İbb soruşturmasında kitabın ortasından konuşalım;
1- Sadece gizli tanık ifadeleri ile insanlar tutuklanıyor.
2- Bir tane tanık ifadesiyle ve bu ifade somut delil ile desteklenmeden insanlar tutuklanıyor. O tanık da bu arada ya husumetli ya da iftiracı çıkıyor.
3- İnsanların şoförü, asistanı; delilsiz, farazi suçlama ve çıkarımlarla tutuklanıyor. Yöneticinle neden bu kadar konuştun deniyor!
4- Tutuklama tedbiri için olmazsa olmaz “somut delil” ve “kuvvetli suç şüphesi” CMK’da usulen yazılmış kavramlara dönüştü.
5- Objektif bakacak hiçbir hukuçunun böyle bir örgütü ve tutuklamaları hukuki kabul etmesinin olanağı yok.
6- Açıp bakın ifadelere, yok artık bundan da adam tutuklanmaz denilen kaçıncı olay yaşanıyor.
Sözün özü, maalesef tuz koktu seviyesini aşalı çok oldu!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, etkin pişmanlıkta bulunan bir kişiye baskı ve tehditte bulunduğuma dair hakkımda bir soruşturma başlatıldığını basından öğrenmiş bulunuyorum.
Söz konusu kişiyi, yalnızca ilk tutuklandığı hafta bir kez, geçmiş olsun dileklerimi iletmek amacıyla ziyaret ettim. Bu ziyaret dışında kendisiyle herhangi bir görüşmem olmamıştır. Cezaevi kayıtları da bunun açık ispatıdır. Aksine, birçok kez benimle görüşmek istediğine dair çeşitli yollarla haber göndermesine rağmen, bu taleplerin hiçbirine karşılık vermedim. Cezaevi ziyaretlerim esnasında görüş kabininde bulunan adı geçen kişiyle de tanıdığım diğer kişilerle de kabin önünden selamlaşmak tokalaşmak haricinde hiçbir temasım olmamıştır.
Cezaevinde tanıdığım tutuklu birçok kişi olmasına rağmen, soruşturma süreçlerinin hassasiyeti nedeniyle yalnızca vekâlet ilişkim bulunan müvekkilimle görüşmekteyim. Vekâlet ilişkisi dışında hiçbir tutukluyu ziyaret etmediğim gibi, başkaları aracılığıyla böyle bir ziyaretin gerçekleştirilmesini de organize etmedim.
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan ya da müvekkilim aleyhine beyanda bulunan kişiler hakkında bugüne kadar ne kamuoyuna dönük bir açıklamada bulundum ne de herhangi bir girişimim olmuştur. Zira bu tür beyanlara verilecek yanıt, ancak iddianame düzenlenip yargılama başladığında, Mahkeme huzurunda yapılacak hukuki savunmadır. Bu bakış açım dışında herhangi bir yaklaşımım, niyetim ya da girişimim söz konusu değildir.
Ayrıca, söz konusu kişinin bir basın açıklaması yapmasının, yürütülen soruşturma kapsamında müvekkilim lehine herhangi bir hukuki değer taşımadığı da açıktır. Zira hukuk, basın açıklamalarıyla değil, dosyada yer alan bilgi, belge ve delillerle işler. Bu nedenle, hukuki hiçbir karşılığı olmayan bir eylemin tarafı olmam da mümkün değildir.
Ben sadece avukatlık yapıyorum. Bugüne kadar, hukuki mücadele haricinde tek bir mücadele yönteminin parçası olmadım. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak. Bugüne kadar yapmış olduğum tüm yazılı ve sözlü açıklamalarımı da bu ilke doğrultusunda yaptım. Kamuoyuyla paylaştığım her görüş, yalnızca hukuki argümanlara dayalı olmuştur. Hiçbir açıklamamda dezenformasyona ya da spekülasyona yol açacak tek bir cümle dahi kurmadım. Bu tavrım, hukuk dışı yöntemlerden uzak durma konusundaki kararlılığımın açık göstergesidir.
Bu vesileyle açıkça beyan ediyorum: Bu soruşturmanın başlatılmasına neden olacak şekilde, soruşturma makamına hatalı veya yanıltıcı bilgi aktaran herkesle hukuk önünde hesaplaşacağım. Savcılığı yanıltmak ve bir kişiyi temelsiz bir soruşturmaya maruz bırakmak, sadece o kişiye değil; savunma mesleğine, yargının saygınlığına ve adalet duygusuna da zarar verir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İçinde bulunduğumuz koşullarda bir "ANAYASA'YA GİRİŞ" kitabı yazmaya içim el vermedi. Onun yerine yeni kitabımı "ANAYASA'DAN ÇIKIŞ" diye adlandırmayı yeğledim. "Hukuksuzluk devleti" sorunumuzu ele aldığım yeni kitabım ön siparişte. Paylaşmanız dileğiyle.
https://t.co/QuNQYZyxWe
#RonaAybay hocayı kaybettik. Çok üzgünüm. ��stanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesini kuran iki profesörden biriydi. Hep iyi örnek oldu. Hayatımıza etkisi büyüktür. Öğrettikleriyle yaşayacağız, layık olmaya çalışacağız.
Uğur Alacakaptan’ı, Hocamı dün kaybettik. Benim için yeri doldurulmaz bir kayıp. Akıl hocamdı, hayatımda izi etkisi çok büyüktür. Umarım O’nun gibi ilkelerinden sapmayan, en önemli erdemin hümanizm olduğunu unutmayan bir birey olarak yaşayabilirim. Elveda Hocam…
@tulaykitapciogl Muhtemelen TCK m. 188’den açılan davalara ilişkin kararlar kafalarını karıştırıyor. “Kullanma sınırında olduğundan beraati yerine…” gibi ibareleri yanlış yorumlayabiliyor öğrenci…
#DuygunYarsuvat Bugün öğlen Hocam’ın bu diyardan göçtüğünü öğrendiğimden beri garip bir ruh hali içindeydim. Şu anda anlıyorum ki hayatımda aldığım birçok kararı, istemsizce “Duygun Hoca olsa yanımda ne derdi acaba” diye düşünerek alırmışım…
@bariserman@tduygukoksal@BarisBorekci İlk fiil açısından hukuka uygunluk sebebi var. Taksirle ölüme sebebiyet vermeden sorumlu tutulacak olması kaderin garip bir cilvesi :) zamanında bunun kasten öldürmelisi yaşanmış, idama gitmemek için direnen mahkumu vurup öldüren kolluk görevlisi cinayetten mahkum olmuştu...
@bariserman@tduygukoksal Ben hakaret suç olmaktan çıkarken başka kategori içerik sınırlandıran suçlar yaratılmasına da karşıyım. Adı, ayrımcılık temelli söylem, nefret söylemi olabilir. Düşünce açıklamasının içeriği değil etkisi üzerinden konuşmak doğru olan.
@bariserman@tduygukoksal Sadece söylemin suç teşkil etmesi içeriğin değerlendirmeye açılması sonucunu doğurur. Nefret söylemi ne anlama geldiği belli olmayan ve düşünce açıklamasının sınırlandırılması için ortaya atılan yeni bir araç. Ben hakaretin suç olmasının dahi daha masum olduğu kanısındayım.
@hilmiseker İstinaf, kararını temyiz gibi veriyor ama karar kesin oluyor. Baştan yargılama görmeden, asıl işlevini yerine getirmeden verilen “bozma” kararlarına karşı, delilleri yerinde inceleyen ve hüküm oluşturan mahkeme direnemiyor.
@tduygukoksal@AYMBASKANLIGI Yasama organının fiile karşılık belirlenecek ceza konusunda mutlak takdiri olmadığının tespiti anayasa hukuku ve ceza hukuku teorisi ile ilgilenenlerin gözden kaçırmamasında fayda var...
@tduygukoksal@AYMBASKANLIGI Cezanın belirlenmesi konusunda denetim yapılması açısından önemli bir karar. Daha önce yine sınai mülkiyet konusunda bu yol açılmıştı (iptal kararı verilmese de denetime tâbi olduğu belli edilmişti) diye hatırlıyorum.