📚 YILLARDIR SORDUNUZ, BEKLEDİNİZ. SONUNDA GELİYOR!
Max Horkheimer’ın ve Theodor W. Adorno’nun birlikte yazdıkları #AydınlanmanınDiyalektiği, Şeyda Öztürk’ün çevirisi ve açıklayıcı notlarıyla 23 Ekim’de geliyor.
Yirminci yüzyılın en önemli düşünce klasiklerinden biri, uzun emeklerin ardından okurla buluşuyor. Savaşın gölgesinde yazılan bu eser, Batı uygarlığının kendi kendini yok etmeye nasıl sürüklendiğini soruyordu. Aradan yaklaşık seksen yıl geçti, soruları hâlâ güncel. Kültür endüstrisinden tahakküme, aklın yarattığı yaralardan çıkış arayışına kadar bugünü anlamak için hâlâ güçlü bir pusula.
Please don’t buy our books on Amazon. If you can’t afford to buy them from a real bookstore or from us directly, pirate them from Anna’s Archive like God intended.
“Ben yanarsam, herkesi yakarım” mesajını bir aracı vasıtasıyla ileten sahibinin kim olduğuna dair elbette bilgi ve duyumlarımız var ama iktidar yanlısı olmayan medyanın da korkudan ismini geçirememesi nedeniyle şimdilik telaffuz etmeyelim.
Her gün ekranlarında “sağcılardan sağcı beğen”diren siyasetçileri, milletvekillerini programlarına konuk eden Sözcü TV, ekranlarında bize ambargo uyguladığı yetmezmiş gibi sokakta da sosyalistlere yüz çeviriyor.
Biraz evvel Adalet Bakanlığı önünde depremzede ailelerin nöbetini ziyaret ettim, oradaki tek milletvekili olmama rağmen, anında kamerasını kapatıp gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmayacak bir protestoculukla sessizliğe büründü
Sözcü Tv.
Bu ilk değil. Daha evvel özel sektör öğretmenlerinin eyleminde tek milletvekili olmama rağmen işkenceyle gözaltına alınan öğretmenlerle birlikte itilip kakıldığımız Ankara sokaklarında da, NATO eylemlerinde de aynı muameleyi yaptılar. İktidar medyasından ve ulusal basından yediğiniz ambargo yetmiyormuş gibi kendisini muhalif olarak tanımlayan bir televizyon kanalının yaptığı bu muamele tesadüf değil.
İktidarın uygulamalarını eleştirip iktidar gibi davranmak tutarsızlıktır.
Bizim vekilliğimiz alışıldık olunduğu üzere kişisel ikbal ve görünürlük derdiyle değil, sadece halkın sesine ses olma, halkın taleplerinin sözcülüğü yapma sorumluluğu ile yüklü. Aynı sorumlulukla bu paylaşımı yapma gereği duyuyorum.
Kulüpten kafeden derneğe, ailesinden sağlık kurumuna kadar LGBTİ+ların insan gibi hissettiği, insan muamelesi gördüğü her yere operasyon yapıldı tam da 12 Eylül yıldönümü ertesinde. Yeni vesayet rejiminin başlangıcına tanıklık ediyoruz. Tüm toplumsal muhalefet, kurumları sendikaları ve partileriyle ya tüm gücünü kullanarak buna karşı durur, ya silinir gider.