Gazze'deki çocukları tedavi etmek için gönüllü olarak Sumud Filosu'na katılan çocuk doktorları Harun ve Ayşenur Albayrak çifti İsrail tarafından alıkonuldu.
İsrail tarafından alıkonulan aktivistlerin serbest bırakılması için bu videoyu paylaşalım.
#SONDAKİKA
İNSANLIK ÖLDÜ: 10 YAŞINDAKİ ÇOCUK İDAM EDİLDİ!
Vicdanlar sağır, dünya dilsiz!
İsrail askerleri tarafından bir hafta önce kaçırılan 10 yaşındaki masum çocuk, dün vahşice katledildi.
Bu bir savaş suçu değil; bu, insanlığın topyekûn katledilmesidir!
BİR HAFTALIK DEHŞET, KORKUNÇ SONLA BİTTİ
Henüz oyun çağında olan 10 yaşındaki bir çocuk, zorla alıkonulduğu bir haftalık esaretin ardından vahşi bir infazla hayattan koparıldı.
Dünyanın gözü önünde işlenen bu cinayet, "güvenlik" veya "savaş" bahanelerinin arkasına sığınılamayacak kadar büyük bir vahşet
Şermin Yaşar ilk kez okuyorum . Aynı yaştaymışız üstelik. Geç kalmışlığımı hissettirdi bana. Kurgu, dile hakimiyet, akıcılık... Daldım gittim kitabın içine. Belki de kendimden bir seyler buldum ondan çıkamadım kitaptan.
Altı harfli bir tatlı...
Okulda birinci oldunuz, törende yaka paça dışarı attılar sizi.
Derece yaptınız, sahneye atlayıp plaketinizi elinizden aldılar.
Binbir emekle iyi bir üniversite kazandınız, kapıdan içeri bile sokmadılar...
Ne düşünürdünüz?
Bugün "olamaz" dediğin şeyler yaşanmıştı #28Şubat’ta.
Hür dünyanın bütün vicdân sahiplerine,
Bugün, gün boyu Gazze'deki yetkili kişilerden çok acı haberler aldım.
Gazze'deki büyük mezalim, tahammülü hatta tasavvuru dahi mümkün olmayan bir safhaya girmiştir. Başka siyasi ve insani krizlere odaklanarak Gazze'deki trajediyi geri planda bırakan kamuoyuna mevcut durumu ilan etmeyi insani bir vazife biliyorum.
Birkaç yıldır devam eden ağır bombardıman, toplu yıkım ve soykırımla beraber Gazze'de su, yiyecek ve ilaç başta olmak üzere temel hayatî ihtiyaçlar konusunda büyük bir mahrumiyet yaşanmaktaydı. Bu mahrumiyet son haddine ulaşmış durumdadır. Bebeğinden ihtiyarına, yaralısından hastasına, bütün Gazzeliler topyekün bir açlıkla karşı karşıyadır.
Uzun süredir açlığa direnen çocuklar, yaşlılar ve hastalar ölmektedir. Sınırlarda ihtiyacın binde biri dahi olmayan yardımların tabiri caizse damla damla dağıtılması nedeniyle büyük bir kaos oluşturulmaktadır. Şerefli Gazzeliler çocuklarına götürebilecekleri bir lokma için itiş kakış içine girmek zorunda bırakılmakta ve küçük düşürülmektedir. Dünya tarihinin en şerefli mücadelelerinden birini vererek her halükarda ayakta kalan bir halk, silahlı askerlerin karşısında yerlerde süründürülerek, aşağılanmaktadır. Yüzlerce kişi yiyeceğe ulaşmak isterken, hunharca katledilmektedir.
Bu açlık, tabiî bir afetin neticesi değildir. Alçakça uygulanan bir soykırım mühendisliğinin son aşamasıdır.
Değerli dostlar,
Süre tükenmektedir... Hayat tükenmektedir... Onur tükenmektedir...
Başta ilk günden itibaren Gazze'nin sesini tüm insanlığa duyuran Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm yetkililere tarih boyunca insanlığın vicdan yükünü omuzlayan aziz milletimizin her ferdine sesleniyorum.
Lütfen tüm önceliklerimizi değiştirerek insanlığı bir kez daha Gazze'de yaşanan büyük trajediye yöneltelim.
Bu mutlak şer ve kötülüğe derhal müdahale edilmediği takdirde, -tıpkı Bosna gibi- bütün insanlığın utançla anacağı bir Gazze'miz olacak!
Vallahi ahirette Gazze'den sorulacağız!
Vallahi ahirette bunun hesabını veremeyeceğiz!
İSRAİL GAZZE’DE SOYKIRIM YAPIYOR !
İSRAİL GAZZE’DE SOYKIRIM YAPIYOR !
İSRAİL GAZZE’DE SOYKIRIM YAPIYOR !
İşgal devleti bugün tam 100 Filistinli katletti !
Ey İnsanlık! Bu zulme daha ne kadar sessiz kalacaksın !
Gazze’de gerçek ölü sayısı 193.000 ila 514.000 arası olabilir. Lütfen okuyun ve paylaşın.
Filistinli yazar ve bu süreçte defalarca bizzat Gazze’de bulunmuş olan Susan Abulhawa’nın dilinden aktarıyorum.
Gazze’de açıklanan 37.000 civarı ölü sayısı gerçek sayının yanından geçemiyor.
Soykırımın ilk haftalarında düzenli olarak artan rakam, son aylarda, vahşet azalmamış olmasına rağmen adeta sabit kaldı.
Peki neden?
Öncelikle açıklanan sayılar, sadece direkt bombardımanlarda ölmüş ve sonra hastaneye girişi yapılmış kişilerden oluşuyor. Ailesi tarafından gömülen veya cesedi parçalandığı için kimliği tespit edilemeyen binlerce kişi bu sayılara dahil edilmiyor.
İnsanlar, ölmüş yakınlarını hastaneye taşıyacak imkana sahip değiller. Tankların gölgesi altında ve maddi imkansızlıklar içindeler. O nedenle sevdiklerinin cenazelerini buldukları ilk yere gömmek zorunda kalıyorlar. Bu cenazeler, ölü sayısına dahil edilmiyor.
İsrail Gazze’deki bütün hastaneleri hedef aldı. Bu da, hastanelerdeki sunucuların hiçbirisinin sağlıklı çalışmadığı anlamına geliyor. Dolayısıyla Gazze vatandaşlarına dair çok büyük miktarda veri zayi oldu ve yeni veriler girilemiyor. Bu da ölü sayısını hakkıyla tespit etmenin önüne geçiyor.
Sadece doğrudan ateş altında ölenler sayıya dahil ediliyor dedik. Ama Gazze’de İsrail’in aylardır uyguladığı çok ağır bir abluka var. Dolayısıyla en basit ilaçlara bile ulaşım yok. Bu nedenle diyabet, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları ve kanser gibi kronik rahatsızlıkları olanlar, ilaca ulaşamadıkları için ölüyorlar. Bunlar da sayıya dahil edilmiyor.
Abluka nedeniyle temiz suya ve hijyen ürünlerine ulaşım olmadığından Gazze’de türlü salgın hastalıklar baş gösterdi. Bu sebeple ölen binlerce insan da sayıya dahil edilmiyor.
Bombardımanlarda yaralandıktan sonra, aslında kolayca iyileşecek iken tıbbi malzeme eksikliği yüzünden enfeksiyona yakalanan çok fazla sayıda insan oluyor. Bu enfeksiyonlar da sepsise ve ölüme yol açıyor. Bu ölümler de sayıya dahil değil.
Açlık ve susuzluk nedeniyle ölen insanlar da bu sayıya dahil değil. Özellikle yenidoğan bebekler ve özel beslenmesi gereken hastalarda bu sebeple ölüm oranı çok yüksek ancak bu ölümler de ölü sayısına dahil edilemiyor.
Enkaz altında kalan, İsrail tarafından kaçırılan, bir şekilde ölüsüne de dirisine de ulaşılamayan on binlerce insan bu sayıya dahil değil.
VE İSRAİL BU KARGAŞANIN ORTASINDA ÇOCUK KAÇAKÇILIĞI YAPMAYA VE FİLİSTİNLİLERİN ORGANLARINI ÇALMAYA DEVAM EDİYOR. Mağdurların ise tabii ki sayısı belirsiz.
Susan Abulhawa, İsrail’in uyguladığı bu etnik temizlik politikasının 7 Ekim’le alakası olmadığını ve Gazze’de 2006’dan beri uygulanan abluka ve yok etme politikasının devamı olduğunu söylüyor. Amaç ise Gazze’yi yerlilerinden tamamen arındırıp trilyonlarca dolar değerindeki gaz ve petrol yataklarına sahip olmak.