DEDİ Kİ, SENDE HİÇ Mİ EMPATİ YOK?
DEDİM Kİ, ALLAH İSTERSE OLUR !
İnsanlar, “ALLAH” dendiğinde veya derken, niçin
“İNSAN GİBİ DÜŞÜNEN, DEĞERLENDİREN BİR TANRI” tahayyül ediyorlar?
Kurân, besmele, “İSMİ ALLAH” dediği halde, niçin müslümanlar veya diğerleri “İSMİ ALLAH”olanı, “İNSANIN MACRO BOYUTLUSU” olarak tahayyül edip, dünyalarında ona göre bir TANRI ile sorunlarını çözmeye çalışıyorlar?
Anlatmaya çalışayım…
Önce şu isimlerin neye işaret ettiğini anlayalım…
ALLAH
RAHMAN
RAHİYM
RABB
RABBULÂLEMİYN
ESMÂÜL HÜSNA
“ALLAH” ismi, sonsuz sınırsız potansiyele sahip FAKAT O POTANSİYELDEKİ HİÇ BİR ÖZELLİKLE DE KAYITLANMAKTAN BERİ OLAN YARATICI KUDRETE işaret eder.
RAHMAN ismi, yaratılmış şuurun, varlığını oluşturan özellikler kadarıyla kapsayabildiği veya kapsamadığı, sonsuz ilme ve özelliklere, yani tüm yaratılmışları oluşturan POTANSİYELE işaret eder.
RAHİYM, RAHMİNDEKİ (metafordur) POTANSİYELDEN KAYNAKLANAN (esmaül hüsna) tüm özellikleri aktive edip algılanır alana indirgeyen kudrettir.
RABB, bir birimi oluşturan, tüm isimlerle işaret edilen özellikleri, çeşitli kompozisyonlar halinde kompoze etme özelliğidir. Her varlık öylece oluşur! “RABBİY” ismi, varlığını oluşturan bu esma kompozisyonunun kompozitörüne hitap veya işaret sözcüğüdür.
RABBÜL ÂLEMİYN, tüm algılanan veya algılanamayan yaratılmışlarda tasarruf eden RAB (rububiyet) boyutuna işaret eder.
ESMAÜL HÜSNA, RAHİYMİN AÇIĞA ÇIKARDIĞI SAYISIZ ÖZELLİKLERİN TANIMLANMASI İÇİN KULLANILAN İSİMLERE İŞARET EDER. İNSANIN KUANTUM BEYNİNDE AÇIĞA ÇIKAN TÜM ÖZELLİKLERE KURÂNDA BU İSİMLERLE İŞARET EDİLİR.
BUNLAR HER AN AKTİVE HALDEDİR. HATTA BEYİN, BU AKTİVE İSİMLER KOMPOZİSYONUNDAN İBARETTİR DAHİ DİYEBİLİRİZ.
Maden,nebat, hayvan, insan sıralamasında, insanın en mükemmel olmasının nedeni, bu isimlerle işaret edilen özelliklerin çok gelişmiş kompozisyonudur. İnsan beynindeki sayısız özelliklerden söz ederken, gerçekte, hep bu isimlerin işaret ettiği özelliklerden bahsetmekteyiz.
Eğer buraya kadar olan bölümde, anlatmak istediklerimi açıklayabildiysem, şimdi gelelim baştaki konumuza..
Her beyin, RABBİNİN KULUDUR VE HER AN KULLUĞUNU YERİNE GETİRMEKTEDİR; farkında olsa da olmasa da… Bu yüzden “cinleri ve insanları kulluk etmeleri için yarattık” denmiştir.
Her insan veya cin türü, RABBİNE KULLUK HALİNDEDİR!
NE VAR Kİ, BAZI İNSAN adı altında açığa çıkmışlar da, RABLERİNİN LUTFUYLA “ALLAH KULU/ABDULLAH” projeksiyonuyla aramızda yer almıştır.
Farkları?
“ABDULLAH”lar,
“ALLAH ÂLEMLERDEN GANİYDİR” cümlesiyle işaret edilen, bir yaşam boyutu, bir projeksiyon farkıyla, aramızda yer alıp, bizi “ALLAH İSMİYLE” işaret edilene İMAN ETMEYE davet ederler.
Bu konuda gösterilen örnek de “ABDULLAH” ve “RESULULLAH” diye bildirilmiş olan MUHAMMED MUSTAFA aleyhisselâmdır.
“ABDULLAH” bir yanıyla RABBİNİN kompoze ettiği tüm isimlerin işaretiyle yaşamını sürdürürken, hatta beşeriyetinin kemâlatını dahi yaşarken; diğer yandan da, isimler kompozisyonundaki “EL GANİY” ismiyle işaret edilen özellik yönünden, pek çok isimlerin özelliklerinin kaydından beri yaşamı açığa çıkartırlar!
ALLAH, “ABDULLAH” OLARAK TANIMLADIĞI KULLARI İLE HİDAYETİ ULAŞTIRIR BİZLERE…
ALLAH HİDAYET ETSİN BİZE !
27.4.25
ArchiVinci AI ile, mimari renderdaki seçili alanları değiştirin ve farklı doku alternatiflerini saniyeler içinde gerçekçi renderlar üreterek deneyin.
(ArchiVinci AI)
Aşağıdaki videoda adım adım nasıl yapılacağını anlattık! 👇
Beğenmeyi ve kaydetmeyi unutmayın!🔖
BEYEFENDİLER ANLAYAMAZ !
Niçin aydın, sorgulayan, düşünen kesimin hızla müslümanlıktan uzaklaşıp DEİZME yöneldiğini!
Niçin insanların camilerden ve din adamlarından uzaklaştığını!
Niçin toplumda Allah korkusu kalkıp, büyük çoğunluğun nefsi için elinden geleni ardına koymadığını!
Niçin hak hukuk adalet kavramlarının artık insanlara yön vermediğini!
Bilgili Din adamlarının yayın organlarında yer almadığını, alanların da eğlencelik amacıyla izlendiğini..
Toplumda DİN kavramının ciddiyetini kaybettiğini!
ÇÜNKÜ…
İmam hatip okullarından yetişenler, YUKARIDA ALLAH VAR; TEK TANRI VAR O DA ALLAH, anlayışında olarak camilerden, tarikatlardan insanlara hitap ederek, yarın kurallara uymayanları cehenneme atacağını anlatmaktalar. Tüm din eğitimi sistemi de bu anlayışa göre kurgulanıp insanlara DİN BU, diye anlatılmaktadır. HALBUKİ…
Asırlardan beri DİN anlayışını yayan ünlü tasavvuf önderlerinin, “Allah her zerrede ve zerrende mevcuttur, kendini TANI ki Allah’a eresin. Dünyada varoluşunun tek amacı vardır, o da HAKİKATIN OLAN ALLAH’ı TANIYARAK BU İDRAKLA SONSUZ YAŞAMA GEÇMEKTİR” şeklinde özetleyebileceğimiz anlatımlarının ortadan kalkmasıdır.
“ÂHİR ZAMANDA İLİM YERYÜZÜNDEN KALDIRILIR” şeklindeki hadis bu duruma işaret eder.
İşte bu yüzdendir ki insanlar gökte Allah var, seyrediyor, yaptığını beğenmezse seni cehennemine atacak; saçının teli görünürse cehennemliksin, erkeğe kadına bakarsan yanacaksın anlatımlarını ciddiye almayıp, hatta dalga geçmektedirler!
ÇÜNKÜ DÜŞÜNEN, SORGULAYAN, ARAŞTIRAN YENİ NESİLLER, MİLYARLARCA GALAKSİDEN OLUŞTUĞU ALGILANAN EVRENDE, GÖKTE, ÖTEDE, ÖTENDE BİR TANRININ (ne isimle anarsan an) var olamayacağını kavramaktadırlar.. HUZURUNA ÇIKACAĞIN, KARŞINA GEÇİP SENİ HESABA ÇEKECEK BİR TANRI kabulü yeni nesillerce mantıklı görülmemektedir!
Dolayısıyla da tüm evreni var eden bir KUDRET VARDIR, kabulüne geçerek DEİZME yönelmektedirler!
İmam hatip ve İlahiyatçıların YUKARIDA ALLAH VAR anlayışına dayalı DİN EĞİTİMİ iflas etmiş; ilim yeryüzünden kaldırılmıştır. Tüm İslam ülkelerindeki durum budur!
Ve bu yüzdendir ki din eğitimini İmam Hatip okullarından İlahiyat Fakültelerinden almış BEYEFENDİLER, HEM HASAR TESBİTİ YAPAMAMAKTA, HEM DE KALMIŞSA BİR KAÇ GERÇEK DİN ÂLİMİNE ÇAMUR ATMAKTADIRLAR.
Arkasında devlet desteği olmayan, çıkar sağlamak için DİNİ kullanmayan, FİYSEBİLULLAH ASIRLARIN GERÇEK DİN ANLAYIŞINI, ÖZGÜN KANALLARDAN İNSANLARA DUYURMAYA ÇALIŞANLAR HOR GÖRÜLÜRKEN; DİN SIRTINDAN ZENGİN OLANLAR, YÖNETİMLERDE YER ALANLAR BAŞTACI EDİLMEKTE;
BUNUN ÇOK BÜYÜK VEBALİNİN SONUÇLARI HİÇ HATIRA GETİRİLMEMEKTEDİR!
OYSA BİLİNE Kİ !
Kurân’a göre İsmi “ALLAH” olan, yalnızca ve sadece var olandır; O’nun gayrı olan, yanısıra var olan hiç bir şey yoktur! Çağdaş bilim de, bilebildiğimiz evrende, Quantum TEKİLLİK yanısıra hiç bir şeyin var olamayacağını dillendirmektedir.
“Adı” ALLAH OLAN, BU İSİMLE İŞARET EDİLEN, KENDİSİNDEN GAYRI OLMADIĞI İÇİNDİR Kİ,
HER ZERREDE TÜM VARLIĞIYLA MEVCUTTUR; çünkü varlığı bölünmez, parçalanmaz, cüzlere ayrılmaz varlıktır; sonsuz sınırsız ilimdir! Çağdaş bilim de derki, evren tümüyle HOLOGRAFİK EVRENDİR; varlığın tümünde var olan, evrendeki her zerrede de aynıyla mevcuttur!
BU YÜZDENDİR Kİ…
İSLÂM DİNİNİ VE KURÂNI DİLLENDİREN ALLAH RESÛLÜ MUHAMMED a.s., tanrıya tapınma anlayışındaki din anlatımlarının ötesinde, HAKİKATIN OLAN ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLENİ KEŞFET VE TANI, TEMASINA DAYANAN BİR ANLAYIŞI İNSANLARA FARK ETTİRMEYE, BUNA İMAN ETTİRMEYE ÇALIŞMIŞTIR.
İmkan olsa saatler boyu tüm detayları ve delilleriyle bu konuyu Rabbimin lutfu kadarıyla açıklayabilirim… VARLIĞININ ALLAH İSİMLERİNİN ÖZELLİKLERİYLE NASIL OLUŞTUĞUNU, NEDEN BUNU KEŞFETMEN GEREKTİĞNİ İZAH EDEBİLİRİM.
AFFEDİN BEYEFENDİLER! Yetiştirildiğiniz ve sorgulamaksızın inandığınız Din anlayışınıza uymayan asırların HAKİKAT İLMİNİ hem de ÇAĞDAŞ BİLGİLER EŞLİĞİNDE, MECRAMIZ OLAN İNTERNET, X ÜZERİNDEN insanlara ulaştırmamızı.
60 küsur yıllık çalışmamızın hoşunuza gitmeyişini!
Saygılarımla.
Âyet ve hadîslere göre "Hayır" da "şer" de BELÂ'dır!
"Her nefs (bilinç) ölümü TADACAKTIR! Biz kuvvelerinizi keşfedesiniz diye sizi şerr ve hayır ile deneriz... Bize döndürülürsünüz(asıl maksat size hayır-şer gelen olay değil; hakîkatınızdaki özellikleri tanımanızdır)!"21:35)
Hakîkatını tanıman, keşfetmen ve hilâfet statüsünün lüksünü yaşaman için imtihan olay "belâ"!
"Sizi de fiillerinizi de Allâh yarattı"yı görüp şahid olmak temel!
"İnsanların en şiddetli belâ'ya uğrayanları NEBÎLER'dir, sonra derecesine, dîn'deki yerine göre diğerleridir!"(Hadîs)
Kurân'a göre NEBÎLER'in en belâ'ya uğrayanları RESÛLLER'dir; RESÛLLER'in en belâ'ya uğrayanları ULUL'AZM RESÛLLER'dir!
"Rasûllerden Ulül Azm’ın sabrettiği gibi (sen de) sabret!"(46:35)
"ALLÂH, SABREDENLERLE BERABERDİR!"(2:153)
Melek Resûller'de belâ ve sabır yoktur; insan/beşer Resûller'de belâ ve sabır vardır!
Kurân'da mu'cizeleri bahsedilen halîfe beyin örneklerinde bu gerçeği görürüz!
Bu nedenle Kurân'da Esmâ'ül Hüsna'dan sonra en önemli konu, kıssaları anlatılan Resûl-Nebî-Velî'lerin mu'cize örneği yaşadıklarıdır!
"Senin Rabbin, İzzet sahibi Rab olarak, onların tanımlamalarından münezzehtir!
İrsâl olunanlara Selâm olsun!
Hamd, Rabb-ül âlemîn Allâh’a aittir!"(37: 180-182)
Sûbhanallah = Eksik ve kusurlu zihnimden kusursuz olan akla rücu ediyorum... Bağlantı kuruyorum, zanlarımdan kurtuluyorum...
Estağfirullah = Bugüne kadar DNA ma kaydettiğim hatalı verileri siliyorum, onlardan temizleniyorum... Yenileniyorum... Yeniden başlıyorum...
YAZMAYACAKTIM BUNLARI AMA YAZ DEDİ ÖZÜM!
Ne müslümanlar ne de aydınlar, hatta pek çok bilimle uğraşanlar bile anlamaz bugün için bunları diye düşündüm. Lakin Resûl de insanların anlayamayacaklarını bildirmiş zamanında, gelecektekiler değerlendirir, diye…
Anlatmaya çalışayım dilim döndüğünce…
Esasen “beyin” adını verdiğimiz yapı hücresel bir yapı değil, software dir demiştik. SOFTWARE tanımı dahi gerçekte düşünenleri konuya yaklaştırmak için kullandığımız bir METAFORDUR!
OLAYIN nasıl işlediğini OKUmaya çalışalım.
Varlıkta olan her şeyin gerçekte dalgaboyu/data dan oluşmuş kompozisyonlar olduğunu biliyoruz. Bu kompozisyonların bir kısmı orijinlerindeki datadan kaynaklanan bir şekilde suretler yaratma özelliğine sahip. Yani data bilgi, data bilgiyi sûretlendirerek, o şekil ve özellikte bir nesne veya yapı varMIŞ algısını yaratmaktadır! Gerçeğinde ise, olay tamamen data/bilgi/dalgaboyu alanında dönmektedir!
Bunun yaşamımızdaki misali rüya yaşantısıdır!
Rüyada görülenlerin aslı bilgi tabanındaki bilgilerdir. Bu bilgiler belli bir algoritma ile suretlere dönüştürülmekte, SANKİ canlı bir olay yaşanıyormuş hissi oluşturularak seyredilmektedir.
Bu sistem tüm gün boyu yaşananlar için de aynen geçerlidir!
Yani?
Görüyorum, DOKUNUYORUM, duyuyorum ve benzeri tüm algılar GERÇEKTE yalnızca data/bilgi/dalgaboyu alanda cereyan eden bilgi dönüşümleri olup; beyin bunları gerçekten varmış gibi algılamaktadır.
(Geçmiştekilerin, ‘âlemlerin aslı hayaldir’ vurgusu da bu sistemi OKUmalarına dayanmaktadır)
Eğer durum böyle ise… Gelelim bu tesbitin bizi götüreceği yere!
Madde beden, hücresel yapı, DNA, atomik yapı/evren gibi tüm kabullerimiz gerçekte beyin diye ismlendirdiğimiz yapının orijinindeki bir data/bilgi nin AN içindeki YENİLENEN kompozisyonlarından başka bir şey değildir; biz de her AN bu kompozisyonun açığa çıktığı ALGI dan başka bir şey değiliz!
Madde ALGISI yaratan data/bilgi alanın AN lık dönüşümleriyle, dünya, evren, beden, beyin, hücre kabulleriyle yaşamımızı sürdürmekteyiz!
ALLAH ismiyle işaret edilen bir obje tanrı değil, anlatmaya çalıştığım TEK’il, sonsuz sınırsız İLİM dir ki; bu anlatım da, kısmen anlatmaya çalıştığım varlığın orijinini vurgulamak için geçmişte kullanılan bir metafordur.
Orijinin TEK, her şeyin gerçekte var olmayıp yalnızca AN lık ALGILAR olduğunu kavratırsa özündeki data/bilgi; artık sen hangi isim veya etiketle anarsan an, o GERÇEK ve MUTLAK, yanı sıra hiç bir şey olmayan, NE DOĞURULMUŞ NE DE DOĞURMUŞ olan TEK’i!
Konu bizi nerelere götürdü, oysa AMİGDALA denen, hücresel organ olarak bilinenin işlevinden, artısı ve eksisinden söz edecektim.
Bu anlattıklarımı çok az bir kısım insan anlayacak veya inanacak, çok büyük çoğunluk da anlayamayarak reddedecek, hatta ‘saçma’ bulacaktır. Neden mi?
AMİDALA’ları yüzünden!
AMİGDALA gerçekte hücresel bir organ değil, bir software dir demiştik. Günümüz bilimi bunun iki ana işlevinden henüz yalnızca birini tesbit etmiştir. İnsanın bir tehlikeden korunması için gereken anlık tepkimeyi aktive etmek!
Beyine gelen her bilgi iki yoldan iki merkeze ulaşır. Birincisi amigdala, ikincisi PFC. Amigdalaya ulaşan bilgi PFC ye ulaşan bilginin neredeyse yarı zamanında olur. Bu nedenle de bir tehlike anında daha düşünmeden bir reaksiyon çıkar bizden amigdalanın tetiklemesiyle.. Bu anlattığım günümüz biliminin de ulaştığı bir işleyiştir.
Bir de henüz günümüz biliminin tesbit edemediği bir işlevi daha vardır amigdalanın… AN İÇİNDE, BİLGİ TABANINI MUHAFAZA ETMEK, KORUMAK!
BİLGİ TABANINDAKİ BİLGİLERE GÖRE, GELEN YENİ BİLGİYİ KABULLENMEK VEYA REDDETMEK!
Eğer kabullenemediğiniz YENİ bir bilgi varsa, önceden bilgi tabanınıza yerleşmiş o yeni bilgiye kapalı fikir vardır; amigdalanızda mevcut bilgi alanını korumak için sizden o YENİ BİLGİYİ RED halini açığa çıkartmaktadır..
Hayli geniş bir konuya yerimiz bu kadar elverdi… BİLGİ TABANINIZI YENİYE AÇMAZSANIZ, YENİLENMEZSİNİZ; amigdalanızı suçlamayın!