TBMM'de görüşülen torba yasanın 26. maddesi bizim için bir KIRMIZI ÇİZGİDİR. "Öğrenci affı" başlığının gölgesinde, Türkiye'nin düşünce dünyasına kelepçe vuran bu maddeyi kabul etmemiz mümkün değildir!
7315 sayılı Kanun'u değiştirilerek üniversitelerde görev yapacak tüm öğretim elemanları güvenlik soruşturmasına tabi tutuluyor. Yani emniyet/istihbarat süzgeci geliyor.
Eleştirinin, sorgulamanın, özgür düşüncenin yeri olması gereken üniversiteyi milli güvenlik ile aynı kefeye koymak, akademiyi bir güvenlik meselesine indirger.
Teklifle genç bir araştırmacının yıllar önce katıldığı bir basın açıklaması, imzaladığı bir bildiri ya da bir sosyal medya paylaşımı, kariyerine daha başlamadan son verilebilir.
Anayasa Mahkemesi 2019'da benzer bir düzenlemeyi, keyfiliğe karşı yeterli güvence içermediği gerekçesiyle İPTAL ETTİ. Aynı mantık şimdi kelime oyunlarıyla yeniden, bu kez üniversitelere taşınıyor.
Bunun bir bedeli de nitelikli bilim insanı göçüdür. Bu madde, gitmekte kararsız binlerce genç beyne "burada size yer yok" demektir.
Bu güvenlik değil, akademiyi itirazsız, sorgusuz, tek tip hale getirme niyetidir. "Güvenlik soruşturması" adı altında üniversiteyi itirazsız hale getirmek isteyenlere izin vermeyeceğiz.
Sinem Dedetaş'ı Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında tanıdım. AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Atıl haldeki dünyanın en eski tersanesini gemilerin ve teknelerin bakım için kapısında sıra beklediği bir duruma getirdi. Sonra AKP'nin kalesi denilen Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. Sorun tanıdığınız Üsküdarlılar'a. Memnunlar mı değiller mi hizmetlerinden. Yakından tanıdığım için en ufak bir yolsuzluğa bulaşmadığına kefil olabileceğim bir isimdir Sinem Dedetaş.
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir CHP'li veya Yeni Partili belediye başkanı kalmayıncaya kadar devam edecekler.
Bu arada AKP'li belediyelerde hiç bir şey olmuyor, her şey pırıl pırıl.
Varsa yoksa muhalif belediyeler.
Sorsan "millet iradesi" derler.
@sdedetas@uskudarbld
Delikanlı büyük bir heyecanla ayağa kalktı ve söze girdi:
“Dedemizin mezar taşını bile okuyamıyoruz!”
Sordum, Yozgat’ın bir köyündendi.
“Köylünün mezar taşı var mı ki?” diye sordum.
“Yok…” dedi.
“Bak delikanlı,” dedim. “Senin köylü dedene mezar taşı dikmek Osmanlı’da kimsenin aklına gelmezdi. O hat sanatıyla işlenmiş ihtişamlı mezar taşları; saray çevresi, devşirme paşalar ya da ulema sınıfı içindir.
Anadolu köylüsünün çoğunun bırakın mezar taşını, mezar yeri dahi bilinmezdi. Kim bilir hangi cephede, hangi siperde can verip kefensiz toprağa düşmüşlerdi… Çünkü imparatorluğun bütün askerî yükünü o Anadolu köylüleri çekerdi.”
Prof. Dr. Halil İnalcık
Yeni Parti’mizin ilk grup başkan vekilliği konuşması..
Yurttaş sahada vekilleri bekliyor..
Kiminin yakasına yapışmak, kiminin sırtını sıvazlamak için..
Gazeteci Timur Soykan:
"Gürsel Tekin, Türkiye’nin gözünün içine bakarak yalan söyledi. Fatura 294 milyon değil, 294 bin lira. İftira, kumpas diyor ya; iftiranın daha büyüğü var mı?
Bir gazeteyi, bir yayın kuruluşunu bu şekilde suçlayabilir misiniz?"
Özkan Yalım gözaltına alındığında Sözcü’de canlı yayındaydı. Kulaklarımla duydum.
Dedi ki; Bu adamın tır filosu var niye rüşvet alsın, zaten zengin biri.
2 gün sonra ise rende binasının dediği gibi, havlucu demeye başladı.
Rapçi Rota, Yılmaz Özdil'in Haluk Levent'e ilişkin yıllar içindeki çelişkili ifadelerini gündeme getirdi.
Ahbap soruşturması sonrası Özdil: "Bunca dolandırıcılık sabıkasına rağmen, PKK'ya yardım ve yataklık gözaltısına rağmen çıkıp İzmir Marşı'nı söylediği için toplumsal muhalefetin kahramanı ilan edildi."
2 yıl önce Özdil: "Haluk Levent canımız ciğerimiz, onu çok seviyoruz. Sanatçı kişiliğine, hayırseverlik mücadelesine, insanlığına hayranız, kefiliz."
Şöyle bir göz attım, oldukça önemli isimler var.
93 yaşındaki Oktay Ekşi, 1961'deki Kurucu Meclis'te görev yapan 91 yaşındaki Alev Coşkun, 102 yaşındaki Şükrü Elekdağ, 80 yaşındaki Sabri Ergül, 81 yaşındaki Uluç Gürkan, 84 yaşındaki Faruk Loğoğlu, 94 yaşındaki Ziya Gökalp Mülayim, 85 yaşındaki Onur Öymen ve 78 yaşındaki Şenal Sarıhan.
Alanlarında uzman, partinin hafızası sayılacak, koltuk ya da makam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bu isimlerin istifası hiç değilse düşündürmeli.
Devlet Bahçeli'nin halkın yeni umudu YENİ Parti ve Özgür Özel hakkında yaptığı açıklamaları merak edip okumadım bile.
Siz de merak etmeyin.
Sadece geleceğe yürüyün arkadaşlar.
Onlar ya halkın yolundan çekilirler ya da halk kendi yolunu bulur.
YENİ ufuklara...