KAMUOYUNA AÇIKLAMA
TFF'nin yürüttüğü bahis soruşturması kapsamında bahis eylemi nedeniyle PFDK'ya sevk edilen yaklaşık 650 hakem ve gözlemci 8 ay ve üzeri süreyle cezalar almıştır. Ceza alan hakem ve gözlemcilerin hiçbiri kendi görevleriyle doğrudan veya dolaylı bir şekilde ilişkili bir eylem içinde olmamasına rağmen üst sınıra yakın sürelerde ceza almıştır.
Mevcut şartlarda hakemler ve gözlemciler kendilerine verilen ceza sürelerini tamamladıktan sonra MHK talimatında yer alan otomatik lisans iptali hükmü nedeniyle mesleklerine geri dönemeyecektir. (MHK talimatının 40. maddesi uyarınca bir defada 45 günü veya toplamda 90 günü aşan ceza alan hakem ve gözlemcilerin lisansları ayrıca bir karar alınmaksızın otomatik olarak iptal edilmektedir.) Önemle belirtmek gerekir ki lisans iptali doğrudan bahis eylemi nedeniyle değil, talimatın ilgili maddesinde öngörülen süre sınırlarının aşılması sebebiyle otomatik olarak gerçekleşmiştir.
Bu durum yalnızca hakemleri ve gözlemcileri değil, kişilerin ailelerini ve futbol ailesinin bütününü de etkileyen ağır bir mağduriyete yol açmaktadır.
Mevcut durumda söz konusu uygulama disiplin cezasının infaz edilmesinin ötesine geçerek kişilerin mesleki hayatlarını tamamen sona erdiren ikinci ve çok daha ağır bir yaptırım sonucunu doğurmaktadır. Oysa disiplin hukukunun temel ilkelerinden biri yaptırımın ölçülü, orantılı ve amacına uygun olmasıdır. Süreli bir cezanın fiilen ömür boyu meslekten çıkarma sonucunu doğurması hukuk devleti, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleri bakımından ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Bu nedenle ilgili maddenin;
Otomatik ve mutlak lisans iptali sonucunu ortadan kaldıracak,
Her dosyanın kendi koşulları çerçevesinde ayrıca değerlendirilebilmesine imkân tanıyacak,
Süreli cezanın fiilen süresiz meslekten men sonucunu doğurmasını engelleyecek
şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğine inanıyoruz.
Amacımız disiplin mekanizmasının ortadan kaldırılması değildir ancak yaşanan mağduriyet karşısında adil ve ölçülü değerlendirmeye dayalı bir sistemin tesis edilmesidir.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.
Manuel terapi bilim dışı değildir.
PubMed’de 14.000+ çalışma, yüzlerce meta-analiz ve NICE, ACP, APTA, IFOMPT gibi kuruluşların kılavuzları bunun etkin ve bilimsel bir yöntem olduğunu açıkça gösteriyor.
Sosyal medyada dolaşan korkutucu örneklerin tamamı nadir vaka bildirimleridir.
Gerçek risk oranı:
• VA diseksiyonu: 1/1.000.000–5.000.000
• En sık yan etki: 24–48 saatlik hafif ağrı
Fizyoterapistler nörovasküler riskleri değerlendirme konusunda uluslararası standartta eğitimlidir.
Bu konuda dünyanın birçok ülkesinde eğitim veren biri olarak söylüyorum:
Doğru uygulanan manuel terapi güvenlidir.
70.000 kişilik bir camiayı birkaç hatalı örnekle genellemek de, popülizmle toplumda korku yaratmak da doğru değildir.
Toplum sağlığı popülizmle değil bilimle korunur.
Sayın @saglikbakanligi yetkililerine alanı dışında açıklama yapan ve halkı yanlış yönlendiren bu kişiyi ihbar ediyoruz. ➡️ @kardiyobey
Saygılarımla
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
Sağlık Bakanlığı 2025/4 atamasında yalnızca 121 fizyoterapist alınmıştır. Bu sayı, rehabilitasyon hizmetine erişmek için aylarca sıra bekleyen vatandaşlarımız için yetersizdir.
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak adil istihdam talep ediyoruz. #FizyoterapisteAdilAtama@drmemisoglu@saglikbakanligi
@ProfDemirtas@sirozibro Özgür hocam. Yelda hoca ve ekibi fizyoterapist. Pelvic taban rehabilitasyonu dediğimiz alanda erkek-kadın sağlığı üzerine bir eğitimden sonra çekilmiş olabilir
Bazı yollar görünmez adımlarla başlar.
Biz o adımları çoktan attık.
Şimdi zamanı geldiğinde, herkes neyin inşa edildiğini görecek.
Yol uzun, biz hazırız...
Her ilde temsilcilerimiz; valiler, belediye başkanları ve il sağlık müdürleriyle görüşmeler yapıyor.
Komisyonlarımız aktif, medyada sık sık yer alıyoruz.
TFD’ye güven her geçen gün artıyor.
Şimdi birlik zamanı!
Tüm meslektaşlarımızı bu çatı altında buluşmaya davet ediyoruz.
Tüm temsilcilerimize ve komisyon üyelerimize gönülden teşekkürler!
@TFD1969
#Fizyoterapist #TFD #BirlikteGüçlüyüz
İnsana dokunan, iyileşmesine destek olan, umut olan bir mesleği icra eden tüm fizyoterapistlerimizin 8 Nisan Türkiye Fizyoterapistler Günü kutlu olsun. Sağlık sistemimizin vazgeçilmez bir parçası olan siz değerli mesai arkadaşlarımızın emeği, her zaman başımızın tacıdır.
Bugün 8 Nisan, Türkiye Fizyoterapistler Günü!
Bu anlamlı günü kutlarken, Serbest Çalışma Yönetmeliği ile kazandığımız hakları hedef alan girişimlerin haberlerini alıyoruz.
Ama biz yılmadan, yorulmadan mücadeleye devam edeceğiz.
Kimsenin şüphesi olmasın.
Tüm meslektaşlarımın günü kutlu olsun! 💪🇹🇷
#8NisanFizyoterapistlerGünü #TFD @TFD1969
Artık Herkes Safını Seçsin
Mücadelemiz tüm hızıyla sürerken, bazı meslektaşlarımızın sessizliğini, hatta gizli memnuniyetini üzülerek izliyoruz. İçimizde, süreci sahiplenmek yerine ellerini ovuşturarak bizim başarısız olmamızı bekleyenler var.
Meslek adına konuştuğunu söyleyen, sosyal medyada “meslek büyüğü” edasıyla bilimsel içerikler paylaşanlara sesleniyorum:
Neredesiniz?
Bu sürece katkınız ne oldu?
Eğer tek derdiniz eğitim düzenleyip para kazanmak, ama mesele gerçekten meslek olduğunda sessiz kalmaksa… bunu sadece biz değil, tüm camia görüyor.
Ben bir başkan olarak kim ne yapıyor, kim ne yapmıyor yakından takip ediyorum. Bu bir hatırlatma değil, açık bir not düşmedir:
Bu savaş elbet bitecek.
Ve işte o gün, kim nerede durduysa, bu meslek adına herkesin tutumu tek tek anlatılacak.
Artık herkes safını net olarak belirlesin:
Ya Türkiye Fizyoterapistler Derneği’nin ve mesleğin yanında yer alırsınız…
Ya da karşı cephede, fizyoterapistlerin haklarına karşı oluşturulan lobide saf tutarsınız.
Bugüne kadar susanlar, kenarda duranlar, görünmeyenler…
Yettiniz!
Bu meslek sizden büyük.
Ve bu meslek artık gerçek yüzleri tanıyor.
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
En son meslektaşlarımı aşağıladığınız gün yönetmelik çalışmalarını başlattık, biz bilimsel temeli olan ve serbest çalışma yetisi olan meslek grubuyuz, hep beraberiz ve güçlüyüz.
Bizi yok görmek size birşey kazandırmaz daha çok şey kaybettirir. Biz uzlaşmaktan ve iletişimden yana oldukça; içinizden bir grup hekim hakaret ve aşağılamayı tercih ediyor.
Artık karşınızda güçlü bir @TFD1969 var. Tüm planlarınızı ona göre yapın.
Kamuoyuna ve Değerli Sağlık Mensuplarına Duyurumuzdur
29.03.2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik” ile ilgili olarak, bazı uzmanlık derneklerinin yaptığı açıklamalar ne yazık ki kamuoyunu yanıltıcı, bilimsel temelden uzak ve yasal gerçeklerle çelişen ifadeler içermektedir.
Bu nedenle, hem meslektaşlarımızı hem kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğumuzla aşağıdaki düzeltmeleri yapmak zorunlu hale gelmiştir:
🔹 1. “Fizyoterapistler ancak hekim gözetiminde çalışabilir” iddiası tamamen yanlıştır.
Fizyoterapistler, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek 13. Maddesi kapsamında bağımsız mesleki uygulama hakkına sahip sağlık meslek mensuplarıdır.
Yıllardır özel merkezlerde, hastanelerde ve evde bakım hizmetlerinde bağımsız olarak hizmet vermekte, sağlık sistemi içinde etkin rol üstlenmektedirler.
Bu yetkinliği yok sayan ifadeler yalnızca gerçeği çarpıtmakla kalmamakta, aynı zamanda fizyoterapistleri itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır.
🔹 2. “Fizyoterapistler tarafından yapılacak uygulamalar halk sağlığını tehlikeye atar” söylemi, bilim dışı ve mesnetsiz bir iddiadır.
Fizyoterapistler, lisans düzeyinde 4 yıllık bir sağlık eğitimi alarak mezun olan, klinik bilim temelli uygulamalar yapan ve uluslararası literatürde yeri olan profesyonellerdir.
Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm gelişmiş ülkelerde fizyoterapistler, bağımsız uygulayıcılar olarak çalışmakta, hastaların fonksiyonel yaşam kalitesini artırmaktadır.
Bu meslek grubuna “sakatlık yaratır” veya “geri dönülmez zarar verir” gibi iddialarda bulunmak hem etik dışıdır hem de meslekler arası nefreti körükleyici niteliktedir.
🔹 3. “Bu yönetmelik denetlenemez alanlar yaratıyor” iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır.
Yönetmelikte sağlık meslek mensuplarının çalışabileceği alanlar, uyması gereken standartlar, kullanılabilecek cihazlar ve yetki sınırları açıkça tanımlanmıştır.
Ayrıca her sağlık meslek mensubu gibi fizyoterapistler de Sağlık Bakanlığı’nın denetimi altındadır.
Bu kurumlar ruhsatlıdır ve denetim dışı alanlar oluşturmamaktadır.
🔹 4. Tıp dışı meslek gruplarının hak kazanması, tıp uzmanlarının hakkını ortadan kaldırmaz.
Mesleklerin gelişmesi, birbirinin alanını çalmak değil; toplum sağlığına birlikte hizmet etmenin önünü açar. Bugün binlerce fizyoterapist, fiziksel tıp hekimleriyle tam bir iş birliği içinde, ekip ruhuyla çalışmaktadır.
Ne yazık ki bu yönetmelik sayesinde fizyoterapistlerin yıllardır beklediği bağımsızlık hakkı tanındığında, bazı hekim gruplarının bunu kendi alanlarına tehdit gibi görmesi mesleki dayanışma adına kaygı vericidir.
🔹 5. Bu açıklamalar, hem sağlık çalışanları arasında ayrımcılığı körüklemekte hem de kamuoyunu yanıltmaktadır.
Bu tür ifadeler, özellikle halk sağlığını düşündüğü iddiasıyla kamuoyunu yönlendirme amacı taşısa da gerçekte kendi mesleki ayrıcalıklarını koruma çabasıdır.
Sağlık sisteminin güçlenmesi için tüm sağlık meslek mensuplarının eşit haklara, etik temelli iş birliğine ve mesleki saygıya ihtiyacı vardır
📌 Sonuç olarak;
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak:
•Bilimsel, etik ve hukuki temellerle desteklenmeyen bu açıklamaları kabul etmiyoruz.
•Yönetmeliğin halk sağlığına zarar verdiği yönündeki iddiaların spekülatif olduğunu,
•Meslekler arası çatışma değil, dayanışmanın sağlık sistemini geliştireceğini,
•Ve fizyoterapistlerin mesleki haklarının yasal zeminde güvence altında olduğunu tüm kamuoyuna ilan ederiz.
Tüm meslek kuruluşlarını, bu ülkenin sağlık sistemine katkı sunmak isteyen fizyoterapistlere karşı düşmanca değil, iş birliğine açık bir dille yaklaşmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
@TFD1969@saglikbakanligi@drmemisoglu@suayipbirinci