Hayretle izliyorum. @AltayCemMeric gayet makul bir şekilde ayeti izah etti. Kadim ulemanın ictihadlarını din görmeyi bırakamayanlar sadece hakaret ve tahkire başladı. Ayet ve hadislerde sarahaten delil olmayan, ictihaden ortaya atılan bir meseleyi bu kadar tabu edinmek şaşırtıcı.
Sevdiğimiz için mi özen gösteriyoruz yoksa özen gösterdiğimiz için mi seviyoruz?
Genellikle bakım vermenin ve bir başkasının sorumluluğunu üstlenmenin, halihazırda var olan yoğun bir sevginin doğal bir sonucu (bir zorunluluk) olduğu düşünülür. Tam aksini söyleyeceğim : Sevgi bir başlangıç noktası değil, verilen emeğin, gösterilen şefkatin, dökülen alın terinin ve kurulan bağın bir sonucudur. Selvi Boylum Al Yazmalım’ı hatırlayalım : ‘Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti.’
Bir insana emek verdikçe, onun kırılganlığına ortak olup ihtiyaçlarını giderdikçe ona olan sevgimiz ve bağlılığımız derinleşir. Dolayısıyla emek verdiğimizi, ihtimam gösterdiğimizi, üzerine titrediğimizi severiz.
"Senin için takdir edilmiş olan şey, zayıflığına rağmen sana ulaşacaktır. Senin için takdir edilmemiş olan şey ise, ne kadar güçlü olursan ol ona erişemezsin."
||Ali bin Ebu Talib||
Bir hocam şöyle söylemişti: “Sûreler bir insanın ihtiyaçlarına göre indirilen 114 ilahî müdahaledir” Yani insan hangi sıkıntıya düşmüşse, onun ilacı Kur’an’da vardır. Bu sözün ışığında, 114 sûrenin hangi hâlde, hangi ihtiyaçta okunması gerektiğini derledim. Umarım faydalı olur.
@ismailarii_ Birilerinin yaptığı hatayı İslama mal etmeyin Bee.. Müslümansanız kendi dininize söylediğiniz laflara dönün bakın Bi.. değilseniz herhangi bir kutsala hakaretvari konuşmamanız gerektiğini öğrenin