Bu yaşıma kadar, birinin bana ters gelen davranışının içinde “çocuk bakmanın verdiği yorgunluğun ve sinir yıpratmasının etkisi” vardı ise ve ben ona tolerans göstermediysem; gerçekten özür dilerim
"Gerçekler kayıt altında, sorumluluktan kaçamazsınız"
Basına ve Kamuoyuna
Son günlerde bazı basın yayın organlarında ve ilgili kamu otoriteleri tarafından yapılan açıklamalarda, Derneğimiz hakkında gerçeği çarpıtan ve sorumluluğun yönünü değiştirmeye yönelik bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Kamuoyunun yanıltılmasına izin vermemek adına aşağıdaki açıklamanın yapılması zorunlu hale gelmiştir. Şöyle ki,
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlık’ı ile Derneğimiz arasındaki ilk ve tek doğrudan temas, 2 Mart günü saat 12.30’da, Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in cansız bedenleri bulunmadan yalnızca saatler önce gerçekleştirilmiştir. Bu görüşme yalnızca Dernek Başkanımız ile yapılmıştır.
Sağlık tedbirinin etkin biçimde uygulanması talebi, aylar boyunca tarafımızca ısrarla dile getirilmiş; yetkili kurumlar göreve çağrılmıştır. Tedbir kararının varlığı değil, uygulanması gerektiği tarafımızca sürekli vurgulanmıştır. Buna rağmen Bakanlık tarafından olayın muhatap alınma tarihinin 2 Mart gününe kadar gecikmiş olması ihmalin ağırlığını açıkça ortaya koymaktadır.
2 Mart günü yapılan görüşmede de sağlık tedbirinin derhal ve fiilen uygulanması açık biçimde yeniden talep edilmiştir. Fatma Nur Çelik’in içinde bulunduğu ağır çaresizlik ayrıntılı biçimde aktarılmış; Dernek avukatları ile Fatma Nur Çelik arasındaki mesajlar durumun vahametini ortaya koymak amacıyla Bakanlık yetkilileriyle paylaşılmıştır. Toplantının tamamı Bakanlık tarafından kayıt altına alınmıştır. Toplantı kayıtlarının derhal kamuoyu ile paylaşılması talebimiz mevcuttur.
2 Mart günü saat 14.37 itibariyle Fatma Nur Çelik tarafından derneğimize, çocuğunun Bakanlık tarafından kendisinden alınacağı bilgisini yetkililerden öğrendiğine ilişkin mesajlar gönderilmiştir. Bu mesajlar, anne ve çocuk evlerinden ayrılmadan saatler önce Dernek Başkanımız tarafından derhal Bakanlık yetkililerine iletilmiştir. İletim sırasında Fatma Nur Çelik’in tedbir kararından yetkililer tarafından haberdar edildiği belirtilmiş; Derneğimizin tedbir kararına ilişkin anneye herhangi bir bilgilendirme yapmadığı açıkça ifade edilmiştir.
Ayrıca annenin tarafımıza, bakanlığı kastederek "bunların eline kalmaktansa ölmeyi tercih ederim bu dava hukuki olarak ilerlemez zaten hakkınızı helal edin" Şeklindeki sonradan gönderdiği mesajı da tarafımızdan bakanlığa gönderilerek; Fatma Nur’un can güvenliğinden ciddi biçimde endişe edildiği yetkililere aktarılmıştır.
Ancak söz konusu mesajların, ölümlerin “intihar” olarak değerlendirilmesi için yeterli ve kesin bir dayanak olarak kullanılması mümkün değildir. Tehdit altında olduğunu defalarca dile getiren, can güvenliği konusunda açık endişe beyanlarında bulunan bir anne ve çocuğun ölümü, bu koşullar altında basit bir irade açıklamasına indirgenemez. Olay tüm yönleriyle araştırılması gereken bir şüpheli ölüm niteliğindedir. Mesajların bu yönde yorumlanması, soruşturmanın kapsamını daraltmaya ve sorumluluğu yön değiştirmeye hizmet eder. Diğer taraftan müvekkillerimizin can güvenliklerinden endişe ettiğimizi, ilgili bakanlığa bildirerek üzerimize düşen sorumluluğu da yerine getirdiğimiz ortadadır.
Sağlık tedbirinin Derneğimiz tarafından anneye bildirildiği ya da tedbir kararının aksine davranması yönünde telkinde bulunulduğu iddiası açıkça ve tartışmasız biçimde yalandır. Fatma Nur Çelik’in tedbiri yetkililer aracılığıyla öğrendiğini açıkça ifade ettiği mesajları mevcuttur.
Dahası; söz konusu görüşmenin ardından tedbir kararına ilişkin bilgi Dernek Başkanımız tarafından dosyanın dernek vekillerine dahi aktarılmamıştır. Bu hususa ilişkin Bakanlık yetkilileriyle yapılan yazışma kayıtlarımız da bulunmaktadır. Bu gerçeğe rağmen kamuoyuna aksi yönde bilgi yayılması, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun unsurlarını oluşturmaktadır. Bu fiile ilişkin olarak gerekli suç duyurularında bulunacağımızı kamuoyuna bildiririz.
Aylar boyunca uygulanmayan sağlık tedbiri, 2 Mart günü yapılan açık uyarıya ve iletilen somut mesajlara rağmen de fiilen hayata geçirilmemiştir. Bugün sorumluluğun Derneğimize yöneltilmesi ve kamuoyunda farklı bir tablo oluşturulmaya çalışılması, açık bir sorumluluktan kaçma ve algı yönetimi girişimidir.
Derneğimiz süreç boyunca hem hukuki hem insani olarak anne ve çocuğun yanında olmuş; yetkilileri göreve çağıran ve tedbirin uygulanmasını talep eden taraf olmuştur. Asli sorumluluk, koruyucu ve destekleyici tedbirleri zamanında ve etkin biçimde uygulamakla yükümlü kamu otoritelerindedir.
Ayrıca Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in yaşamını yitirdiği şüpheli ölüm olayına ilişkin olarak Derneğimiz tarafından ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasına, katılma talebinde bulunulmuş olup; soruşturma sürecinin tüm aşamaları hukuki çerçevede ve titizlikle tarafımızca takip edilmektedir.
Gerçekler kayıt altındadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
6 Mart 2026
ÖNCE ÇOCUKLAR VE KADINLAR DERNEĞİ
bu ülke, bu cesur kadını koruyamadı. bana “.bunlar çok güçlü. ölürsem çabamın amacı kalmaz. ölmemem gerekiyor. kızım için yaşamak zorundayım” demişti. ölümündeki tüm şüpheler araştırılmalı.
Bu haberde @baristerkoglu'nun aktardığı iddialar doğru mu sayın @Yusuf__Tekin@burhanduran
Doğruysa, totaliter rejimlerde görülebilecek bu uygulama Bakanlık talebiyle mi, müfettişlerin kendi pervasızlıkları sonucu mu?
Doğru değilse, devlet adına ne yapılması düşünülüyor?
Başsavcının doğrudan bakan olması hakim savcılık kurumlarıyla siyasi iktidarın nasıl kol kola bir bağlılık içinde olduğunu gösteriyor. Ülkeye çok yazık oldu.
Bu ülkede “fakir çocuk” annesi çöp toplamaya gidince yanarak öldü, “ayrıcalıklı çocuk” yangın tedbirsiz otelde öldü, “Türk çocuk” önünüze katıp çatışmaya götürdüğünüz için öldü, “Kürt çocuk” zırhlı araç çarptığı için öldü, “işçi çocuk” okulu bırakıp fabrikada kolunu kaptırıp öldü, “Suriyeli mülteci çocuk” kaçak çalıştığı yerde asansöre sıkışıp öldü, “üniversiteli çocuk” sokakta dövdürdüğünüz için öldü, “tarikata verdiğiniz çocuk” üstüne kapı kitlendiği için yanarak, dayanamayıp intihar ederek öldü, “mezun çocuk” iş bulamadığından öldü, “aşiret çocuğu” koca köy organize olup öldürdüğü için öldü, “mendil satan çocuk” tecavüz edilip öldü, “yeni doğmuş çocuk” hastane çetelerinin elinde, “kaykay yapan çocuk”, “harçlığını çıkarmak için çalışan çocuk” sokak güvenliği olmadığı için, “sitede oturan çocuk” kolonu kesilmiş bina yüzünden “sporcu çocuk” inşaatı denetlenmemiş otel yüzünden öldü. Siz hangi çocuğu koruyup kollayabiliyorsunuz da ne yüzle çocuk istiyorsunuz?
Düşünün: Bugün adliyeye ifade vermeye gideceğinizi savcılığa bildirmişsiniz. Ama siz daha uyuyorken evinizi polis basıyor, gözaltına alınıyorsunuz.
Çünkü Timur ve Murat gazeteci. Çünkü bu hukuksuz düzene kalemleriyle itiraz ediyorlar. Yazık, çok yazık!
Enes dün gece boykot paylaşımları sebebiyle evinden gözaltına alındı. Avukatı olarak eşlik ettim, bugün adliyeye sevk edilecek. Kendisi gayet iyi ancak düşündüğü tek şey hastaları. Onlara ulaşamaması sebebiyle seanslarını yapamayacak olduğunu duyurmamı ve yaymamı rica etti.
Hukukun var olduğu, herkesin insanca yaşayabildiği,ekonomik sorunların olmadığı, düşüncelerin özgürce söylenip, savunulabildiği, şöyle içten gülüp kahkalar attığımız, yeni bayramlar dilerim …
“Her şey çok güzel olacak” sözünün mimarı müvekkilim Berkay Gezgin ne yazık ki tutuklandı. 22 yaşındaki bir genç tutuklandı.
Kendisinin son cümlesi şu oldu: “Lütfen beni unutturmayın!”
Asla unutmayacağız, unutturmayacağız! HER ŞEYE RAĞMEN HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK!
Üç beş işçi grev yapsa, öğreciler ücretsiz yemek için kadınlar şiddete karşı yürüse "caiz değil" diye fetva verecek adamlar şeyhleri ölünce bir türlü paylaşamadıkları güç ve miras için ellerinde pankart, dillerinde sloganla eylem yapıyorlar. Laiklik ekmek su kadar ihtiyaç ülkeye.
35 Euro Schengen vize ücreti ödeyen Ermenistan vatandaşları zamdan etkilenmeyecek.
80 Euro ödeyen Türk vatandaşları ise 11 Haziran 2024 tarihinden itibaren Schengen vizesi işlemlerine 90 Euro ödeyecek.
Kurala uyanları salak yerine koyan bu ahlaksız düzeni değiştirecek bir devlet niye olmaz. Trafik toplumun ahlak seviyesini gösterir. Dün FSM köprü girişi..