Deniz Göktaş’ın hapisten çıkması sırasında toplanan yüzlerce kişiyi gördüm…
Helal olsun, birbirine sahip çıkıyorlar.
Ben Müslüman, Sünni, Türk milliyetçisi adamım.
Hapse düşsem bir kişi arayıp sormaz.
Çünkü çoğunluk görünsek de, en yalnız biziz. Birbirimize düşmüşüz.
750 TL savunma sanayi payı vermemek için kredi kartı limitini 99 bin TL’ye düşüren Mustafa Sandal:
Eşim Melis ve babası Cihan Sütşurup ile ilgili iddiaların şahsımla ilişkilendirilmesi haksızdır, kötü niyetlidir.
Melis ile karı koca olmak dışında maddi anlamda hiçbir ortak işimiz olmamıştır.
Fon soruşturmasında isimleri geçen Mustafa Sandal ve eşi Melis Sütşurup'a geçmişte sorulan "Gelecek kaygısı yaşıyor musunuz?" sorusuna verdikleri yanıt yeniden gündem oldu:
"Herkes yarını kurtarmak, bir gün sonrasını kurtarmak, bir gün sonrasının endişesini yaşıyor.
Bir gün sonrasıyla alakalı kaygı duygusu hepimizde var, herkeste var."
Bana çıkışan ve beni cahillikle suçlayan öğretmenlerin gerçek hayattaki performanslarını hiç düşündünüz mü?
T.C eskiden bir tarım ülkesiydi, şimdiyse adeta bir memur ülkesi haline geldi. Üstelik üretimden bu kadar uzaklaşmışken, neden bu kadar yüksek ÖTV var sorguladınızmı?
Mustafa Sandal’ın eşi Melis Sütşurup, geçen ay fonlardan 11 milyar 126 milyon 528 bin TL vurup Dubai’ye yerleşmiş.
Mustafa Sandal da oturum için Dubai’ye başvurmuş.
siz 1’i 100 yapabilmek icin bu kumari oynadiniz mi? oynadiniz. fon peak yapti yapti yapti parayi cekmediniz. cunku daha fazla kazanmak istediniz. Normal bir fon 1’e 500 verir mi? zaten biliyordunuz bu bokun bir yerde patlayacagini. simdi de devlet odesin hadi abla hadi
DEVLET, ÖĞRETMENİNİ İHTİYAÇ OLAN YERDE ÇALIŞTIRAMIYOR
Son bir iki haftadır sosyal medyada öğretmenlerin çalışma şartlarıyla ilgili olarak “il emrine atanma,” “norm kadro fazlası” ve “depo öğretmen” gibi kavramlar etrafında sürdürülen tartışma ve polemiklerden geçilmiyor.
Şimdiye kadar daha çok eğitim camiasının kendi içinde konuşulan, toplumun genelinin ise anlam ve mahiyetlerine pek aşina olmadığı bu kavramların birdenbire kamuoyunun tartışma gündemine taşınmasına neden olan gelişme; Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bugüne kadar dönem dönem uygulanagelen “il emri” uygulamasının devam ettirilmeyeceğine ilişkin açıklaması oldu.
Öncelikle anlamları ve birbirleriyle ilişkileri konusunda ciddi bir kafa karışıklığı yaşanan istihdam biçimlerine ilişkin söz konusu üç temel kavramı; fazla ayrıntıya girmeden fakat aralarındaki farkları ortaya koyarak tanımlamak gerekiyor:
-Norm kadro fazlası öğretmen:
Görev yaptığı okulda başlangıçta norm kadro içinde iken, öğrenci/şube sayısının veya ders yükünün azalması gibi nedenlerle okulun ilgili branştaki normunun düşmesi sonucu, çoğunlukla kendi iradesi dışında ihtiyaç fazlası hâline gelen öğretmendir. Kadrosu, başka bir kuruma atanıncaya kadar bulunduğu okulda kalabiliyor. Norm fazlası olmak, kendiliğinden il emrine geçmek anlamına gelmiyor.
-İl emrine atanan öğretmen:
Belirli bir okulun boş norm kadrosuna değil, çoğunlukla mazerete bağlı yer değiştirme gibi nedenlerle İl Millî Eğitim Müdürlüğü emrine atanan ve bu nedenle o aşamada belirli bir okul normuna bağlı bulunmayan öğretmendir. İhtiyaç bulunan bir okulda görevlendirilebiliyor veya daha sonra boş norm bulunan bir eğitim kurumuna atanabiliyor.
-Depo öğretmen:
Genellikle il veya ilçe millî eğitim müdürlüğü emrinde bulunan ve henüz kalıcı bir okul normuna yerleştirilememiş ihtiyaç fazlası öğretmenler için kullanılan gayriresmî bir tabirdir.
Bu kavramların eğitim sistemindeki karşılığını ve doğurduğu sonuçları anlayabilmek için rakamlara ve öğretmenlerin ülke genelindeki dağılımına birlikte bakmak gerekiyor.
Türkiye’de devlet okullarında 1 milyonun üzerinde öğretmen görev yapıyor. Aile birliği, sağlık ve diğer mazeretlere dayalı yer değiştirmelerle isteğe bağlı tayinlerin yıllar içinde oluşturduğu hareketlilik, öğretmenlerin büyükşehirlerde, Batı illerinde ve hayat şartları yönünden daha fazla tercih edilen merkezlerde yığılmasına yol açıyor. Bir tarafta norm kadro fazlası veya il emrine atanmış olma nedeniyle ihtiyaç fazlası ve fiilen ders vermekten uzak öğretmenler bulunurken; diğer tarafta ülkenin bir çok bölgesinde çok sayıda okulda öğretmen açığı devam ediyor ve buralardaki ders ihtiyacının, kabaca 80-100 bin aralığında olduğu tahmin edilen ücretli öğretmenlerle karşılanmasına çalışılıyor.
MEB Türkiye genelindeki toplam norm fazlası öğretmen sayısını açıklamazken, Türk Eğitim-Sen’in 2025-2026 araştırmasında, yalnızca veri alınabilen 62 ilde 71 bin 757 ücretli öğretmenin çalıştırıldığı, 55 ilde ise 80 bin 449 öğretmen açığının bulunduğu ifade ediliyor. Bu çerçevede yapılan analizlere göre, Türkiye genelindeki toplam norm kadro fazlası ve il ve ilçe emrindeki öğretmen sayısı toplamının yaklaşık 70 bin ile 80 bin civarında olduğunu tahmin etmek mümkün.
Bakanın açıklamasından sonra sosyal medyada alevlenen tartışmalarda, toplumdaki geniş kitlelerden gelen değerlendirme ve yorumlara baktığımızda, bu tabloya oldukça sert tepki ve eleştiriler yöneltildiğini görüyoruz.
İl emri isteyen öğretmenler meseleyi ağırlıklı olarak “aile birliğinin korunması,” “eş ve çocuklardan ayrı kalmama” ve “mazeret hakkı” üzerinden dile getirirken; karşıt yorumlarda “depo öğretmenlik” ve büyük şehirlerdeki “norm fazlalığı” yüzünden öğretmenlerin atıl kalması öne çıkarılıyor.
Mevcut tabloyu çok yönlü olarak değerlendirdiğimizde, ortaya çıkan sonuç şudur:
Ne yazık ki devlet, kamu personelini, hizmet ihtiyacı duyulan yerde, gerektiği şekilde çalıştıramıyor?
Kadrolu öğretmenin..
…
(DEVAMI aşağıdaki linkte)
https://t.co/jAIIJh32du
| Ulvi Saran
Karar
Türkiye Cumhuriyeti’ni ağır vergi ve enflasyon batağından kurtarmanın tek bir yolu var;
Memur sayısını 2 milyona indirip sözleşmeli memuriyeti getirmek.
Öğretmenler, İmamlar hepsi 3 yıllık sözleşmeler ile işe alanacak.
İsteklerse ve performansları uygunsa devam edecekler.
Memuriyet aynı zamanda onların ailelerini de kontrol alt��nda tutan ballı bir alan olduğu için en az 25 milyon kişiyi bu tür haksızlıklara karşı sessiz tutuyor. Aynı zamanda bir ideolojik aygıt durumunda. Otokrasi ve Faşizm memuriyete bu kadar önem verir.
2 öğretmen arkadaşım var ikiside gitti yine öğretmen kızlarla evlendi!
Lan oğlum bırakında devletin kebap ibkanlarından başka biride faydalansın!
Nedir bu bencillik ya🤣
Bu öğretmenlerin yetiştireceği nesilden hayır gelir mi? Mobbingci, sömürücü, alçak, kalleş patronlara değil de halka hizmet verip geçinmeye çalışan kadını suçlu ve eksik gösteriyorlar. Bu neoliberal sırtı pek memurları az bile teşhir ediyoruz.