Hayırcıların %99’u Özgür Özel’i terörist ilan edip, iktidara söz söylemeye cesaret edemeyecekler.
Seçimlerde bugün Özgür Özel’in konuşmasını topluma dinletip “bakın bu adam terörist” diyerek AKP’ye koltuk değneği olacaklar.
We recently learned of the loss of human control and the creation of potentially dangerous viruses from AI.
AI leaders pledged to pause development if they could no longer safely control it.
Mr. Altman, Mr. Amodei, Mr. Zuckerberg: Keep your word.
PAUSE AI DEVELOPMENT.
Adam aylardır durmadan çabalıyor, yoldaşları öldü, kimi içeri atıldı, partisi elinden alındı, yine durmadı halkı dinleyip yeni bir yol açtı ve bizim için çabalamaya devam ediyor. Bir yılda sanki 10 yıl yaşlandı. Evet yada hayır oyu verseler bir etkisi olmayacak zaten geçecek bir yasa sebebiyle Özgür başkanı yargılamam, daha bir iki hafta öncesi "seni satarsak şöyleyiz böyleyiz" diyenlerin şu an attıkları twitleri görüyorum da sizle yola çıkılmaz, bu net.
Koçi Bey; Osmanlının gerileme sebeplerinden biri olarak "zengin ve başarılı insanların, gerizekalı evlatlarını sisteme entegre etmek için hukuk okuttuklarını ve çok fazla mezun olması sebebiyle hallerinin dilenciden beter olduğunu padişaha rapor olarak yazar."
Barışı istemeyen yok.
Kardeşlik hukuku tamam.
Lakin Demokrasi yok ediliyor.
Muhalefete siyaset yok,tutuklamalara devam.
Teröristlere siyaset yolu açılıyor.
Milletvekiline Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma için Başsavcı soruşturma istiyor.
Pkklılara Meclis yolu görünüyor.
Buna Terörsüz Türkiye denmez.
Teröriste plaket verme denir.
Hayırda HAYIR var.
Sosyal medyanın yarattığı illüzyonlara karşı kendi hayatından örnekler vererek başarı hikayesini anlatan kadın:
• Ben Dilara, 30 yaşındayım. Profilime girdiğinizde muhtemelen şu anda kendi markası olan, ayaklarının üzerinde duran, düzenli giden bir ilişkisi olan, istediği zaman istediği yere giden o kadını görüyorsunuz.
• Ama biraz da arka planını anlatacağım şimdi size. Ben 7 yaşındayken ve kardeşim yeni doğmuşken babam tarafından terk edildik.
• Annem kendi ayaklarının üzerinde duran bir kadındı. Evlere gidip yardımcı ablalık yapardı ve ben de annemle beraber o evlere giderdim.
• "Bir gün acaba böyle evlerimiz olur mu? Böyle bir evde oturabilir miyiz? Böyle arabam olur mu?" diye hep içimden geçirirdim.
• 14 yaşında çalışmaya başladım. Bayramlarda marketlerde şeker satardım, bambaşka şeyler tanıttığım da oldu.
• Amacım para kazanmak ve anneme kardeşimin bakımı için destek olmaktı. 14 yaşından 30 yaşına kadar hiçbir zaman durmadım.
• Üniversitedeyken sabahları okula giderdim, akşamları garsonluk yapardım. Bazen okulum akşam olduğunda sabahları giderdim, hafta sonları çalışırdım.
• O kadar yorulurdum ki akşamları eve gittiğimde tabanlarım dinlensin diye ayaklarımı tuzlu sulara sokardım. Canım çok yanardı ayakta durmaktan.
• Hiçbir zaman dil eğitimi almak ya da bir hobi edinebilmek için bir fırsatım olmadı.
• Hem maddi imkanım hem de zamanım olmadı. Yapamadım hiçbirini. Bir müzik aleti çalmayı, dilimi geliştirmeyi çok istedim.
• Bunların hepsini çok istedim ama hiçbir zaman yapamadım. Sonra sosyal medyayla tanıştım ve içerik üretmeye başladım.
• İlk başlarda yakınımdaki herkes benimle dalga geçti: "Ne yapıyorsun böyle? Fotoğraflar mı çekeceksin, videolar mı çekeceksin? Çok komiksin, ne olacak ki buradan?" diye diye durum alıyordum.
• Ama hiçbir zaman vazgeçmedim. Kendime bir söz vermiştim. Bir şey olmalıydı, bir şey yapmalıydım, bir şey yapacaktım.
• Ben inanıyordum; neye inandığımı da bilmiyordum ama bir şeye inanıyordum. Bir şey olacaktı ve ben hiç vazgeçmedim.
• Şu an 30 yaşındayım ve kendi markamı kurdum.
• Şimdi de yine kadınlarla beraberim. Kadınlarla beraber büyüyorum, markamı kadınlarla beraber büyütüyorum ve daha da büyütmek için çabalıyorum.
• Her şeyi yapacağım. Yarın bunlar olmasa bile ben yine kendimi en baştan, küllerimden yaratacağım.
• Çünkü hayatın her aşamasında, her adımda hiç durmadım, hiç pes etmedim.
• Yani benim illüzyonumun arka planı da buydu. Eğer siz de bu insanları görüyorsanız ve şu an hayatınız benim bahsettiğim aşamalardan geçen bir durumdaysa, "Hiçbir zaman kendinize inanmaktan vazgeçmeyin" gibi salakça ve çok klişe bir şey söylemeyeceğim.
• Ama en azından delicesine hayallerinize inanabilirsiniz belki de. Zaten kaybedeceğiniz hiçbir şey de yok...
Suudi Arabistan, İran'la bölgesel savaşın eşiğinde. Yemen'deki Husilerle halihazirda çatışma halinde.
Pakistan, Hindistan'la çatışma riski yüksek. Afganistan'la halihazırda savaş halinde.
NATO gibi bir güvenlik şemsiyesinin altında olduğumuz halde, bu şekilde bizden çok daha yüksek güvenlik riskleri olan ülkelerle biz niye böyle bir güvenlik anlaşması imzaladık? Hem de anlaşma "birine yapılan saldırı hepsine yapılmıştır" maddesi içeriyor. Hindistan Pakistan'a, İran Suudi Arabistan'a saldırırsa biz niye bu saldırıları kendimize yapılmış sayıyoruz?
Çağımızın İttihat ve Terakkisinin Otto Liman von Sanders Paşası olan Tom Yarrack Paşa... Paşam paşam. Sen olmasan Sünniye İmparatorluğu yolunu bulamazdı. Osmanlı geliyor. Lozanın gizli maddeleri açıklanacak.
Ne kadarı hazmedilebilir bilemiyorum ama gerçek şu: Balkanlardan Ortadoğu'ya uzanan bölge içinde, TR'nin komşuları arasında, Arnavutluk'tan Gürcistan'a, Bulgaristan, Yunanistan'dan, İran'a ve dahi Lübnan'a, bu arada Irak'a kadarlık bir sahada, Türkiye siyaset piyasası (merkez siyasi partileri ve onlara angaje kanaat önderleri, akademisyen ve gazetecileri) kadar ilkesiz, menfaatçi, satıcı ve korkak bir elit bulamazsınız.
Tabanın enerjisini alıp siyasete taşıma iddiasındaki her girişim, samimi olsun olmasın, Türk siyasetinin yozlaştırıcı tezgâhında hemen yukarıdaki tariflere göre yontulur, çıkan pürüzler de devletten gelen bir iki telefonla düzeltilir.
Bu konu üzerine düşünülmesi gerekir. Türkiye (Kürtler de dahil) siyasi elitini bu kadar kişiliksiz, eyyamcı, inançsız kılan nedir?
Bu, bir çeyrek asır önce böyle miydi? Bu kadar değildi, ama elbette bu Türkiye de eski Türkiye'nin içinden çıktı. Neden? Hangi dönüm noktaları? Hangi kurumlar?
Ciddi ciddi tartışılması gereken bir mesele bu.