Fuat Bey, sizi önce kibarca üslub ve edebe davet ediyorum, umarım işe yarar.
İnsanların, hele hele gençlerin -isterlerse dünyanın en şeytani örgütüne üye olsunlar- yanılma, aldanma ve tutumlarını değiştirme hakları vardır. Herkes sizler gibi hakikati kucağında veya beşiğinde bulanlardan olmayabilir. Sizler doğuştan hakka vasıl olduğunuz için, biz zavallılar gibi yanılma, hata etme, yoldan çıkma, günah işleme vb. kusurlardan azade masum-ı ekber misillu örnek kullar arasında olabilirsiniz. Ne ki
bu size kimi gazetecilerden alışık olduğumuz “kalemle kelle alma” yeteneğini insafsızlığa vardırma hakkı kazandırmaz. Siz kategorik olarak haklı olduğunuzu düşünüyor olmalısınız, hele kaleminiz elindeyken. (ROK VE CK de öyle düşünüyorlardı.)
İsmail Sezgin birkaç senedir yakından izlemeye çalıştığım bir cemaatçi genç entelektüel. Düşünce çizgisinin nasıl evrildiğinin tanıklık ettim. Bir süredir Lider/Şeyh/Efendi hazretleri iyi ama çevresi kötü formülüyle kendini (izzet-i nefsini) ayakta tutmaya çalışıyor. (Ahmet Dönmez bu aşamayı geçenlerden, bu nedenle farklı düşünüyorlar.)
Fakat bazı konularda sırf kuşkularını dile getirdiği için cemaatin politbürosu tarafından sürekli çarmıha geriliyor. Burada beni ilgilendiren vardı sonuçlar değil, beynine kıymık saplanmış her namuslu zeka gibi kendini ve çevresini sorgulamaktan vazgeçmemiş olması. Bu nedenle kendisine büyük bir saygı duyuyorum. Memleket evladının çelişkileri, kusurları, salınımları konusunda tesamuh göstermenin erdem olduğuna inanıyorum. Belki de bu zaafları fazlasıyla deneyimlemiş biri olarak duygusal davranıyorum. Hepsi memleket evladı, hangi sapkınlık (!) çukuruna düşmüş olurlarsa olsunlar hepsi bizim evladımız.
Tanrının sizin gibi hakikati kucağında bulmuş kullarının böylesi iç karartıcı salımlar karşısında midelerinin bulandığını tahmin edebiliyorum. Ne yapalım kişisel tarihimiz memleketin tarihine koşut oluşuyor.
Entelektüel pusulamı kaybetmiş olduğumu ima ediyorsunuz. Bence bu tür lafları bırakın, ağzınıza bile yakışmıyor. Garantili hedeflere “yalap şalap” (!) laf çakma alışkanlığından olsa gerek ciddi muhakeme zaafları sergilemişsiniz. Benden bu zaaflarınızı düzeltmemi beklemeyiniz, çünkü sizi kızdırmam, utandırırım.
Ne de olsa siz de memleket evladısınız. Bu yüzden kategorik olarak tesamuhu hak ediyorsunuz.
Destek Talebi!
✅Değerli arkadaşlar, sizlerle güzel bir haberi paylaşmak istiyorum. Gündemdeki hukuki gelişmeleri değerlendirmek ve sizleri bilgilendirmek amacıyla Gündem Hukuk YouTube kanalını kurduk.
✅Sizlerden kanalımıza abone olmanızı ve bu videoyu paylaşarak sesimizin daha çok insana ulaşmasına yardımcı olmanızı rica ediyoruz. Çok yakında ilk yayınımızla karşınızda olacağız, görüşmek üzere!
@Bahadir_Dr@HKaplankaya
📍Gündem Hukuk Tanıtım Videosu https://t.co/vaVlbrZ27c @YouTube aracılığıyla
“Bir devleti ayakta tutan, adaletin varlığını gösteren en önemli ilke suçun cezalandırılması değildir, asıl ilke suçsuzların cezalandırılmamasıdır.” Dikkatle okunması gereken @elifcakirr yazısında bahsedilen ülkemizin beş saygın ceza ve anayasa hukukçusunun hazırladığı mütalaa hukuka dönüş için fırsat olarak görülmeli. Elbirliğiyle ülkemizi daha müreffeh, insanımızı daha huzurlu yapmak için çalışabiliriz. Elif Çakır’a teşekkür ederek bahsi geçen mütalaaya ulaşılabilecek bağlantıyı paylaşıyorum.
https://t.co/EjZd9UQnpg
Sayın vekilimiz @emin_ekmen Prof. Dr. Adem Sözüer, Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Faruk Turhan, Prof. Dr. Cumhur Şahin ve Prof. Dr. Tolga Şirin’in ortak imzasıyla hazırlanan hukuki mütalaayı meclise getirdi. Bu kadar önemli bir konuyla ilgili #MecliseÇağrı yapmak sadece sayın vekile has olmamalıdır.
Kıymetli hemşehrim, değerli insan Sayın @mahmutarikansp
KHK mağduriyetini yüreğinde hisseden, sesimize kulak veren ve çözüm iradesi gösteren güzel insan.
İlgisi samimiyeti ve adalet adına ortaya koyduğu duruş için ona gönülden teşekkür ediyorum 😊🌿
@SaadetPartisi
Ceza, ceza usul ve anayasa hukuku uzmanı profesörler sn Adem Sözüer, sn İzzet Özgenç, sn Faruk Turhan, sn Cumhur Şahin ve sn Tolga Şirin’in ortak görüşü:
“Yasal faaliyetler suçluluk karinesine dönüştürülemez.”
https://t.co/sTnJx3kNlB @KararHaber aracılığıyla
Az sonra genel kurulda uygulanmayan ve biriken AİHM kararlarının/dosyalarının akıbeti hakkında TBMM’nin yapabileceği konuların görüşülmesi için verdiğimiz Genel Görüşme önerisi üzerine konuşacağım.
Beş hukuk profesörünün hazırladığı ortak mütalaada, AİHM’in Yalçınkaya ve Yasak kararları ışığında terör örgütü üyeliği yargılamalarının yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı.
Mütalaada; doğrudan kastın kişiye özgü delillerle kanıtlanması, yasal faaliyetlerin suç sayılmaması ve ihlallerin genel tedbirlerle giderilmesi istendi.
https://t.co/trqAHFnyQE
Başta Av. Levent Bey olmak üzere, bu kıymetli mütalaayı hazırlayan değerli hocalarımıza teşekkür ediyorum.
Büyük ve sistematik hukuksuzluklar, çoğu zaman yalnızca verilen yanlış kararlarla değil, bu kararlar karşısında oluşan kurumsal ve akademik sessizlikle kalıcı hâle gelir. Yanlış uygulamalar sorgulanmadıkça zamanla “yerleşik içtihat” görünümü kazanır ve hukuka uygunmuş gibi kabul görmeye başlar.
Hocalarımızın hazırladığı bu mütalaa, yanlış uygulamanın etrafında oluşan “yerleşik içtihat” zırhını kıran önemli bir adım olmuştur.
Bu çalışmanın;
Tartışmayı siyasi zeminden çıkararak hukuk zeminine taşıyacağı,
Mahkemelerin doğru ve adil karar verebilmesi için ihtiyaç duyduğu kavramsal ve hukuki çerçeveyi güçlendireceği,
Akademik sessizliğin yanlış uygulamalara sağladığı örtülü meşruiyeti ortadan kaldıracağına inanıyorum.
Hukuksuzlukların kalıcılaşmasını önlemenin yolu, yalnızca yanlış kararlara itiraz etmekten değil; doğrunun hukuki ve bilimsel temellerini cesaretle ortaya koymaktan geçer. Bu mütalaa, tam da bu nedenle son derece kıymetlidir.
Teşekkürler meslektaşım @LeventisMG ve değerli hocalarım @izzetoezgenc@AdemSozuer@tolgashirin