Yumurta sperme gitmez. Sperm, yumurtaya gelir. Hem de milyonlarcası. Yumurta, seçer. Olur da kendinizi bir erkeğin peşinden koşarken ya da arkasından ağlarken bulursanız, ortalığa saçılmış milyonlarca değersiz sperm olduğunu unutmayın. Ve bir daha biyolojinize ihanet etmeyin.
Az önce podcastte çok güzel bir söze denk geldim. Diyordu ki: Aslında seni arasa ömrü yetmez bulmaya; ama tesadüfen bulduğu için sıradan sanıyor. Anlam yüklediğimiz onlarca şeyin özetidir.
Resmen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Gençliğe Hitabesinde bahsettiği tüm tehditler vücut buldu..! Bir insan ancak bu kadar ileri görüşlü olabilir…
O bir Deha!
Düşününce hep şaşırdığım bir şey, 35 yaşında generaldi, 38 yaşında isyancıydı, 42 yaşında bir cumhuriyet kurdu. 57 yaşında öldü. Ebeveyn kaybı, savaş, göç, yokluk, hastalık… Travmalarla yoğrulmuş, taşınması güç bir ömür…
Atatürk’ün ‘insan’ yanını görmek, benim için Atatürkçülüğün başlangıç noktasıdır. Onu bir insanüstü kahraman değil, acıyı, kaybı ve sorumluluğu omuzlayıp yine de ileriye bakan bir insan olarak görünce, mirasını daha derinden hissederim 🌱
35 yaşına geldim, oğlum 6 yaşında. Onu büyütürken anlıyorum ki, bizim jenerasyondaki ebeveynler bizimle ASLA ilgilenmemişler. Bizi büyütmemişler.
Yani bir bitkiye bile su veriliyor, etrafındaki otlar temizleniyor, budama yapılıyor vs.
Bizle bu kadar bile ilgilenmemişler. Ne bir yönlendirme, ne günlük rutin kazandırma, ne hayata dair eğitim, insan ilişkileri vs.
Anneler sadece temizlik yapıp çay içmiş. Babalar işe gidip TV izlemiş.
Hemen hemen herşeyi deneme yanılma ile kendimiz öğrenmişiz.
“Reddedilmeyecek bir dua imiş 🤍
sen de tekrarla
Rabbim, beni öyle bir maddi bolluğa ulaştır ki; hem kendi hayatım düzelsin hem de başkalarına iyilik edebilecek bir imkâna sahip olayım.”