Polonyada bir ayın yarısında tam gün çalışarak ablamızın dediği miktarın biraz daha fazlasını kazanabiliyorsun. Ne diploma ne tecrübe gerekiyor. Bomboş atıp tutmuş kimse doğduğu günden itibaren bu imkanlara sajip olmuyormuş. Yersen
Şu an senin burun kıvırıp beğenmediğin o işe, yarın azimli ve ne istediğini bilen biri gelip başlayacak. Sen beş yıl sonra yine ekran karşısında aynı nakaratlarla sızlanıp dururken, o kişi bugün senin sadece hayalini kurduğun hayatı yaşıyor olacak.
Artık şu yersiz şımarıklığı bırakıp kendinize gelmeniz gerekiyor. Kimse doğduğu günden itibaren bu imkanlara sahip olmuyor; belli zorluklardan geçmeden, o bedeli ödemeden kimse bir yere varamıyor.
Sana verilen maaşın seni anında ihya etmek gibi bir zorunluluğu yok. İş dünyası senin hayallerini finanse etmek için kurulmadı. Bugüne kadar ailenin ve çevrenin desteğiyle nasıl geldiysen, kendini ispatlayana kadar bir müddet daha bu disiplinle devam edeceksin.
Seni tanımayan, nasıl bir iş disiplinine sahip olduğunu bilmeyen bir insanın, sırf sen öyle istiyorsun diye sana yüksek bedeller ödemesini beklemek hangi mantığa sığıyor? Bu hakkı kendinde nasıl görebiliyorsun? Değerini sen değil, ortaya koyduğun emek ve sabır belirler.
Bu yüzden artık şikayet etmeyi bırakıp gerçek dünyayla yüzleşme vakti
İspanya ve Türk kardeşliği o kadar hızlı ilerliyor ki Türk esnafları Türk bayrağının yanına İspanya bayrağı asmaya başladı. Bu görüntüler o kadar güzel ki, keşke hiçbir ülkede savaş olmasa, insanlar bayraklarını yan yana asarak huzur ve mutluluk içinde yaşayabilse…
Tebrikler…
Çok önemli kazanımlar elde edeceksiniz…
Evde çöp ayıklamayı günlük rutin şeklinde yapmayı öğreneceksiniz.
Almanya’da araçlar ucuz söylemi sizin için önemini kaybedecek. Tramvay, tren, metro ile yolculuk yapacaksınız.
Kurallara uyacak, polise direnirseniz kadın demeyip size şiddet uygulayacağını bileceksiniz.
Makul maaşlarla yaşayacak, süpermarketten aldığınız sandviçle öğle yemeğinizi geçireceksiniz.
Şehir dışında ödediğiniz kirayı, İstanbul’un en pahalı semtleriyle kıyaslayacaksınız. Avrupa şehirleri küçük, kıyaslamak doğru değil demeyeceksiniz…
Her ülkenin avantajlı ve dezavantajlı özellikleri olduğunu burada idrak edemediğiniz gibi, orada da anlamayacak, asker gibi kurallara uyarken, orayı övmeye buraları yermeye devam edeceksiniz.
Almanlar birbirilerini sevmedikleri gibi sizi hiç sevmeyecekler…
Oradaki küçük şehirlerdeki fiziksel koşulları, İstanbul’un en kaotik kısımlarıyla kıyaslayacaksınız…
Kısaca orada kabullendiğiniz davranışı, burada kabullenmediğinizi fark etmeden yaşayacaksınız…
Not: İstanbul alan olarak Berlin’in 15 katı büyüklükte…