Yusuf Tekin Türkiye cumhuriyeti Osmanlı‘yla zaten barışık Türkiye cumhuriyeti 16 Türk imparatorluğu yıldızlar 16 yıldız şeklinde Cumhurbaşkanlığı forsuna koyarak hanedan tarihine milli tarih bilincine çevirdi. Cumhuriyet‘le Osmanlı arasında bir kavga yok.
Kavga senin Cumhuriyet‘le kavgan. Senin Kurtuluş Savaşı’nı Osmanlı’dan kurtulmak zannetmen.
Üzerinden 104 sene geçtikten sonra Kurtuluş Savaşının koskoca Osmanlı’dan kurtulmak için yapıldığına inanan gayri milli eğitimsizlik bakanı Yusuf Tekin, 1918-1922 arasında yaşasaydı, Ankara’da Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa, İsmet Paşa, Mehmet Akif, hamdullah Supi, ipsiz Recep, Şehit Kamil, Sürçü İmam, Şahin bey, Hasan Tahsin, Yörük Ali. Efe, Topal Osman Ağa ile birlikte Ege’de Yunan ordusuna, İzmir’de, Adana’da Antep‘te Fransızlara Antalya’da İtalyanlara, ayrıca Doğu Anadolu’da Ermeni çetelerine Karadeniz’de Pontus çetelerine karşı omuz omuza savaşır mıydı?
Yoksa Yusuf Tekin 1918-1923 arasında İstanbul’da padişahı Vahdettin’e sadık kalır, Damat Ferit hükümetinde eğitim bakanı olur, Anzavur’un güçlerine destek olur, Nemrut Mustafa Divanını alkışlar mıydı?
Ne dersiniz? Yusuf Tekin hangi tarafta yer alırdı? Vahidettin’i mi yoksa Mustafa Kemal Atatürk”ün mü? @zaferpartisi@gazetesozcu@gazetesozcu@halktvcomtr@nefesgazete@gizemfidanhaber@baristerkoglu
Prime time colin firth ve hugh grant izlemek ayri bir keyif ya. gecen gun disclosure day'e gittim colin firth yaslanmisti, yine de aksanina biterim o ayri. bridget jones'a dustum yine konfor alanimdan selamlar
Doğuda Türk yok algısı yaratmak isteyenlere de güzel cevap oluyor bunlar. Erzurumspor her seferinde Türklüğüne sahip çıkıp milliyetçi tavrını ortaya koyuyor. Türklüğün kalesi Erzurum var olsun.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
"Sürmeneli" Mehmet, iyi oku.
Sultan Abdülaziz'in bizzat kendi bestelediği "Valse d'Invitation" (Davet Valsi) adında çok zarif bir vals eseri vardır.
Sultan V. Murad'ın yüzlerce bestesi vardır ve bu bestelerin neredeyse tümü vals, polka, mazurka ve galop gibi Batı formlarındadır.
II. Abdülhamid'in bir vals bestesi yoktur ama kendisi "A La Turca (Klasik Türk) müziğinin insana hüzün verdiğini, bu yüzden Batı müziğini (özellikle opera ve operetleri) tercih ettiğini bizzat hatıratlarında belirtmiştir. Yıldız Sarayı'nda özel bir tiyatro kurdurmuş, çocuklarına ve saray efradına piyano ve Batı müziği eğitimi aldırmış, sarayda sık sık valsler, polkalar ve operetler çaldırmıştır.
Bugün gurur duyduğun o Mehter teşkilatı ve Yeniçeri Ocağı, Sultan II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.
Bugün dinlediğin ve bildiğin tüm Mehter Marşları, Enver Paşa öncülüğünde İttihatçılar tarafından sonradan bestelenmiştir.
İyi oku şu sözleri;
Hep kahraman TÜRK milleti.
Orduların, pek çok zaman,
TÜRK milleti, TÜRK milleti,
Aşk ile sev MİLLİYETİ.
Kahret vatan düşmanını,
Çeksin o mel'un zilleti.
"TÜRKİYE MİLLETİ", "TÜRKİYELİLİK" GİBİ ŞEYLER YOK.
İyi oku ve sindir "Sürmeneli" Mehmet, Pontuslardan da bahsetmiyor Mehter marşları.
TÜRK Cumhuriyeti'ne yönelik imalarınızın nedenini çok iyi biliyoruz. "100 yıl önce" edebiyatınız işlemiyor. Dinlediğiniz Mehter Marşları yasaktı, zaten 109 yıl önce İttihatçılar tarafından yazıldı. Yeniçeri ocağı kaldırılmıştı ama Atatürk bizzat Sofya'da "Yeniçeri" kıyafeti giydi. Bu sizin değil bizim gururumuz. Siz gidin "Türkiyelilik" oynayın.