My destiny is that I was born in the city of Jesus, the son of Mary.
My destiny is that I was born defending my land from the Zionists.
My destiny is that the world watches my suffering in silence.
The story of one Palestinian child in 1988 and it's still going on.
ÇAYKUR, kuru çay fiyatına bugünden geçerli olmak üzere yüzde 15 zam yapmış.
Oysa kuru çaya 8 Nisan’da yüzde 10, 22 Mayıs’ta yüzde 25 zam yapılmıştı.
Son 3.5 ayda kuru çaya yapılan zam, toplamda yüzde 45.5’i bulmuş.
Enflasyonun yüzde 32 olduğunu dikkate alırsak çay zammını nasıl açıklamak gerekir, izaha muhtaç.
Sanıyorum, alım fiyatının yüksekliği zam olarak geri döndü.
Malum, buğday ve arpa için alım fiyatı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 20 oranında artarken, kuru çay alımında artış oranı yüzde 40’a ulaşmıştı.
Buğday/arpa üreticisi kendi fiyatlarının düşüklüğünden ziyade bu fahiş farka daha çok tepki göstermişti.
Yanlış işler.
Sormak lazım:
Devlet bunu yaparsa özel sektöre söyleyecek sözü olur mu?
Enflasyon hedefi nasıl tutturulur?
Dil devriminin muhteşem özeti;
Alenî: açık
Bâriz: açık
Âşikâr: açık
Âyân: açık
Bedîhî: açık
Vâzıh: açık
Sarîh: açık
Müstehcen: açık
Münhal: açık
Üryân: açık
Defisiter: açık
Mubîn: açık
Bu dram, dünyanın en zengin dillerinden biri olan Türkçe'nin kasten felç edilme dramıdır.
1 yıl önce vefat eden müfessir âlim Muhammed Ali Sabuni her sabah 3 cüz Kur'an okuyormuş. Mısırlı âlim Muhammed Abdullah Derraz da her gün Kur'an'ın altıda birini, 💯 sayfa okuyormuş. Dikkat: bu insanlar Arap ve alim. Anlayarak okuyorlar yani. Rabbim, nasibimizi artırsın.
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
Musa aleyhisselam devrinde İsrailoğullarının inekperestliğini bir inek kestirerek bitiren Mevla Teala, bize de bu kurbanı, içimizdeki hayvanperestliği 'daha doğmadan öldürme' eğitimi olarak emretmiş olabilir. Hikmetinden uzak değildir. En doğrusunu O bilir.
Bunu yazı olarak da yayınlamıştım. Kurban ibadetinin İbrahim-İsmail aleyhimüsselam kıssası üzerinden anlatılması eksik kalıyor. Bediüzzaman'ın, 20. Söz'de, Bakara sûresinin isminin 'bakara' olmasının hikmetini, kıssanın hikmetini, açıkladığı yer bence tam bir cevherdir.
Etini ye.
Sütünü iç.
Derisini tekstilde kullan.
Gübresini bahçede kullan.
Sıfır atık.
Köpek gibi de saldırmaz.
Ama metan gazı bahanesiyle küresel ısınmayı bu hayvanlara kitleyip bunları bitirip köpekleri çoğaltıyorlar. Daha şeytani bir plan az görülür.
Çarşı pazara nadiren çıkarım. Dün alışveriş münasebetiyle uzun süre çarşılarda, insanların çok kalabalık olduğu yerlerde bulunmak zorunda kaldım. Bayram izdihamı vardı. Çevreyi görünce çok ağır üzüldüm. Haramların istilâ etmediği yer kalmamış durumda. Ahirzaman imtihanının orta yerindeyiz. Buna bile alışmış, kanıksamış bir haldeyiz. Ahirzamanın, fitnelerin çoğumuz farkında bile değiliz. Geçmişte peygamberlerin ümmetlerini korkuttuları zamanlar. 'Korkarım, başınıza ahirzaman fitnesi gelir' dedikleri zamanlar. Haramın, fücurun, günahın sağanak yağmur gibi yağdığı zamanlar. Özellikle gençlerimizin kendini haramlardan korumasının en zor olduğu zamanlardayız. Hazret-i Yusuf'un hayatı boyunca bir defa yaşadığı imtihan artık 'her yerde'!!
Haram, fısk hassasiyetini canlı tutmalı. Çok gayret etmeli. Çok dua etmeli. Rabbim cc ehl-i imanın yardımcısı olsun. İslam'ı bir an evvel galip ve hâkim kılsın. Şairin "Ağlayın, yükselsin su, Belki kurtulur gemi" dediği zamanlar..
Böyle bir zamanda iman, ahlâk ve tebliğ yolunda gayret göstermeyen müslümanın yarın huzur-u İlahide hesabı çok zor olur. Rabbim cc bizleri her türlü muhafaza buyursun.
Medet ya Rabbel âlemin..
Kurbanlıklara su verirken yanımıza gelip mahcubiyetle “Bana verebileceğiniz bir iş var mı? diye sordu.
Arkadaşım, “10 kilometre ötede 9 torbamız var, kaça getirirsin” diye sorunca, 6 TL istedi.
Bisikletle de olsa 10 kilometre toprak yolu gitmek ve 200 kilo yükü taşımak kolay değildi. Bu, güçlü bir hikâyenin işaretiydi.
Abbat 55 yaşında. Eskiden bisiklet parçaları satarmış. Fakat ülkeyi vuran o açlık döneminde her şeyini kaybetmiş.
Burada kuraklık gelince insanlar hayatta kalmak için ellerindeki her şeyi yok pahasına beyaz adama satarlar.
Abbat da öyle yapmış. Çocukları aç kalmasın diye dükkanını, sermayesini satmış.
Geriye bir tek eski bisikleti kalmış. Şimdilerde onunla köy köy dolaşıp iş arıyor.
“Bisikletin geçinmene yetmiyor mu?” diye sordum.
“Yalnız olsam yeter ama oğlumun okulu 2 saat uzaklıkta. Sabah o kullanıyor, öğleden sonra bana kalıyor. Bir iş bulduğum zaman yürüyerek giderim ama iş ararken saatlerce yürümek insanı bitiriyor.”
Gözüm, gövdesi birkaç yerinden kaynaklanmış, kırık dökük bisikletine takıldı.
Sorunca “Ağır eşya taşıdığım için.” dedi.
Seni en çok zorlayan şey ne?
“İnsanlar benim yaşımdaki birinin kapı kapı gezip günlük iş aramasını yadırgıyor.
Çünkü böyle işleri gençler yapar. Sadece bir kap yemek uğruna bu yaşta çalışmak onları da üzüyor. En çok onların bu bakışları zorluyor beni. Oysa bir zamanlar durumum iyiydi.”
Arkadaşım araya girdi, “Onu hatırlıyorum. Ben çocukken bisiklet parçaları satardı. Neşeli, komik bir adamdı.” dedi.
Karşımda duran adama baktım. O eski günlerin neşesinden en ufak bir iz kalmamıştı. Bir iş bulabilirse günlük kazancı en fazla 25 TL oluyordu ama o işi de haftada bir buluyordu.
“Yeniden başlasan ne iş yapabilirsin?” diye sordum.
“Bildiğim işi yaparım. Bisiklet parçaları satarım.” dedi.
Bunun mümkün olabileceğini söyleyince sevinçten titremeye başladı. Ama bir şartım var, gelip seni kontrol edeceğim.
Heyecanla “Yol üstüne açın, istediğiniz zaman kontrol edin.” dedi. Kendisiyle sözleştik, bayramdan sonra dükkanını kiralayacağız.
Biz oradan ayrılırken Abbat 10 kilometre ötedeki malzemeleri getirmek üzere bisikletinin pedalını çevriyordu.
Cebinde 6 TL’den çok fazlası vardı ama onu asıl mutlu eden şey eski mutlu günlerin yeniden gelme ihtimaliydi.
@yenisafakwriter Değerli Hocam,
İlgili şahsın uluslararası koruma başvurusunu alacağız, bu şekilde sorun çözülmüş olacak. Ayrıca Uygur Türkü Hanımefendi geri gönderme merkezimizden de serbest bırakıldı.
Bilginize.
Ülkeyi tımarhaneye çevirdiler resmen!
Şu adamların köpeklere yaptıkları harcamalar bu ülkenin fakir fukara çocuklarına yapılsa ülkede açlık-geçim sorunu kalmaz’dı!
Köpekperestler, kaymaklı mama endüstrisi için ülkeyi tırmarhaneye çevirdiler.
Uyuma devlet!
Three men lost their lives on Monday protecting their community.
Amin Abdullah, the security guard and father of 8, stood in front of the gunmen so 140 children could hide.
Mansour Kaziha, a pillar of the mosque for nearly 40 years, called 911.
Nader Awad ran toward the danger to draw the shooters away.
They were fathers, husbands, pillars of their mosque. They chose others over themselves.
Our hearts are with their families and the entire Muslim community of San Diego.
Islamophobia kills. This is not a debate. It’s reality.
🤍 Innā lillāhi wa innā ilayhi rājiʿūn