Yarın akşam saat 21.00 itibarıyla, 12 hafta boyunca her Pazartesi akşamı çevrim içi ortamda sürecek Ceza Muhakemesi Hukuku anlatımlarım başlıyor.
Katılmak isteyenlerin, aşağıdaki bağlantıda yer alan kayıt formunu doldurmaları yeterlidir.
Kayıt formu: https://t.co/M2nlABynzU
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen fon soruşturmasına konu Koordineli işlemlerle,
7 portföy yönetim şirketine ait
131 fonda 455.758 yatırımcıyı
organize şekilde dolandıran failler hakkında gerçek içtima uygulanarak her bir eylem için ayrı ayrı cezalandırılmalı,
ceza hukukunun,”kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’’ temel kuralı akıldan çıkarılmamalı.
Durmadan,yorulmadan ve bıkmadan farklı duyarlılıkları olan insanları Terörsüz Türkiye sürecine dahil edelim,
hiç kimseyi dışarıda bırakmayalım .
Bize benzemeyenlere sabırla gerçekleri gösterelim.Sürecin ruhuna uygun özenli bir dil kullanalım.
Polis memurlarının özlük hakları artık görmezden gelinemez.
Ağır çalışma koşulları ve yetersiz maddi imkânlar, yalnızca emniyet mensuplarını değil; adaletin işleyişini ve toplumun güvenliğini de doğrudan etkilemektedir.
Yorgun ve tükenmiş bir kolluk sistemiyle ne etkin adli hizmet sağlanabilir ne de insan hakları tam anlamıyla korunabilir.
Güçlü bir hukuk devleti, iyi koşullarda çalışan ve mesleğini seven emniyet teşkilatıyla mümkündür.
Artık somut ve acil adımlar atılmalıdır. #Polis #Emniyet #HukukDevleti #İnsanHakları
✅ YENİ BİR İNFAZ YASASI ŞARTTIR.
Toplumun tamamını kucaklayan, temel hak ve özgürlükler alanını genişleten adımlar atılırken yeni bir dil inşa etmek zorundayız.
Cezanın amacı; toplumu suçtan korumaktır.
Islahın amacı; hükümlü veya tutuklunun tekrar suç işlemesini önlemektir.
Bu iki amaç birlikte değerlendirilerek makul bir sonuca varılır.
İnfazın temel ilkelerini hatırlatmak gereği duydum.
Bilindiği gibi; ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya sosyal köken veya siyasi veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane,insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.
Hükümlü ve tutuklu sayısının 420 Bin’i geçtiği bu günlerde Tutuklamayı tarif etmek istersek kısaca şunları söyleyebiliriz.
Yargılama sürecinin sıhhati ve maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya çıkarılması için şüpheli veya sanığın hürriyetinin tedbir olarak kısıtlanmasıdır.
Katalog suçlarda,kuvvetli suç şüphesi ve somut delillerin varlığı tutuklama nedenidir.
Bazı Siyasi Partiler karşı çıkmış ancak yapılan yargı reformlarıyla tutuklamalara dikey itiraz yolu açılmıştır.
Tutuklama ağır bir tedbir olsa da kural olarak masumiyet karinesini ortadan kaldırmaz.
Tutuklamanın bir araç olduğu, geçiciliği ve orantılı olması izahtan varestedir.
Özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili mevzuat ve uygulama temelinde bir çok reforma imza atılmış ancak daha yapacağımız işlerimiz var.
İnfaz hukuku, ceza yargılamasının bittiği yerde başlar.
Önümüzdeki günlerde en çok duyacağımız kelime infaz ve infaz hukuku olacaktır.
Her zaman söylediğimiz gibi yamalı bohçaya dönmüş infaz kanununu yeni baştan yapmalıyız .
İnfaz sistemi içerisinde farklı mekanizmaların aynı şahıslar üzerinde uygulanması sistemi karmaşık hale getirmiş, güveni azaltmıştır.
Bize düşen görev ;
hem hakim, savcı, avukat gibi uygulayıcıların hem de hükümlerin anlayabileceği karmaşık olmayan,
oldukça sade, anlaşılabilir cezanın ıslah edici fonksiyonlarını gözeten, infaz eşitliğini ve adaletini sağlayacak ve daha sonra da değiştirmeye ihtiyaç duyulmayacak bir infaz kanunu yapmak olmalıdır.
31 Temmuz 2023 tarihi ile ilgili düzenleme, uygulamada bir çok sorunu da beraberinde getirmiştir.
Suç tarihleri aynı olmasına rağmen gerek Yargıtay, gerek istinaf gerekse ilk derece mahkemelerinde farklı tarihlerde verilen kararlar sebebiyle suç tarihleri aynı olmasına rağmen anayasadaki eşitlik ilkesine de aykırı şekilde farklı infaz rejimlerinin uygulanmasına neden olmuştur.
Büyük adaletsizlik yaşanmaktadır.
İnfaz hukukunda temel amaç, hüküm giymiş suç faillerinin belirlenen ceza miktarına göre bir süre toplumdan uzaklaştırılması ve bu surette toplumun suç ve suçlulara karşı korunması,
hükümlülerin yeniden suç işlemesinin engellenmesi, topluma kazandırılmalarının teşvik edilmesi
ve kanunlara duyarlı hale gelmelerini sağlamaktır.
Dünyanın birçok ülkesinde hükümlülerin mahkûm oldukları hapis cezalarının bir kısmı ceza infaz kurumlarında,
kalan kısmı ise topluma uyum sağlamaları amacıyla ceza infaz kurumları dışında infaz edilmektedir.
Şartlı tahliye ya da koşullu salıverilme olarak nitelendirilen bu müessese, ülkelerin ceza ve infaz politikalarına göre farklı koşul ve sürelerle uygulanmaktadır.
Örneğin, İngiltere, Finlandiya, İtalya ve Polonya'da kural olarak hapis
cezalarının yarısı ceza infaz kurumlannda infaz edilmekte iken, bu oran Belçika'da üçte bire kadar düşmektedir.
Ülkemizde kural olarak hapis cezalarının yarısı, bazı suçlar bakımından ise üçte ikisi veya dörtte üçü ceza infaz kurumunda infaz edilmektedir.
Bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu açıktır.
Geçtiğimiz hafta sonu konsültasyon servisinde nöbetçiydim. Pazar günü konuştuğum bir hastanın hikayesini kısaca paylaşacağım. Çünkü bu, gelişen teknolojinin, iyi çalışan bir sağlık sistemi ile birleştiğinde nasıl faydalı olabileceğiyle ilgili çok iyi bir örnek.
MHP ve Ülkü Ocakları'na çok büyük kumpas girişimi olduğu görülüyor.
Bana FETÖ döneminin büyük kumpaslarını hatırlatıyor.
Amaç;
- PYD terör örgütüne Teröristan kurdurmanın,
- Terörle mücadeleyi akamete uğratmanın,
- HDP/DEM'e (yani PKK'ya) alan açmanın vb. politikaların önündeki büyük bir engel olarak gördükleri MHP ve Ülkü Ocakları'nı baskı altına almak.
Ama bu oyun da bozulur.
Programın ortasında Sırrı Sakık, Kamer Genç’e hücum etti:
-Siz Atatürk’ü savunarak soykırıma uğrayan Dersimli Kürtlere ihanet ediyorsunuz.
Kamer Genç anında şu karşılığı verdi:
-O kullandığınız cümlede bir kaç tane büyük yalan var. Birincisi Dersim bir ilin değil bölgenin adıdır ve benim ilim Cumhuriyetle beraber Tunceli.
İkinci husus Dersim’de olanlar soykırım değil yeni kurulan bir devletin başkaldıranlara karşı önlem almasıdır. Bir başka yanlışınız ise Tunceli asla Kürt değildir. Biz Hazar kökenliyiz. Dilimiz de sizden farklı yani ne kırmançi ne de zazaca konuşuyoruz.
Sırrı Sakık:
-Seyid Rıza’ya ne diyeceksin?
Kamer Genç:
-İngilizlerin oyununa gelmiştir. Tuncelililerin o dönem önderi, Atatürk’ün yoldaşı olan Diyap Ağadır... O yıllarda Şeyh Said ve Seyid Rıza’yı kullananlar şimdi PKK’yı kullanıyor.”
Düşük yoğunluklu iç savaşı çıkardılar.
Birbirimizi öldürdük.
Hala o travmada kendi kayıplarımızın ağıdını yakıyor, kendi öldürdüklerimizi görmüyoruz.
1978 de 16 martı hatırlayan 17 Mart Ümraniye’yi de hatırlayacak.
Birisinin özür dilemesi gerekiyorsa
Kimse kendinde kusur bulmuyorsa,
Ben dilerim.
Birbirimizi öldürdük.
Yanlış insanları.
AİHM’in Yalçınkaya kararıyla ilgili sn. Doç. Dr. Tolga ŞİRİN tarafından kaleme alınan "Yüksel Yalçınkaya Kararı ve Sonuçlarına Dair Uzman Görüşüne" aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Bu değerli çalışma için sn. Şirin'e teşekkür eder, çalışmanın her dosyaya mutlaka eklenmesini öneririm.
Link: https://t.co/49GzJmbIvd
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 15.02.2024 tarihli toplantısında, Ceza Muhakemesinde delillere temas eden ile hükmü veren mahkeme heyetinin farklı olması sebebiyle ,
hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiayı kabul edilebilir buldu.
Hiç kimse bulunduğu kamu hizmetinde ömrünün sonuna kadar kalamaz.
Hakimin değişmezliği mutlak kural olursa;
hiç bir hakim baktığı davaları bitirmeden bir başka mahkemeye veya bölgeye atanamaz.
Gerekçeyi bekliyoruz….
" RÜTBE Mİ LİYAKAT MI "
Milli İstihbarat Başkanı Sn.Hakan FİDAN Astsubay olduğu için bir takım kesim rahatsız olmuştu
Yıllarca Emekli Albaylar Korgeneral'ler ve Orgeneraller Teşkilat Başkanlığı yapmışlardı
Hiçbiri Sn. Hakan FİDAN kadar MİT BAŞKANI olarak başarılı olamamışlardı
Gebze'de haciz sırasında borçlu tarafından katledilen meslektaşımız Av. Ersin Arslan için yapılan ve @imagrubu adına duruşmasını takip ettiğim yargılamada verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onanmış ve cani sanığın cezası kesinleşmiştir.++