Gördüğünüz gibi hepsi Muğla, İzmir, Antalya gibi yerlerde yaşıyor hiçbiri Hakkari’de yaşamıyor…
Oğlum gidip çok övdüğünüz Hakkari’de Şırnak’ta yaşasanıza hırtolar sizi!
Daha cahilce bir açıklama görmedim. Komünizmi savunup vekil maaşıyla konforlu bir hayat yaşarken, doğudaki aşiret düzenine, mafyalaşmaya ve sözde “suça sürüklenen çocuk” dediğiniz yapılara karşı tek kelime etmeyip sürekli aynı kimliği hedef almak da ayrı bir çelişki.
Bu yüzden söyledikleriniz sınıf siyaseti değil, derdinizin Türklük olduğu çok net anlaşılıyor.
Şeyh Said’e hain deme. PKK’ya ülke vaat et. Irak ve Suriye Tezkerelerine hayır de. Kamuda çift dile evet de. 42 ve 66’yı değiştirmeye hayır deme. Atatürk’e alçak falan denince sesini çıkartma. Mavi Vatan’a masal de.
Ama ıslak gömlekle bir kilometre yürüyünce Uğur Poyraz laf edecek olana ağır konuşsun.
Gerçekten ülkedeki akıllı fikirli insanların orantısız duygusallığı can sıkıyor.
Eşi hamileymiş, 12 yaşında 2 tane kızı varmış, zor zamanlar geçiriyorlarmış, bla bla...
Kuddusi Okkır can çekişirken, Yarbay Ali Tatar canına kıyarken, vatansever insanların hayatları karartılırken; keyifle zekeriya öz denilen pezevengin heykelini dikmek isteyen söylüyor bunu…
@Turknet Günlerdir hizmet alamıyoruz. Bölgesel çalışma var deniyor. İşin saçma tarafı, ne zaman biteceğini bilemiyoruz diyorlar. Önce mağduriyetleri giderin.
Rossmann çalışanı bir takipçimizden gelen mesaj:
“Rossmann’da neredeyse 2 senem dolmuştu. Askerliğim yaklaştığı için mağaza müdürümle konuştum, 1 ay bedelli yapıp gelebileceğimi söyledim. ‘Sana dönüş yapacağız’ dediler.
Sonrasında bir personel tarafından fiziksel temasa maruz kaldım. Yöneticiler tarafından mobbing, dışlanma ve adaletsizlik yaşadım.
Dayanamayınca İK’ya şikayet ettim. 1 ay sonra dönüş yaptılar, kanıtlı şekilde anlattığım olayları reddettiler.
Bu kez bana, iş yapmadığım ve yöneticilerle uyumsuz olduğum gerekçesiyle savunma istendi.
Savunmamda yazdığım ifadenin değiştirildiğini gördüm. ‘Taraflı şekilde mağaza müdürlerinizi savunmaktasınız’ yazdığım ifade, ‘torpilli mağaza müdürlerinizi savunmaktasınız’ şeklinde değiştirilmiş.
Ardından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış gerekçesiyle 45 kodla, tazminatsız ve ihbarsız şekilde iş akdime son verildi.
Sadece ben değil, birçok kişinin hakkına girildi. %30 küçülmeye giderken tazminat ödeme masrafından kaçmak için benim gibi onlarca eleman çıkarıldı.
Paylaşırsanız çok sevinirim.”
Este año no estaremos en Eurovisión, pero lo haremos con la convicción de estar en el lado correcto de la historia.
Por coherencia, responsabilidad y humanidad.
Osmanlı’nın egemen olduğu coğrafyalarda yaşayan tüm milletler kendi dillerini konuşabiliyor ama bu Faslı kardeşimiz tweetini Fransızca atmış. Osmanlı hakimiyetine girmeyip bağımsız kaldığınız için sizi kutluyorum kardeşim!
Trendyol’dan bir ürün aldım, ödemesini yaptım.
3-4 gün sonra ürün yerine poşette çer çöp eşantiyon geldi.
Satıcıyı aradım. Cevap şu:
“Ürün stokta yoktu, eşantiyon gönderdik. Trendyol’dan iade başlatabilirsiniz.”
Pardon?
Ben ürün alıyorum. Ödemesini yapıyorum. Satıcı ürünü göndermiyor. Yerine, bilerek, özür mahiyetinde eşantiyon gönderiyor. Sonra da iade süreci benim üstüme kalıyor.
İade için:
- satıcıya cari kart açacağım,
- iade faturası keseceğim,
- faturayı sisteme yükleyeceğim,
- yanlış ürün fotoğrafı yükleyeceğim,
- kargo barkodu yazdıracağım,
- yakınımda olmayan Sürat Kargo şubesine gidip paketi teslim edeceğim.
Ben niye uğraşıyorum kardeşim?
Satıcının yapması gereken çok basit:
“Elimde ürün yok” dersin, siparişi iptal edersin, parayı iade edersin. Konu kapanır.
Trendyol’un yapması gereken de basit:
Satıcı zaten “ürün yerine eşantiyon gönderdim, iade etmenize gerek yok” diyorsa süreci kapatırsın, ücret iadesini yaptırırsın. Konu kapanır.
Ben hiçbir hatam olmayan bir durumda niye sizin stok yönetiminizin, yanlış gönderiminizin ve prosedürünüzün hamallığını yapıyorum?
Paranla rezil olmak tam olarak bu.
Faturayı e-Fatura sisteminden muhasebeciye reddettirdim. Tüm yazışmaları ve kayıtları da topladım.
Gerekirse avukata veririm, derdinizi orada anlatırsınız.
Satıcıyı özellikle etiketlemiyorum; burada kimseye linç kampanyası başlatmak gibi bir derdim yok.
Kıssadan hisse: Sisteminizde ciddi bir açık var.
Satıcının hatasını müşteriye iş yükü olarak yıkan, müşteriye durduk yerde prosedürünüzün hamallığını yaptıran bir açık.
Hukuken sonuç ne olur bilemem. Kazanır mısınız, kaybeder misiniz, umursar mısınız, onu da bilemem. AliBaba Group'un umrunda olur mu sanmıyorum.
Ama iyi bir müşterinizi kaybettiniz.
@Trendyol
LOL Türkiye red???
As a Turkish guy, I felt alert walking Manhattan at late night. I invite your female relatives for a night walk in Taksim square and then compare. I criticize many things about my country, my government, walking alone during night time has never been an issue. In fact, our major cities are among the safest in the world.
"Noluyor" diye soracak bir şey yok. Siyasal islamcı olduğunuz için her zamanki gibi ahlaksızlık yapıyorsunuz, iftira atmak için bu sefer montaj değil de yapay zeka ile fotoğraf üretmişsiniz.
Fotoğraftaki İngiliz Kralı V. George hayatında İstanbul'a hiç gelmedi. 1918'de Atatürk 37, İsmet Paşa 36 yaşında saçları da siyah. Üstlerindeki üniformalar zaten uygun değil.
Merak ediyorum siyasal islamcı olunca yalan, iftira, her türlü kepazelik serbest hale mi geliyor? Ar damarını çatlatma, utanma duygunu yitirme zorunluluğu mu var?