelMiras #Tarih #Akademi #MarmaraÜniversitesi #JewishStudies #KaraiteStudies #JewishHistory #Turkey #Istanbul #Heritage #Karaylar
Dünyayı değiştirecek 35 bilim insanı içinde yer alan ve Harvard Tıp Fakültesi'nde görev yapan Prof. Dr. Utkan Demirci; Yumurtalık, rahim kanseri testi için istenen bin dolarlık testleri geride bırakıp, idrar testi ile anında kanser olup olmadığını tespit eden bir cihaz geliştirdi. Haber tüm dünya basınında en ön sayfalarda yer aldı. Ama bizde hiç kimsenin umrunda olmadı..!
Prof. Dr. Utkan Demirci'yi tebrik ediyoruz..
İşte bu Kuzey Ormanları’nın en az beşte biri olan 50 milyon ağaçlık varlığını sırf rant uğruna yok edip yüzlerce parçaya böldüler. Kalan mevkilerini savunmasız bırakıp, inşaat yağmasına açtılar.
Bugün bile ağır yaraladıkları ormanı yeni tahrip/işgal dalgaları altında bırakmaya çalışıyorlar. Bir yandan kanal güzergahını beton yığınlarına çeviriyor, bir yandan Kuzeye yeni otoyol ve demiryolu hatları planlayıp tüm mevkilerimizi rezidanslara, villa sitelerine çevirmeye çalılıyorlar.
Yani İstanbul Kuzey Ormanları’nda var olan “gelişmiş” bir ekosistemi büyük ölçüde yok ettiler ve yabanı yuvasız bıraktılar. Tilki, çakal, tavşan, karaca, geyik ve porsuk gibi en kırılgan yaban türlerimiz bölgede neredeyse tükendi.
Yılda iki kez İstanbul Kuzey Ormanları’nda konaklayan yüzbinlerce kuş ise otoyollara refüjlere beton yığınlarının arasına sıkıştı. Her yıl daha fazla göçmen kuş yorgun bir halde işgal edilen ormanları pas geçmek zorunda kalıyor. Kuşlarımızdan haber verecekseniz yuvalarını yıkan ve tarihteki en büyük doğa yıkımlarından biri olan ve hala tüm şiddetiyle devam eden bu yıkım sürecini de anlatın.
Governments must now act with urgency to deliver on their legal obligations to protect humanity and to help impacted groups recover from harms caused by climate change.
Climate action that ignores human rights is not only unjust, but also less effective. Bonn must help shift the pendulum on climate towards justice.
https://t.co/eoxAusoLFg
I questioned “Can you absolutely nullify the people?” right after @eczozgurozel was ousted as the CHP leader through the bizarre “absolute nullification” case. Today, he drew huge crowds and massive interest as he visited Black Sea towns-government strongholds.
Amnesty has an Urgent Action on behalf of Dr. Hussam Abu Safiya. Israel must release him now. Why oh why such cruelty? Why oh why those with the power to hold Israel authorities accountable for their cruelty failing over and over?
Dr. Hussam Abu Safiya should be with his loved ones, and caring for the many many people in need of his skills. The last place where he should be is solitary confinement.
https://t.co/ewJQfpEfpZ
In September 2007, a bird weighing barely more than a pound lifted off from Alaska and flew across the Pacific Ocean without stopping once.
No landing.
No food.
No water.
No sleep on the ocean.
Seven days and nine nights later, she arrived in New Zealand.
Her name was E7.
She was a bar-tailed godwit — a shorebird small enough to fit comfortably in your hands.
Scientists had long suspected these birds made one of the greatest migrations on Earth, but nobody had ever tracked an individual bird across the entire journey in real time.
E7 became the proof.
Researchers fitted her with a tiny satellite transmitter before migration season began.
Then they watched in astonishment as the signals kept moving south.
And south.
And south.
More than 7,000 miles across open ocean with no break.
What makes the journey even more unbelievable is how a godwit prepares for it.
In the weeks before departure, the bird transforms itself into a living fuel tank.
E7 spent late summer eating constantly, nearly doubling her body weight in fat reserves.
Then something extraordinary happened inside her body:
Her digestive organs began shrinking.
Her stomach and intestines partially atrophied because they wouldn’t be needed during the flight.
At the same time, her heart and flight muscles grew larger and stronger to handle the nonstop effort ahead.
By the time she launched into the sky, her body had essentially rebuilt itself for one purpose:
Survival in the air.
Once E7 left Alaska, there was no room for mistakes.
A bar-tailed godwit cannot rest on the ocean like a seabird.
If she landed in the Pacific, she would drown.
So she kept flying.
Hour after hour.
Day after day.
She navigated using the sun, stars, Earth’s magnetic field, and atmospheric patterns scientists still don’t fully understand.
She rode favorable winds southward while slowly burning through the fuel stored inside her body.
And when the fat reserves finally ran low, her body began consuming its own muscle tissue to keep her alive.
After more than 200 straight hours in flight, E7 finally descended onto the mudflats of New Zealand.
She had lost over half her body weight.
Her digestive system had effectively shut down.
Her muscles were severely depleted.
But she survived.
Within hours of landing, her organs began rebuilding themselves again.
The tiny bird that crossed the Pacific started eating, recovering, and preparing for the next stage of life as though this impossible journey was simply normal.
And that’s the part scientists found most humbling.
E7 wasn’t some miraculous exception.
She was just the first godwit carrying technology that allowed humans to witness what her species had quietly been doing for thousands of years.
Every year, tiny birds rise into the Arctic sky and cross an entire ocean powered only by instinct, endurance, and a body engineered by evolution to do something that still feels almost impossible.
A one-pound bird.
Seven days nonstop.
Over 7,000 miles of open ocean.
And somehow, she knew exactly where she was going.
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Turkish riot police fired tear gas and forced their way into the main opposition party's headquarters to evict its ousted leadership, deepening a crisis at the heart of Turkey's democracy https://t.co/Riv9nLhYiG
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
2013 yılından bu yana onurla üstlendiğim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkez Avukatlığından, bu sabah saatlerinde aldığım bir tebligatla, meslektaşlarım Av. Mehmet Can Keysan ve Av. Hazar Kardaş ile birlikte azledildiğimizi öğrendim.
13 yıl boyunca, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine duyduğum inançla; partimize yönelik her türlü hukuksuzluğa, baskılara, siyasi operasyonlara ve yargının araçsallaştırılmasına karşı meslektaşlarımla birlikte hukuki mücadele vermeyi görev saydım.
Mutlak butlan kararı, siyasi iradeyi ve parti hafızasını hukuk dışı yöntemlerle yeniden dizayn etmek için verilmiştir. Demokratik meşruiyetin yerine fiili dayatmayı koymaya çalışan hiçbir anlayışın ve hukuk dışı yöntemlerle tesis edilen hiçbir tasarrufun benim nezdimde meşruiyeti yoktur.
Bu süreçte atılan ilk adımlardan birinin, yıllardır partinin hukuk mücadelesini yürüten avukatların görevden alınması olması tesadüf değildir. Bu müdahalenin amacı Cumhuriyet Halk Partisi’nin hukuksuzluğa karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini etkisizleştirmek, savunma iradesini zayıflatmak ve itiraz yollarını susturmaktır.
Bu nedenle şahsıma yönelik bu müdahaleyi bir mesleki kayıp ya da kişisel bir hüsran olarak algılamıyorum. Aksine, hukuksuzluğa boyun eğmemenin bedeli olarak bir onur nişanı olarak görüyorum. Ömrüm boyunca da bunu aynı kararlılıkla ve gururla taşıyacağım.
Çünkü bizim mücadelemiz ve avukatlık makamlarla, unvanlarla ya da resmi sıfatlarla sınırlı değildir. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni demokrasi mücadelesinin, halk iradesinin ve Cumhuriyet değerlerinin baba ocağı olarak kabul eden insanlarız.
Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hukukun üstünlüğünü, demokratik meşruiyeti, halkın iradesini savunmaya devam edeceğim. Bunun için herhangi bir vekâlet ilişkisine, resmi sıfata ya da görevlendirmeye ihtiyaç duymadım, bundan sonra da duymayacağım.
Bu hukuksuzluğun parçası olan, imza atan, görev alan, sessiz kalan, meşrulaştırmaya çalışan herkese açık çağrıda bulunuyorum: Hiçbir makam, hiçbir geçici güç ilişkisi, hukukun ve vicdanın üstünde değildir. Tarih, hukuksuzluk karşısında direnenleri de bu sürece ortak olanları da ayrı ayrı kaydedecektir. Bugün verilen her kararın, atılan her imzanın ve alınan her tutumun yarın hem hukuk hem de toplum vicdanı önünde bir karşılığı olacaktır.
Başta partimizin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel olmak üzere, demokrasi ve hukuk mücadelesinden geri adım atmayan tüm yol arkadaşlarımla hukuksuzluğa karşı dayanışma içinde olmaya devam edeceğimi de beyan ediyorum.
İnanıyorum ki, sonunda mutlaka halkın iradesi kazanacaktır.
Gıda Tarım ve Ticaret Bakanlıkları neden zorunlu denetimleri yapmıyor?
2 Bakan da istifa et(tiril)meli ("görevlerinden affedilmeli") ve ilgili üretici - dışsatımcı (ihracatçı) haklarında yasal işlem yapılmalıdır.
Ülkemizin uluslararası saygınlığını ve insan sağlığını böylesine tehlikeye atmaya kimsenin hakkı olamaz..
🗓️12 Mayıs
📍İş Sanat
✨ Sürdürülebilirlik, İklim Politikaları ve Biz
@EkonomimCom Gazetesi Koordinatörü ve Sürdürülebilirlik Editörü @didemeryar
Beslenme ve Diyet Uzmanı, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü @FAO Food Champion Sürdürülebilir Yaşam Elçisi, The Good Wild Kurucusu Uzm. Dyt. @dilarakocak@ForvisMazarsTR CEO & Kurumsal Sürdürülebilirlik Elçisi Dr. @izellevi
Avrupa Komisyonu İklim Elçisi, Roots and Shoots Danışma Kurulu Üyesi Seren Anaçoğlu
#SEZ26’ da eşitlik için söz eylem ilişkisinde; şeffaflık, kapsayıcılık, ve dayanışma kültürü sağlanana kadar konuşmaya, üretmeye ve değiştirmeye devam edeceğiz!
Eşit bir gelecek için şimdi dayanışma zamanı! #SosyalEtkiZirvesi