Sam Altman reveals building Codex was a "crazy kamikaze mission" to beat Claude Code and that most of the best coders he knows now use Codex.
"We were way behind Claude Code, and it seemed like a kind of crazy kamikaze mission to try to beat them with a coding app."
"The consensus is that this kind of thing never works, and you just move on to the next one. It's a fool's errand to try to win when someone else already has momentum in a particular product category."
"But we decided we thought it was really important. We asked a team to do it, and they performed a legitimate, unbelievable, very rare in the history of business thing."
"Now it is the product that most of the best coders I know use."
"That felt like an impossible thing, but if we hadn't asked the team, hey, we have a really important but extremely hard mission for you, it just wouldn't have happened."
@mador_ryan@elonmusk SpaceX developed proprietary stainless alloys (called 30X or SX300) that replaced 301. These custom 300-series variants fix cryogenic toughness issues in plate, improve strength at extreme cold/heat, and support outdoor welding. Exact composition stays internal.
Camera ghi lại khoảnh khắc liên quan đến vụ tai nạn nghiêm trọng giữa 3 xe đâm liên hoàn tại Quốc lộ 1 hướng Bắc đoạn 147K+600 tại khu vực Tam Nghĩa Đài Loan. Vụ việc làm 3 người đăng xuất tại chỗ😢
Japan has still not decided on its response to Putin’s visit to Etorofu. Officials fear for energy ties & want to coordinate with US first.
- This dithering risks sending a message to Japan’s neighbours that they are free to encroach on Japan’s sovereignty https://t.co/gNijKdiv3s
@JamesDJBrown Japan always has the opportunity to retaliate without putting itself at risk, simply by providing military aid to Ukraine. Unfortunately, right now 90% of Russian cruise and ballistic missiles, as well as attack drones, contain Japanese-made microchips.
Japonya'nın faizi 1996'ya döndü. 1997'de 3 ülke battı.
Size bir tarih vereceğim, o tarihi öğrendikten sonra Japonya çıkışlı haberlere bir daha aynı gözle bakmayacaksınız.
Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi bu hafta 2,93'e çıktı. Bu seviye 1996'dan beri görülmedi.
1996'da da faiz tam bu bölgedeydi.
Ertesi yıl Tayland, Güney Kore ve Endonezya sırayla battı.
Tarih bunu Asya krizi diye yazdı. Krizin adında Japonya geçmiyor.
Ama parayı çeken Japonya'ydı.
Önce şu rakamın Japonya'ya ne yaptığına bakalım.
Japonya'nın devlet borcu millî gelirinin yüzde 250'sini aşıyor.
Gelişmiş ülkeler arasında en yüksek oran onda.
Peki Japonya bu kadar borçla nasıl 30 yıl rahat yaşadı?
Çünkü o borcun faizi neredeyse yoktu.
Japonya 1999'dan itibaren faizini sıfır civarında tuttu. Bugün elindeki tahvillerin ortalama faizi hâlâ yüzde 1'in altında, çünkü hepsi o dönemde basıldı.
Şimdi o tahvillerin vadesi geliyor. Japonya yenisini basmak zorunda. Yenisi 2,93 üzerinden yazılıyor.
Yüzde 1'in altından borçlanmaya alışmış bir devlet, aynı borcu 3 katı fiyata yeniliyor.
Japonya'nın bütçesinde borç ödemesi en büyük kalemlerden biri. Topladığı verginin üçte birinden fazlası buraya gidiyor.
Japonya bu durumda ne yapar?
Japonya 30 yılı aşkın süre dünyanın en büyük net alacaklısıydı. Parasını dünyaya dağıttı. Bugün elinde 1 trilyon doların üzerinde ABD tahvili var.
Şunu da ekleyeyim. Bu rakam sadece görünen kısmı.
Rakam ABD Hazinesi'nin yayınladığı listeden geliyor. O listede tahviller sahibine göre değil, saklandıkları ülkeye göre yazılıyor.
Japon kurumları tahvillerinin bir bölümünü Belçika, Lüksemburg ve Cayman Adaları üzerinden tutuyor. O tahviller de bu ülkelerin hanesine yazılıyor.
Görünmeyen kısım daha büyük.
Japonya'dan ucuz faizle yen borçlanan fonlar var. O parayı ABD varlıklarına yatırıyorlar. Hiçbiri Japonya'nın hanesinde görünmüyor.
Londra'da, New York'ta ve Hong Kong'da kurulmuş fonlardan söz ediyorum. Kağıt üstünde o para onların.
Kaynağı Japonya.
Bu kısmın toplamını ölçen bir kurum yok.
Gerçek büyüklüğü para geri çağrıldığı gün öğreneceğiz.
Peki o parayı geri çağıracak olan kim?
Japon hayat sigortası şirketleri, emeklilik fonları ve bankalar.
Hepsinin ortak bir sorunu var.
Borçları yen cinsinden. Japon vatandaşına yen ödeyecekler. Ama paralarını dolara yatırdılar.
Bu yüzden kur riskini kapatıyorlar ve kapatmanın bir maliyeti var.
Bunu günlük hayattan anlatayım.
Ekmek yan sokakta 10 lira. 3 sokak ötede 7 lira. O tarafa gidiyorsunuz. Yolda 2 lira benzin yakıyorsunuz. Yine de kârlısınız.
Sonra yan sokaktaki fırın fiyatı 6 liraya indiriyor.
O yolu gitmenin anlamı kalmıyor.
Japon sigorta şirketinin durumu tam olarak bu. ABD tahvilinden aldığı faizden kur maliyetini düştüğünde eline geçen net getiri, bugün kendi ülkesindeki tahvilin altında kaldı.
Üstelik o tahvilde kur riski hiç yok.
Japonya 30 yıl sonra ilk kez kendi piyasasında daha iyi bir teklif buldu.
Şimdi 1997'ye dönelim.
O yıla girerken Asya'ya açılan dış kredilerin en büyük bölümü Japon bankalarından çıkıyordu.
Sonra Japonya'nın kendi evinde yangın çıktı.
Japonya'da 3 büyük finans kurumu Kasım 1997'de arka arkaya kapandı.
Japon bankalarının o anda tek derdi kendi bilançosunu ayakta tutmaktı. Dışarıdaki kredilerini geri çağırmaya başladılar.
Temmuz 1997'de Tayland parasını savunamadı. Aralık 1997'de Güney Kore IMF'ye gitti ve o güne kadarki en büyük kurtarma paketini aldı. Endonezya'da para birimi çöktü, ertesi yıl Suharto 30 yılı aşan iktidarını bıraktı.
Her biri için aynı şey yazıldı. Yönetimleri kötüydü, fazla borçlanmışlardı, kendi hataları yüzünden çöktüler.
Hepsi kısmen doğru.
Ama aynı anda çökmelerinin arkasında ortak bir sebep vardı. Hepsi aynı alacaklıya bağlıydı ve o alacaklı kendi derdine düşmüştü.
Buradan çıkan kural şu.
Bir ülkeyi çoğu zaman kendi borcu batırmaz. Ona borç veren tarafın başka bir yerde başı derde girdiğinde batar.
Çünkü borçlunun sıkıştığını herkes izler. Rakamları açıklanır, notu düşürülür, haberi yapılır, önlem alınır.
Alacaklının sıkıştığını kimse izlemez. Herkes onu güçlü sanır.
Japon parasının bugün en çok beslediği ülke ABD.
ABD'nin 2026'da çevirmesi gereken çok büyük bir borç yenilemesi var. Vadesi gelen tahviller ödenecek, yerine yenisi satılacak. Yeni tahvilin faizini talep belirliyor.
Burada dikkatli olmak lazım, çünkü çoğu kişi tam bu noktada abartıyor.
Japonya satmaya başlarsa ABD borçlanamaz hale gelmez. Kağıdını alacak birini her zaman bulur. Değişen şey alıcının kim olduğu ve hangi şartla aldığı.
Uzun vadeli tahvile alıcı azalınca ABD borcunu kısa vadeye kaydırıyor. 10 yıllık kağıt yerine 3 aylık kağıt satıyor.
Asıl izlenmesi gereken yer burası.
Bundan sonra 3 şeye bakacağım.
1. Japon hayat sigortası şirketlerinin çeyreklik yatırım açıklamaları. Yurt dışı tahvilden çıkıp yurt içi uzun vadeli tahvile geçiyorlarsa mekanizma çalışıyor demektir.
2. ABD Hazinesi'nin borçlanma takvimi. Kısa vadeli kağıdın payı büyüyorsa uzun vadede alıcı azalıyor demektir.
3. Japonya'nın 30 yıllık tahvil faizi. Sigorta şirketleri orada duruyor. 10 yıllık faiz haber oluyor ama kararı 30 yıllık veriyor.
1997'de 3 ülke çökerken kimse Japonya'yı suçlamadı.
Sadece parasını eve götürdü.
Bugün o evde yeniden yangın var. Bu sefer kapıda bıraktığı ülke Tayland değil.
Önümüzdeki dönem kritik. Gelişmeleri aktaracağım.
Unitree New Robot Preview: “Superman” Breaking the Limits of Humanity🥳
Standing high jump 2 m, top speed 12.66 m/s (0.85 m leg length)
Surpassing the standing high jump and running speed records of all humans around the world
This new machine has only been in development for a little over three months, with significant room for further improvement in the coming months.
Something very strange is happening across Europe.
In the span of a single week, NATO countries have seen a remarkable series of incidents involving ammunition production, energy infrastructure, military facilities, and russian intelligence operations.
Let me start with what we know.
🇵🇱 POLAND
On 7 August, Polish security services detained a russian citizen, recruited by russian intelligence, whose task was to execute a man holding both American and Ukrainian citizenship – in Warsaw.
Prime Minister Donald Tusk announced it yesterday. According to him, this is the first time someone acting on russian orders has tried to kill an American citizen on the territory of another NATO country.
🇩🇪 GERMANY
On 6 August, a drone carrying explosives was found near a runway at Leipzig/Halle airport – next to a Ukrainian Antonov Airlines cargo aircraft. Two days later, two drones were spotted over the Bundeswehr base at Mechernich.
Also not a rumor.
🇮🇹 ITALY
A fire in the powder compression department at the KNDS Ammo Italy plant in Colleferro, southeast of Rome, was followed by a massive explosion. No one was killed. The plant produces 155 mm artillery ammunition supplied to Ukraine through European partners.
🇳🇱 NETHERLANDS
Within a few hours at Europe’s largest port: a transformer fire, a major power failure, an emergency shutdown at the ExxonMobil refinery in Botlek, and then an explosion at the Gunvor Energy refinery and terminal that killed one worker and injured six.
I wouldn’t be surprised if russia is responsible for all these “accidents”.
I wrote about this problem two years ago. Back then, Europe was already experiencing an extraordinary wave of suspicious incidents:
🇱🇹 IKEA set on fire in Vilnius.
🇬🇧 An arson attack on a Ukraine-linked warehouse in London.
🇩🇪 Sabotage plots against military and industrial targets in Germany.
🇨🇿 Attempts to attack infrastructure in the Czech Republic.
🇪🇪 An attack on the car of Estonia’s interior minister.
🚆 Attempts to disrupt European railway systems.
📦 And later, incendiary devices sent through European logistics networks – including devices that detonated or ignited in Germany, Poland and Britain.
At the time, people could argue these were isolated incidents.
Today, we know much more. European investigators and courts have connected multiple sabotage operations directly to networks organized or coordinated by russian intelligence.
The pattern was real. It was simply diagnosed late.
That is the design. Hybrid war works by staying below the threshold at which any single incident forces a response. Every event, taken alone, is deniable. Only the sequence gives it away.
So when another extraordinary cluster of explosions, fires, drones, power failures, and intelligence operations appears across Europe in one week, perhaps we should stop treating every incident as if it exists in a vacuum.
Europe no longer has the luxury of automatically assuming accidents and coincidence.
Russia is waging a hybrid war against Europe. Sabotage. Arson. Cyberattacks. Assassination plots. GPS interference. Attacks on logistics and critical infrastructure.
These are not theoretical threats. They have already happened.
BREAKING:
A large explosion and fire hit a munitions plant in Colleferro, south of Rome, Italy.
The blast occurred at the plant owned by the major Italian defense manufacturer KNDS Ammo Italy, which produces medium- and large-caliber ammunition and solid rocket fuels.
🇮🇹