#Okul#Manisa Çocuklarımızı Sokakta Değil, Dijital Karanlıkta Kaybediyoruz.Manisa'da yaşanan son okul saldırısı, hepimizin yüreğine sadece bir korku değil, çok derin bir çaresizlik ve öfke bıraktı. Ama artık öfkelenmenin ötesine geçip, gerçeğin gözünün içine bakmak zorundayız.Bu ülkenin çocukları artık sadece sokaklardaki fiziki tehlikelerle karşı karşıya değil. Evlerimizin en güvenli köşesinde, odalarında, ellerindeki ekranların arkasında sessizce zehirleniyorlar. Adına "dijital topluluk", "oyun grubu" ya da "sosyal medya" denilen o karanlık odalarda; akran zorbalığıyla, yalnızlıkla ve sevgisizlikle beslenen çocuklar, birer suç makinesine dönüştürülüyor. Bir çocuk dijital dünyada terör planları yaparken, şiddeti bir oyun gibi içselleştirirken biz neredeydik?Devletin getirdiği erişim engelleri, okulların önüne dikilen polis amirleri ya da kurulan X-ray cihazları tek başına yeterli olmayacak. Polisiye tedbirler kapıdaki tehlikeyi durdurur ama o çocuğun zihnindeki karanlığı temizleyemez.En büyük denetim mekanizması, en güçlü koruma kalkanı ailedir. Çocuklarımızın internet geçmişini, girdikleri siteleri, konuştukları insanları denetlemek bir "özgürlük kısıtlaması" değil, hayatta tutma çabasıdır. Onları sanal dünyanın sahte rehberlerine terk edemeyiz.Bugün devlet hukukla, aileler şefkat ve dikkatle, toplum ise sağduyuyla hareket etmek zorunda. Şiddeti öven, suçu estetize eden her dijital çeteden hesap sorulmalıdır.Lütfen bugün çocuğunuzun sadece cebine koyduğunuz harçlığa değil; elindeki ekrana, gözlerindeki sessizliğe ve ruhundaki kırgınlıklara bakın. Yarın çok geç olmadan, çocuklarımızı o karanlık odalardan çekip çıkarmak zorundayız.