august is like the Sunday of the year…things shifting and changing, time slipping, the past coming to the forefront… everything covered in nostalgia and indecipherable grief but also late afternoon sunlight and quiet acceptance
“okumuş insanlar emekçi halka karşı sorumludur.” pankartını görünce aklıma mahir polat'ın “ben bu topraklara her zaman borçlu hissederdim kendimi ama esas borcum şimdi başlamış, bunu hissettim.” sözleri geldi. zorda kalanın yanında, zor kullananın karşısında duracağız hep.
Mahmut Tanal: “…ben Şanlıurfa’da fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Atatürk Cumhuriyeti sayesinde okudum, öğretmenlerimin emeğiyle hukukçu oldum, bu milletin vergileriyle açılmış devlet okullarında okuyarak avukat ve milletvekili oldum. Bu halka borçluyum.”
Türkiye uzun süredir, ''politik yas'' içinde!
Politik yas kavramı, ilk anda kulağa tuhaf gelse de aslında yaşadığımız gerçekliği tanımlıyor. Politik yas, bir toplumun, siyasi nedenlerle karşılaştığı kayıplar sonucunda yaşadığı ortak kederi açıklıyor. Bu kayıp, somut bir insanın kaybı olabileceği gibi (örneğin bir suikast, katliam gibi), soyut değerlerin ya da hakların kaybı da olabilir (özgürlüklerin kısıtlanması, adaletin yitirilmesi, demokratik değerlerin çiğnenmesi gibi). Bu durum toplumun bir kesimi için adalet duygusunun ölümüdür ve bu, gerçek bir yas tepkisini harekete geçirir. #DarcyHarris politik yası “insanların iktidar sahiplerinin kararları ve eylemleri sonucunda yaşadığı doğrudan kayıplara verilen duygusal tepki” olarak tanımlıyor���. Politik düzlemde meydana gelen kayıplar, kişinin sadece kişisel dünyasını değil, içinde yaşadığı toplumsal sözleşmeyi de zedeliyor. Hukukun üstünlüğüne olan inancını yitiren biri, içinde yaşadığı toplumun adil ve güvenli bir yer olduğu inancını da kaybediyor. Demem o ki; hem bireysel hem de kolektif bir yastayız...
Boykot meselesine dair David Harvey'nin Kapital derslerinden kısa bir kesit hatırladım. Boykotun neden 'aşil topuğu' haline geldiğini, kapitalizmin hareket yasasını ve 11 Eylül'den sonra Bush yönetiminin insanları nasıl tüketmeye çağırdığını anlatıyor. #Boykot
insanların, hakikaten emek verenleri sahiplenmesi hayati. gerçekten yaşamak yurttaş olmaktır, iştirak etmektir. kayıtsızlık irade kaybıdır. kimse toplumun dışında yalnızca insan olarak var olamaz. bu yüzden kayıtsızlar hiçbir şekilde yoldaşım, paydaşım değildir.
mahir polat'ın nilay örnek ile podcastini dinledim. bir üzüntüsünden bahsediyor. doğduğum ev bir heyelan bölgesi olduğu için ortada yok diyor. ben bu kadar tarihi, kültürü, mekanı korumaya çalışan biri olarak dünyaya gözlerimi açtığım yeri göremeyen birisiyim diyor. mahvoldum.