"Hiç kimseyi sevmeyenlerin ruhunun varlığından şüphe edildiği gibi, herkesi aynı halde sevenlerin samimiyetinden de şüphe edilir. Yalnız sevdiği varlıkta kendi yarımını arayanlar samimi ve büyük ruhlardır."
Süresiz nafakayı hala savunanlar var.
Kadınla 5 ay evli kalmış süresiz nafaka.
Kadın gitmiş başka adamla evlenmiş süresiz nafaka.
Kadın tatillerde,kadın dünya turu yapıyor süresiz nafaka.Hani eşitlik adalet anlayışınız. Valla mükemmel bir haber oldu herkes için. Geç, ama oldu
dünyanın en hüzünlü hikayesi, sanmaktır. iyi sanmak, hep kendi gibi sanmak, gitmeyecek sanmak, sevildiğini sanmak, güzel günlerin bir gün geleceğini sanmak... işler yolunda gitmese de insan, sanmak denen o türküyü söylemeye devam eder. çünkü bilir ki, yaşama tutunduğu narin bir daldır o.
Yarın güzelliğim, sıhhatim gittiğinde, kulaklarım duymadığında, dilim dönmediğinde, aklım dahi bana ihanet ettiğinde elimde ne kalır? İyilikler ekin çocuklar, bu dünya bir rüyadan ibarettir. Değil sultanlara şaha, padişaha, zaman kimseye merhamet etmez.
Bana kalırsa olgunlaşmanın en büyük eşiği, bir noktada egonun kırılmasıdır. Bursa kadısına pazarda ciğer sattıran da bu misaldir. Egon bir yerde kırılmalı ki; haddini, tevazuyu, empatiyi, acziyetini öğrenesin.
Niran Ünsal’ın 1996 yılında seslendirdiği efsane şarkısı “Haktan”ı Hande Mehan su gibi yorumlamış. Son yıllarda duyduğum en iyi yorumcu olabilir. Hande’yi abartmayı ne zaman düşünüyoruz? Bağırmadan, kasmadan o kadar duru bir yorum olmuş ki.. eridim, bittim. 😍
Ömer Demirbağ bir konuşmasında diyor ki
“Çok güzel olabilirsiniz, çok yakışıklı olabilirsiniz, çok marka giyinebilirsiniz ama inanın bütün bunların etkisi beş dakikadır” Kesinlikle doğru. İlk bakışta gözümüzü alan şey güzellik olabilir ama kalbimizde yer eden şey genellikle ‘zarafettir’. Ne demek zarafet? Kibar olmak, ölçülü davranmak, bulunduğun ortama saygı ve değer katabilmek demektir. Eğer girdiğiniz bir ortamda insanlar sizin dürüst ve güvenilir biri olduğunuzu düşünüyorsa, sözünüzde ve tavrınızda incelik varsa… İşte o zaman gerçekten hatırlanan ve kalpte iz bırakan bir insan olursunuz.
Yarın arefe. Eskilerin deyimiyle ziyrat günü. Bugün de kuşlar ziyratı. Hiçbir canlıya zarar verilmez, yeşil koparılmaz, toprak kazılmaz. Havalar iyiyse köyün zirvesindeki “ulu ziyrat” dedikleri türbede öğle namazı kılınır ve türbe ziyaretiyle başlardı mezarlık ziyaretleri. Akşamına son iftar da şerbetle açılır, camdan doğru güneşin battığı noktaya bir Ramazan manisi okurlardı. Sonrasında göçenlerin ruhu şad olsun diye ocakta sacda yağ yakarlardı. Tabi şimdi kalmadı bu adetler. Göçüp giden ihtiyarlar töreyi de kültürü de beraberinde götürdü sanki.