Fenerbahçe'yi ne kadar sevdiğimi bilseniz gözlerinize mendil yetiştiremezsiniz. Sabahları çayım sigaram, en kötü günümde anam babam Fenerbahçe. Hiç şampiyon olmasa da omurgasını aldırmayan, tahriklere kapılmayan, yanağını okşatmayan, onurunu haysiyetini satmayan bi' camianın ferdi olmanın gururunu; sırtımda forma, boynumda atkı, göğsümde nişan, kalbimde aşkla yaşıyorum.
FIFA şu milli takım tercihi hakkı kuralını gözden geçirse iyi olacak sanki. Oyuncu nerede doğduysa sadece orada oynayabilir ya da oyuncu A milli takım tercihini 18 yaşına kadar yapıp bildirmelidir gibi düzenlemeler olabilir.
Yoksa Fransa baksın denesin, olmazsa Afrika’ya dağılsın herkes, olursa Fransa’da oynasın şeklinde devam edilirse ilerleyen turnuvaların çeyrek finalleri, son 16ları Afrika Karması (Fransa) ile Afrika Ülkeleri mücadelesi şeklinde geçecek.
Arjantin kollanıyo fikrinde tüm dünya hemfikirken Fransa-Fas maçını tam kadro Arjantinli hakemlere vermek tam anlamıyla "Kolluyoruz evet, n'apabilirsiniz?" demektir. FIFA resmen meşruiyetini kaybetmiş durumda.
Fikstür şikesi iddiası tek maça istinaden dillendirilmiyo. Avrupa dönüşlerinde kimin nerde oynadığı, ligin ilk yarısında İstanbul'dan çıkmayıp farkı açarak rahatlamaya çalışma, bel bağladığı tek adam Afrika Kupası'nda diye ligi 1 ay tatil ettirme. Bunlar hangi camianın şereften yoksun olduğunun kanıtı biliyoruz. "Alın 2. yarı evinizde, ibreyi döndürdünüz" diye ağlayarak çocuk kandırırsınız ancak
Ne geri zekâlı bi' adamsın futbolun en temel konularından biri forma kültürü. Eğer Chelsea, Barça gibi tek renk bi' takım değilsen ya da Trabzon gibi "Bana ne abi farkmaz" diyecek kadar köksüz değilsen, iç saha formanın bi' çizgisi, bi' şablonu vardır. Dünyanın her yerinde adın geçtiğinde insanların gözünün önüne o formayla gelirsin
@cibilx@IvanKile Çok seri ve kararlı. İndirmek için yakın temasa giremeden kopup gider muhtemelen çoğu zaman. İki ayağını da kullanıyo ve kaleyi kafasına koyduğunda topla sevişmeden tekte yapıştırabiliyo. Penaltı yüzdesi yüksek. Golleri genelde kilit açan, takımı rahatlatan goller
Trabzon ve Beşiktaş fikstürlerini de inceledim... Her takımın taraftarına "Burdan nasıl çıkıcaz" endişesi yaratan virajları var, sadece Gsaray'ın yok. Çünkü Göztepe, Başakşehir, Samsun, Eyüp vs. hepsi karısı. Fener'le yarışsa ve ligin geri kalanından kopsa Beşiktaş ve Trabzon da ekleniyo bunlara. Neyi tartışıyoruz ki, amaan...
Galatasaray;
- İlk 5 hafta sadece Erzurum deplasmanı
- 9. haftadan 16. haftaya sadece Konya uçağı var
- En fazla 6 hafta İstanbul'dan çıkmadan oynama kuralını max değerlendirebilen tek takım (11-16)
- Ligin son 4 maçından ikisi pilot takımlar Başakşehir ve Göztepe'yle
- Sezonun son 2 maçı Erzurumspor ve Çorum FK :)
Fenerbahçe;
- İlk 4 haftada Samsun (D) ve Beşiktaş
- Dolayısıyla son 4 haftada 1 Samsun (E) 1 Beşiktaş (D)
- 9 ve 12. hafta arası 3 sert (D) maçı (GS-Çorum FK-Kocaeli), tek (E) maçı da Göztepe. Bu virajda fark açılır diye umulmuş :)
- Ayıp olmasın diye ilk GS maçı bu kez (D). Ama Başakşehir ve Trabzon'la 8 haftada 4 maç oynanacak. 9-12'de iş çözülmezse burda koparırız diye umulmuş :)
Ben de tam olarak bu noktadayım. Görünce dayanamayıp takibe aldım valla. Tedesco bu kulübün gördüğü en büyük şanstı. Oyuncusunu Duran, İrfan, Cenk gibi şansını çok fazla zorlamadıkça koruyan, yönetimi satmayan, basına tüm mobbing'e rağmen dalaşmayan, taraftara bahane uydurmayan, maçın hep içinde, kaybedince hüznü kazanınca sevinci her yerinden okunan, yanlışta ısrar etmeyip esnek olabilen, 40 yaşında ve aç bi' adam bi' daha gelir mi... Gerçekten sanmıyorum.
Hatalarımızı reddetmiyorum, Süper Lig'in hiç hata kabul etmeyen bi' konuma getirilmesini reddediyorum. Uzun maratonda dünyanın en büyük devleri bile çok absürt kayıplar yapabiliyoken, bizimki rakibinin 3 sezon her koşulda kazandığı bi' lig hâline getirildi. 1-0 kazandığın deplasman maçında bile doğrudan 3 puana ihtiyaçları olmamasına rağmen haksız yere 10 kişi bırakıldın. Özeleştirimizi kendi içimizde yapalım ama en ufak bi' hak yeme işini dahi normalleştirirsek semer vuran çok olur.
Son olarak; bir takımı doğrama işi zaten 10. haftada yarıştan kopararak yapılmaz. Fenerbahçe bu ligin ekmeği suyu, yaşam pınarı. Kimse bu musluğu kesecek kadar aptal değil. O yüzden bu tezgah "Konya'ya takılmasan", "Talisca penaltıyı atsa" vb. an'lara hapsedip seni suçladıkları küçük bi' fark olacak kadar başa başa götürülüyo. Çünkü soru da cevap da net: Fener'in koptuğu bi' yarışı kim sikler?
"X maçı alsan şampiyondun" kadar düz bi' hesap yok. Sen o maçı alsan rakibin takıldığı maçlardan birini çok daha ciddi oynayabilirdi. Kelebek etkisi diye bi' şey var. Ayrıca "hakemler, federasyon, kart ve fikstür şikesini saymazsak" ne demek? Bunları saymayınca düzeni legalleştirmiş oluyoruz zaten. Rakibin tüm bu avantajlarına rağmen +3 toplayabilmiş üstelik. Olağanüstü bi' olay bu tabloda 99 puan.
Not: İsmail Kartal fan boy değilim, Fenerbahçeliyim.