Türkiye’nin en bilinen gazetecilerine, Ak Partililerin covidi yaymak için İETT otobüslerine doluştuğuna dair “Fazilet Durağı yalanını” yedirmiş onları bu yalanı yaymak için kullanmış madrabazın tekidir Murat Ongun…
350 bin TL maaşı olduğunu söyleyip Acarkent’te yıllık ödediği 4,5 milyon liralık kira bedelini ilk yıl yolsuz başkanı İmamoğlu’nun yardımı ile sonra da karısının Giresun’da kayınvalidesinden aldığı 2 kilo altını Rize de tanımadığı bir kuyumcuda bozdurarak ödediği yalanını yediren madrabaz Ongun, başında olduğu İBB Medya A.Ş’den ihale alan şirketlerin karısının kurduğu takı şirketine “takı almadıkları halde” yüz binlerce lirayı neden verdiklerini açıklayacağına saçma sapan laflarla savunma adlı altında besleme medyacılara malzeme üretiyor
Devekuşu gibi başınızı kuma gömmeyin.
Kabul edin artık.
Seferihisar Belediyesindeki yolsuzluk operasyonu Güzelbahçe'ye uzandı. Başkan eşi Nermin Günay'ın 2024 başında Veli Ağbaba'nın danışmanına 500 bin lira gönderdiği ortaya çıktı.
Her yerde aynı kirli tablo var...
🔥Mutlaka Okuyun🔥
Allah'tan bahsetmenin yasak olduğu bir dönemde, meydan yerine çıkarak hakikati gür sesiyle haykıran, ( 1924 ile 1950 )
10 yıl hapis yatan, 4 yıl milletvekilliği yapan, “Allahsıza, vatansıza, bayraksıza karşı Serdengeçti” dergisini çıkaran,
Her çıkardığı sayıdan sonra “Nasıl olsa tutuklayacaklar” deyip emniyete giden ve her gittiğinde de hakikaten tutuklanan;
Hapse giderken de “Açın kapıları Osman Yüksel geliyor.” diye seslenen,
Tek parti döneminin müslümanlar üzerinde uygulamış olduğu her türlü baskı ve zulümlere karşı, Üstad Necip Fazıl gibi dönemin önde gelen şahsiyetleriyle zulme karşı direnen bir dava adamıydı Osman Yüksel Serdengeçti.
_
Meclise sürekli kravatsız gitmesi nedeniyle genel kurula girişi yasaklanınca kravatı beline takıp genel kurula giriyor.
Meclis başkanı kravatını takması yönünde kendisini uyarınca ”kanunda nereye takılacağı belli değil istediğim gibi takarım” diyerek tepki gösteriyor.
_
Tanrı Türk'ü korusun" sloganının ve Tanrı kelimesinin kulislerde çokça tartışıldığı dönemde, bir tartışmada şöyle demiştir: "Ne tartışıyorsunuz?
Tanrı Türk'ü, Allah da Müslüman'ı korusun.
_
Milletvekili olduğu yıllarda, bir gün meclis kürsüsünde kendisine laf atan vekillere dayanamaz ve "bu meclistekilerin yarısı hıyardır" der ve iner kürsüden.
Bunun üzerine meclis karışır ve herkes kendisinden sözünü geri almasını ister.
Arkadaşlarının da ricası üzerine tekrar kürsüye çıkar ve vekilleri rahatlatan şu sözleri söyler:
Bu meclistekilerin yarısı hıyar değildir.
_
Yine 40’lı yıllarda TRT radyosunda konuşurken içinde Allah geçen bir cümle kurduğu için mahkemenin yolunu tutar.
Duruşma sırasında hakim Serdengeçti’nin savunmasını ister. O da anlatmaya başlar:
Efendim, halk arasında 'Allah selamet versin, Allah’a ısmarladık' gibi dil alışkanlığı cümleler kurulur. Ben de olsa olsa böyle bir şey söylemişimdir.
Bu izahatın ardından hakim tekrar sorar:
Evladım sen bu ülkede Allah demenin yasak olduğunu bilmiyor musun?
Serdengeçti yutkunmadan cevap verir. "Allah Allah...!"
"Davamız Allah Davası, Millet Davası, Vatan Davasıdır" diyen Osman Yüksel Serdengeçti'nin ölüm yıldönümü..
Rahmet olsun...
Mekanı cennet olsun..
AVANTAJ BÜYÜRKEN VERGİ MATRAHLARI NEDEN KÜÇÜK KALDI?
Günlerdir belediyelerin kedi ve köpek yemi ihalelerini alan ancak devlete beyan ettikleri vergi matrahları ile aldıkları kamu ihaleleri arasında dikkat çekici farklar bulunan şirketleri inceliyorum. Bu şirketlerden biri de Avantaj Kurumsal Hizmetler Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi.
Şirket 2019 yılında 250 BİN TL sermaye ile kuruluyor. Kuruluşundan sonraki yıllarda kamu ihalelerinde giderek büyüyen bir profil sergiliyor. EKAP kayıtlarına göre 2020 yılından 2026 yılına kadar imzaladığı ihale sözleşmelerinin toplam büyüklüğü yaklaşık 80 MİLYON TL'yi aşıyor. Bu rakamın yaklaşık 31 MİLYON TL'lik kısmı ise 2026 yılında Kahramanmaraş İli Sahipsiz Hayvanları Koruma Birliği tarafından gerçekleştirilen ve yaklaşık 825 TON kedi-köpek yemi tedarikini kapsayan devasa bir sözleşmeden oluşuyor.
Tam da bu noktada kamu adına sorulması gereken ilk soru ortaya çıkıyor. 80 MİLYON liralık kamu ihalesi alan bir şirketin vergi beyanları ne söylüyor?
Vergi levhasında görülen matrahlar incelendiğinde 2019 yılında 590 TL, 2020 yılı MATRAHSIZ, 2021 yılında yaklaşık 52 BİN TL, 2023 yılında yaklaşık 256 BİN TL, 2024 yılında yaklaşık 2 MİLYON TL ve 2025 yılında yaklaşık 2.2 MİLYON TL matrah beyan edildiği görülüyor. Elbette matrah ile ciro aynı şey değildir. Ancak kamu adına, "80 MİLYON TL'yi aşan kamu ihalesi hacmine ulaşan bir şirketin vergilendirilebilir kazancı neden yıllar boyunca bu seviyelerde kalmıştır?" sorusunun sorulması doğaldır.
Bu sorunun cevabını en iyi şekilde Vergi Denetim Kurulu, Gelir İdaresi Başkanlığı ve ilgili mali denetim birimleri verebilir.
Dikkat çeken ikinci husus ise şirketin faaliyet kodudur. Vergi kayıtlarında şirketin ana faaliyet kodu "823002 Kongre ve Ticari Gösteri Organizasyonu" olarak görünmektedir. Buna karşılık şirketin kamu ihalelerindeki görünürlüğü ağırlıklı olarak kedi ve köpek yemi tedariki alanındadır. Şirket sözleşmesinde yem faaliyetlerinin bulunması mümkündür. Ancak, "Şirketin fiili ve baskın faaliyeti hangisidir? Organizasyon işi mi, yoksa yem ticareti mi?" sorusu da cevaplanmalıdır.
Şirkete yönelik en dikkat çekici gelişmelerden biri de sermaye artırımlarıdır. 2021 yılında şirket sermayesini 250 BİN TL'den 1 MİLYON 100 BİN TL'ye yükseltiliyor. Daha da önemlisi, 2025 yılının sonunda şirket sermayesi bu kez 1 MİLYON 100 BİN TL'den 12 MİLYON TL'ye çıkarılıyor. Ticaret Sicili kayıtlarına göre artırılan 10 MİLYON 900 BİN TL'nin tamamı ortakların şirketten olan alacaklarından karşılanıyor.
İşte burada cevap bekleyen çok önemli bir soru daha ortaya çıkıyor. Şirket ortağının şirkette oluşan 10 MİLYON 900 BİN TL alacağı hangi ticari işlemlerden kaynaklanmıştır? Bu alacak hangi banka hareketleriyle desteklenmektedir? Hangi tarihlerde oluşmuştur? Hangi muhasebe kayıtlarıyla izlenmiştir?
Bu soruların sorulması şirketi suçlamak anlamına gelmez. Ancak ortada milyonlarca liralık bir ortak alacağı bulunduğu resmi ticaret sicili kayıtlarında yer alıyorsa, bu alacağın kaynağının da mali denetim açısından açıklanabilir olması gerekir.
Şirketin adres geçmişi de ayrıca dikkat çekicidir. Kocaeli'nde başlayan faaliyet süreci daha sonra İzmit'e, ardından 2025 yılında Adıyaman'ın Kahta ilçesine taşınıyor. Merkez naklinden yalnızca birkaç ay sonra ise 12 MİLYON TL'lik sermaye yapısına ulaşılıyor. Hemen ardından da şirket tarihinin en büyük kamu ihalelerinden biri geliyor. Bu zamanlama elbette tek başına herhangi bir usulsüzlük göstergesi değildir. Ancak denetim makamlarının dikkatini çekebilecek bir kronolojidir.
Bir başka dikkat çeken nokta, 2026 yılında gerçekleştirilen 31 MİLYON TL'lik Kahramanmaraş ihalesidir. İhale dokümanı incelendiğinde ekonomik ve mali yeterlik kriteri aranmadığı, bilanço şartı bulunmadığı, ciro şartı istenmediği, teknik yeterlik şartı belirlenmediği ve iş deneyimi kriterine yer verilmediği görülmektedir. Yaklaşık 825 TONLUK yem tedarikini kapsayan bu büyüklükteki bir ihalede bu kriterlerin neden tercih edilmediği de ayrıca açıklanmaya muhtaçtır.
Devletin ilgili kurumlarına düşen görev, bu t��r dosyalarda sadece ihale sürecinin mevzuata uygun olup olmadığına bakmak değildir. Aynı zamanda teslim edilen ürünlerin gerçekten teslim edilip edilmediğini, sözleşme miktarlarının sahadaki tüketimle uyumlu olup olmadığını, tedarik zincirinin nasıl işlediğini, şirketlerin mali kapasitelerinin aldıkları işlerle örtüşüp örtüşmediğini ve kamu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılıp kullanılmadığını da incelemektir.
Buradan MASAK'a, Vergi Denetim Kurulu'na, Gelir İdaresi Başkanlığı'na, Sayıştay'a ve Kamu İhale Kurumu'na açık bir çağrıda bulunuyorum. Milyonlarca liralık kedi ve köpek yemi ihaleleri yalnızca evrak üzerinden değil, mali hareketler, depo kayıtları, üretici firmalar, sevk irsaliyeleri, banka hareketleri ve fiili teslimatlar üzerinden de incelenmelidir.
Milyonlarca liralık mama ihaleleri alan şirketlerin "faaliyet profilleri, vergi beyanları, sermaye yapıları ve operasyonel kapasiteleri gerçekten birbirleriyle uyumlu mudur?" sorusunun cevabı, bu kurumların araştırmaları sonucu bulunacaktır.
Eğer uyumluysa bunu ortaya koymak da, eğer uyumsuzluk varsa bunun nedenlerini açıklığa kavuşturmak da devletin görevidir.
BENDEN UYARMASI, BU TWITİ İSTER İHBAR KABUL EDİN İSTER ETMEYİN, SİZİN BİLECEĞİNİZ İŞ.
2025 Yılına ait EKAP'ta yayınlanan Köpek ve Kedi yemi ihalelerinden ulaşabildiklerimi tek tek inceledim. 2025 yılı içinde yapılan ihalelerde 8.967 TON Köpek ve Kedi yemi alınmış ve buna karşılık 256 MİLYON 87 BİN 470 TL'lik sözleşme yapılmış.
Bu ihalelerin 210 MİLYON TL'lik kısmı:
-A Z DESTEK HİZMETLERİ VE İHTİYAÇ ÜRÜNLERİ EĞİTİM TURİZM YEM SANAYİ TİCARED LİMİTED
-DOĞUŞ HAYVAN SAĞLIĞI ÜRÜNLERİ VE MADENCİLİK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
-RİNGA BALIK VE YEM ÜRÜNLERİ LİMİTED ŞİRKETİ
-FUTPET EVCİL HAYVAN ÜRÜNLERİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
-DOĞUKAN SAYDAM
tarafından alınmış.
Toplam ihale bedelinin 210 MİLYON TL'lik kısmını alan bu firmaların 2025 yılına ait devlete beyan ettikleri Matrah ve Tahakkukları şu şekilde.
A Z DESTEK: 7 MİLYON 954 BİN 826 TL Matrah, 1 MİLYON 988 BİN 706 TL Tahakkuk
DOĞUŞ HAYVAN: 1 MİLYON 726 BİN 958 TL Matrah, 431 BİN 739 TL Tahakkuk
RİNGA BALIK: 806 BİN 209 TL Matrah, 201 BİN 552 TL Tahakkuk
FUTPET EVCİL: Matrahsız
DOĞUKAN SAYDAM: 1 MİLYON 669 BİN 459 TL Matrah, 489 BİN 310 TL Tahakkuk
İhaleleri alan bu 5 şirketin toplamda devlete beyan ettikleri Matrah, 12 MİLYON 157 BİN 452 TL, beyan ettikleri Tahakkuk ise 3 MİLYON 111 BİN 307 TL.
Burada önemli bir ayrıntı var. 2025 yılı içinde yapılan ihalelerle alınan 8.967 TON Köpek ve Kedi maması, yetişkin bir köpeğin gün aralığı olarak 300-400 gram yem tükettiğini varsaydığımızda sadece 61.000 ile 82.000 köpeğin 1 yıllık yem ihtiyacını karşılıyor.
Nisan 2026'da İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Türkiye'de sahipsiz sokak köpeği sayısı yaklaşık olarak 1 MİLYON 250 BİN. Yukarıda bilgilerini paylaştığım 2025 yılı içinde yapılan ve toplamda 256 MİLYON 87 BİN 470 TL karşılığında alınan 8.967 TON yem, yaklaşık olarak 1 MİLYON 250 BİN sahipsiz sokak köpeğinden 61.000 ile 82.000 tanesinin 1 yıllık tüketimine yetiyor. Geriye kalan yaklaşık 1 MİLYON 150 BİN sahipsiz köpeğin beslenmesini, Valilik, Kaymakamlık, İl Özel İdareleri, gönüllüler ve dernekler karşılıyor.
En uygun yem fiyatını kg olarak 25 TL kabul ettiğinizde yıllık toplam yem maliyeti 3.42 MİLYAR TL, kg fiyatını en yüksek olarak 40 TL kabul ettiğinizde de 5.48 MİLYAR TL tutuyor.
NOT: Şu şirketlerin ortaklarına, 1 ve 2. derece yakınlarının banka hesapları, taşınır ve taşınmazlarına ulaşma imkanım olsaydı yemin ederim hiç birine nefes aldırmazdım.
Adı: Fatoş Pınar Türker
İBB yolsuzluğun da tutuklandı.
2 çocuğu var ve 2 çocuğu da KOÇ'un kolejinde toplamda 2.2 milyon TL ye okutuyor.
Unutmadan;
Belediyede memur...
Şamar Tanrıyar Mayor Egrem'e üçlük de değil bildiğin orta sahadan beşlik atmışş🤣🤣🤣
"Ekrem;
Bu projeyi yaparsak İstanbul kazanacak halk kazanacak bizim kasamıza bir şey girmeyecek öylemi"
"Bilinmeyen kişi;
Bu görüşmeyi yapabilmek için danışmanınıza 5 milyon Euro verdim"
Sisteme bak sisteme.
Gazeteci Rıfat Söylemez:
- Ayakkabısının altı delik adam (Zeydan Karalar) bugün 200 milyonluk villada oturuyor, oğlunun 4 tane fabrikası oldu
- Otobüslerin kasalarını Zeydan Karalar üretiyor ve Temsa'ya satıyor, belediye de Temsa'dan alıyor
- Dünürünün yaptığı sanayi sitelerinin içine kadar pırıl pırıl asfalt yapıyorlar, o sınır bittiği anda çukurlarla yeniden karşılaşıyorsunuz
- Karalar arkadaşına Altın Koza Film Festivali ihalesini verdi, KDV'si ile 90 milyon lira ödedi
- Toplam süresi 3 buçuk saat süren bir yarı maraton etkinliğine 13.600.000 lira ödedi
- 11 tane heykel ve büstün temizliğine, bakımına 1 milyon lira ödenir mi ya? Yenisini yaptırmaya kalksalar o paraya yaptırırlar zaten
PES! ÖZGÜR’ÜN BİR
HELİKOPTERİ EKSİKTİ!
ÖZGÜR, HAYATTAN BEZDİRDİĞİ
ÖZKAN YALIM’DAN ÇİFT MOTORLU
BİR HELİKOTER DE İSTEMİŞ! BELGELİ!
SEVGİLİSİNE DE TELEFON ALDIRMIŞ!
PİST BİLE HAZIRLANMIŞ!
Çankaya-Ahlatlıbel’den kalkacak, istediğine uçacak!
Helikopteri bir yana koydum ama şu telefon hikayen de bence tam bir rezillik.
Özkan Yalım’a, bir de “sevgilisi Gülen” için son model cep telefonu aldırmış. Hatta, diğer sekreteri kıskanıyor diye, ona da aldırmış. Karısı Didem’e mi?.. Hiçbir şey, havagazı!..
Ya bunlara nasıl cevap vereceksin Özgür Özel?..
Yine duymazlığa mı geleceksin?..
Bence artık siyasi hayatını bitir, git paralarını ye, tabi ki Meclis’teki fezlekenin oylanması bitene kadar!..
TAMAR TANRIYAR
https://t.co/hQYYfuIHMu
TAMAR TANRIYAR:
MURAT EMİR'İN Tam 68 TAPUSU var..
Oğluna Yurtdışında 81 MİLYON TL'li hesap açmış..
Oğlu AYLIK 5 MİLYON TL MAAŞ ALIYOR galiba..
Tam 68 tapusu var! Ama bir de çapkınlıklarıyla meşhur bir oğlu var. İsmi Ali. Ali, Avusturya'dan bir kız arkadaş yapmış. Aynı zamanda da Avusturya vatandaşı olan Neslihan Yıldırım'ı buraya getirmiş ve Maslak Eclipse'te bir ev açmış. Ali Emir, Avusturya'daki ERSTE Bankası'nda 1.590.000 Euro, yani 81 milyonluk bir hesap açmış. Bu para dışında 22. Viyana denilen bölgede de bir ev almış. Demek ki Türkiye'de çalıştığı bankadan aldığı aylık bayağı yüksek(!) Herhalde en az 3-5 milyon lira aylık alıyor olmalı(!) Ben bu durumun cevabını Murat Emir'den bekliyorum. O da başını kuma sokar mı bilmem ama... Şu anda korktuğu başına geldi galiba, ne dersiniz?
MUTLAK BUTLAN İLK ADIMDI. ŞİMDİ SIRADA KALDIRILACAK OLAN YASAL DOKUNULMAZLIKLAR VAR.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin verdiği "mutlak butlan" kararı artık yalnızca bir kurultay tartışması değil. Bu karar, siyasetin hukuki zeminini değiştiren ilk büyük kırılma olarak okunmalı. Çünkü mahkeme ilk kez CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayında yalnızca usul eksikliği değil, doğrudan organize irade fesadı bulunduğu kanaatine vardı. Kararda yer alan ifadeler sıradan siyasi polemikler değil; Türk Ceza Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu bakımından ağır suç isnatlarının hukuk metnine dönüşmüş halidir.
Mahkeme kararında ve dayanak yapılan savcılık dosyalarında anlatılan tablo net. Delegelere para dağıtıldığı, belediye başkan adaylığı vaat edildiği, belediye iştiraklerinde iş sözü verildiği, market kartları dağıtıldığı, cep telefonları ve tabletler verildiği, oy pusulalarının fotoğrafının istenildiği, ikinci tur öncesi manipülatif bilgi yayıldığı, kurultay iradesinin organize biçimde yönlendirildiği iddia edilmekte. Daha önemlisi, bu süreçte kullanılan finansal imkanların belediyeler ve belediye iştirakleri üzerinden sağlandığı yönündeki iddialar artık yalnızca siyaset tartışması değil, ceza dosyalarının konusu haline gelmiş durumda.
İşte bu yüzden "mutlak butlan" kararı aslında ilk aşamaydı. Şimdi sırada ikinci aşama var. Hali hazırda Karma Komisyon'da bekleyen fezlekeler öne alınarak önce hazırlık komisyonlarında raporlar hazırlanacak ardından da yasal dokunulmazlıklar kaldırılacak.
Çünkü ortada artık yalnızca siyasi etik tartışması yok. Kurultay mühendisliği için kullanılan belediye kaynakları var ve doğrudan kamu kaynağının siyasi operasyon için seferber edilmesi söz konusu. Bu durumda fezlekelerde yalnızca "seçime hile karıştırma" değil; zimmet, rüşvet, rüşvete aracılık, görevi kötüye kullanma, kamu zararına neden olma, nüfuz ticareti, ihaleye fesat ve örgütlü suç isnatları kaçınılmaz hale gelmiş durumda.
Bu noktada dokunulmazlığı kaldırılacak isimlerin başında Özgür Özel geliyor. Çünkü mutlak butlan kararı doğrudan onun genel başkan seçildiği kurultayı hedef alıyor. Aynı şekilde Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır, Özgür Karabat, Turan Taşkın Özer, Burhanettin Bulut, Gökhan Günaydın, Umut Akdoğan ve Murat Emir gibi isimlerinde dokunulmazlığı kaldırılacak.
Özellikle belediye iştirakleri üzerinden finansman sağlandığı, bazı delegelerin yakınlarının belediyelerde işe yerleştirildiği ve kurultay sürecinde organize siyasi ağ kurulduğu yönünde hem MASAK raporları, HTS kayıtları, banka hareketleri, ihale bağlantıları, iştirak para transferleri hem de tanık ve itirafçı beyanları mevcut.
Burada kritik eşik TBMM Karma Komisyonu olacak. Eğer siyasi çoğunluk fezlekeleri öne alma kararı verirse, hazırlanacak raporlarla birlikte dokunulmazlıkların kaldırılması süreci hızlanabilir. Ardından Genel Kurul aşaması gelir. O aşama geçildiği anda ise dosyalar klasik siyasi polemik olmaktan çıkıp doğrudan ceza yargılamasına dönüşür.
İstinaf mahkemesi kararında anlatılan fiiller yalnızca parti içi tartışma olarak görülmedi. Mahkeme bunları "kamu düzenine aykırılık" olarak tanımladı. Bu son derece önemli bir ayrımdır. Çünkü artık mesele "kim genel başkan oldu" tartışmasının ötesine taşınmış durumda. Mahkemenin yaklaşımı, "demokratik siyasi irade organize menfaat ilişkileriyle sakatlandıysa bu durum tüm sistemi ilgilendirir" anlayışına dayanıyor.
Bu nedenle önümüzdeki süreçte mali ve cezai dosyaların da derinleşmesi sürpriz olmayacaktır. Bugün mutlak butlan kararıyla başlayan süreç, yarın Meclis koridorlarında dokunulmazlık oylamalarına, ardından da ağır ceza mahkemelerinde görülecek büyük siyasi yargılamalara dönüşecek. Türkiye siyaseti şimdi tam da o ikinci perdenin eşiğinde duruyor.
TAMAR TANRIYAR bombayı patlatıı..
'Ali Mahir Başarır
üniversite arkadaşının karısına
bir tecavüz vakası var ki
sen biliyor musun?
tanıdığın öyle biri var mı?
Ha..?'
🔴 Tamar Tanrıyar yine bombayı patlattı...
Yeni bir böcek var ...
Bu sefer Mandalinci..
Yine milyon dolarlar havada uçmuş..
İzleyin izleyin heyecanlı...
Ali Mahir sende izle....
Mustafa Destici'den Erkan Baş'a:
Buradan geçiyorsun Almanya'ya.
Tamamen sol örgütler içerisinde, belli ki Alman istihbaratlarının kontrolünde yetiştiriliyorsun, Türkiye'ye gönderiliyorsun.
Senin gerçek soyadın ne? 'Jusovic'.
Burada neyi kullanıyorsun? 'Baş'ı kullanıyorsun.
TİP'in başkanından bahsediyorum.
Jusovic gerçek soyadı.
Erkan Baş'tan bahsediyoruz...
Şimdi Türk milletinin karşısına Jusovic diye çıkabiliyor musun?
Bunlar Türkiye'ye gönderiliyorlar.