Geçmiş yıllarda başörtülülerin davete gidemediğinden söz edeceğinize hapiste olan başörtülü sağlam, hasta, omur iliği vidalı bacılarınızdan söz etseniz daha hakkaniyetli olur. Hiç
bir devirde bukadar başörtülü bacı hapiste olmamıştı
Şunu herkes çok iyi bilmelidir: Zulme sessiz kalanın zulme uğraması kaçınılmazdır. Eğer sesimizi çıkarmazsak bir gün bütün ülke KHK'lı olacaktır.
#KHKZulmüneSon#EndKHKSuffer
Yargıtay; Sanığın 2013-2015 arasında üniversite öğrencisi iken öğrenci evinde kalması, evin ihtiyaçları ile ilgilenerek ev abiliği görevi yapması ayrıca arkadaşları tarafından [...] olarak tanınmasının kod adı kullandığı anlamına gelmeyeceğinden beraatine karar verilmesi gerekir.
Uzun süren tutukluluk nedeniyle yapılan AİHM başvurusuna dair
İlk tutukluluk kararı ile ilgili AİHM tarafından ihlal kararı verilmiş ve 5000 euro tazminat ödenmesine hükmedilmişti, aynı dosya kapsamındaki tutukluluğun uzun sürmesi nedeniyle yaptığımız 2. başvuruda da AİHM tarafından hükümetten savunmasına istenilmesine karar verilmesi üzerine Hükümet savunması sunmuştu, bizde karşı cevaplarımızı ve tazminat taleplerimizi dosyaya ibraz etmiştik, bu dilekçemiz de Hükümete iletilmiş olup 09.09.2026 gününe kadar görüşlerini bildirmesi talep edilmiştir, gelişmelerden haberdar edeceğimi ifade etmiştim, ilerleyen süreçte yine başvuruda yapılan işlemler hakkında bilgi vermeye devam edeceğim. İlgili yazı;
AİHM'den KHK İhraçlarıyla İlgili Kritik Gelişme 🧵
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, OHAL döneminde KHK ile gerçekleştirilen kamu görevinden çıkarma işlemlerine ilişkin başvuruların ilk grubunu Türk Hükümeti'ne bildirdi.
AİHM’den ByLock Temelli Mahkûmiyetlerde 893 Başvurucu Hakkında Yeni İhlal Kararları
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bugün verdiği üç ayrı kararında; esasen ByLock kullanımı iddiasına dayanan mahkûmiyetler kapsamında ceza yargılamasının adilliğine ve mahkûmiyetin kanuniliğine ilişkin yapılan başvurularda, aralarında 21 müvekkilimin de bulunduğu toplam 893 başvurucu hakkında ihlal kararı vermiştir.
AİHM, Kılıçarslan and Others v. Türkiye kararında 595 başvurucu hakkında değerlendirme yapmıştır. Mahkeme, başvurucuların TCK m. 314/2 kapsamında silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkûm edilmelerinde ByLock kullanımına belirleyici ve otomatik bir anlam yüklendiğini tespit etmiş; hem AİHS m. 7’de güvence altına alınan “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin hem de AİHS m. 6 § 1 kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dönmez and Others v. Türkiye kararında ise AİHM 34 başvurucu hakkında karar vermiştir. Bu kararda Mahkeme, özellikle mahkûmiyetin kanuniliği sorununa odaklanmış; ByLock kullanımının örgüt üyeliği suçunun tüm unsurlarını otomatik olarak ispatlayan kesin delil gibi kabul edilmesini AİHS m. 7’ye aykırı bulmuştur. Mahkeme, bu nedenle “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Çalı and Others v. Türkiye kararında ise 264 başvurucu hakkında inceleme yapılmıştır. Bu kararda AİHM, ağırlıklı olarak ceza yargılamasının adilliği üzerinde durmuş; ByLock verilerinin toplanması, dosyaya alınması, savunma tarafından etkili biçimde tartışılması ve mahkeme kararlarında bu delile ilişkin yeterli gerekçe kurulması bakımından ciddi eksiklikler bulunduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, bu nedenle AİHS m. 6 § 1 kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu üç karar arasındaki temel fark, ihlalin hangi Sözleşme maddesi üzerinden kurulduğudur. Kılıçarslan kararında hem m. 6 hem m. 7 yönünden ihlal kararı verilmiş; Dönmez kararında m. 7, Çalı kararında ise m. 6 § 1 ihlali esas alınmıştır. Ancak bu farklılık, kararlar arasında hukuki bir kopuş bulunduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, aynı yapısal sorunun farklı yönlerden görünür hâle geldiğini göstermektedir.
AİHM’in ortak tespiti açıktır: ByLock kullanımı iddiası, örgüt üyeliği suçunun tüm maddi ve manevi unsurlarını otomatik olarak ispatlayan kesin bir delil olarak kabul edilemez. Ceza mahkemeleri, her somut olayda sanığın örgütle organik bağını; süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk ve hiyerarşik bağlılık unsurları üzerinden bireyselleştirilmiş biçimde ortaya koymak zorundadır.
Bu kararlar, Yüksel Yalçınkaya Büyük Daire kararıyla başlayan ve Demirhan kararlarıyla pekişen AİHM içtihadının artık ByLock temelli mahkûmiyetler bakımından yerleşik hâle geldiğini göstermektedir. Mahkeme, Hükümetin “her dosyada başka deliller de vardı” savunmasını tek başına yeterli görmemekte; belirleyici sorunun ByLock’a yüklenen otomatik ve mahkûmiyet kurucu anlam olduğunu vurgulamaktadır.
Karar sonrası başvurucuların bir yıl içinde CMK m. 311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmaları gerekir. Bu taleplerde yalnızca “AİHM ihlal kararı verdi” demekle yetinilmemeli; somut dosyada ByLock deliline nasıl otomatik anlam yüklendiği, savunmanın bu delili neden etkili biçimde tartışamadığı, mahkûmiyetin hangi yönlerden AİHM kararının sonuçları ve ruhuyla bağdaşmadığı ayrıntılı biçimde ortaya konulmalıdır.
Ayrıca yeniden yargılama talebiyle birlikte, dosyanın durumuna göre infazın durdurulması, mahkûmiyetin hukuki sonuçlarının askıya alınması ve yargılamanın AİHM kararlarının gerektirdiği güvencelere uygun biçimde yeniden yürütülmesi de talep edilmelidir.
Detaylı değerlendirmeler ve kararların hukuki sonuçlarına ilişkin açıklamalar şu yazımda yer almaktadır: https://t.co/5EoOLgZ7GP
Dua müminin silahıdır !
Çok hastamız var; çok hastan tutuklumuz var.
Onlara isim isim dua etmemek bence büyük vefasızlık.
Onların sesini duyurmamak ise ciddi vebal.
Bir rt bir fav sizi vebalden kurtarır.
Unutma bu süreçte yapabilecekken yapmadıklarımızdan da mesulüz
AYM YALÇINKAYA KARARINA UYAN KARARLAR VERMEYE Mİ BAŞLADI?
Kısaca cevaplamak gerekirse: HAYIR
Bugünlerde sanki Aym Yalçınkaya kararına uygun karar vermeye başlamış gibi paylaşımlar yapılıyor. Bunun gerçekle alakası yok maalesef. Aksine Aym, kararın uygulanmasını geciktirmek için kendince stratejik hamleler yapıyor.
@ufukyesil03 bey gayet güzel ifşa etmiş yapılanın aslında ne olduğunu:
"150 kişi hariç
CEMAAT KAYNAKLI davalar
5 Mayıs 2026 tarihi itibariyle
Hukuken kesin olarak bitmiştir."
1-Bu tespite itiraz edenlere @AYMBASKANLIGI 'nin 19 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Ramazan Çakır ihlal kararının 52 ve 53.maddesini okumasını tavsiye ederim
AİHM den ardı ardına ihlal kararları geleceği artık çok net olduğu için AYM bireysel başvurularda gerekçeli karar hakkının ihlalinden ihlal kararları vermeye başladı.
Bu sayede dosyaların AİHM’e gitmeyebileceği düşünülüyor olabilir.
Adil yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ve diğer hak ihlali taleplerini red ediyor.
Red edilen hak ihlalleri için tebliğden itibaren 4 ay içinde AİHM’e gidilmeli. Gerekçeli karar hakkının ihlali kararı vermesi diğer hak ihlalleri için AİHM’e gitmeye engel değil.