İş yorar.
İşsizlik korkutur.
Çocuk büyütmek tüketir.
Çocuksuzluk başka bir boşluk bırakır.
Ev sahibi olmak borçlandırır.
Kiracı olmak bağımlı kılar.
Bekârlık yalnızlaştırır.
İlişki taviz ister.
Kalmanın bedeli vardır.
Gitmenin de.
Hayat, kusursuz seçeneği bulmak değildir.
Hangi yükü taşıyabileceğini seçmektir.
Uzaktan bakınca her hayat daha kolay görünür.
Çünkü onun yalnızca ihtimalini görürsün;
kendi hayatınınsa bütün faturasını bilirsin.
Bilinmeyeni romantize etme.
Her hayat, görünmeyen bir bedelle gelir.
Fenerbahçe, Roma maçında koreografi olarak Frankenstein figürünü seçti. Frankenstein yavaşça yukarı çıktı ve doktoruna tıpkı romandaki gibi “Beni karanlığımdan neden çıkardın?” dedi.
Bu sahne rastgele değildi; bilinçli seçilmiş bir anlatıydı.
Felsefi bakışla bakıldığında, kulüp yıllardır varoluşsal bir girdabın içinde savruluyor.
Asıl kırılma 3 Temmuz değil, 1996’da Trabzon’da Oğuz ve Aykut Kocaman’lı gollerle kaybedilen şampiyonluk sonrası başlayan üvey evlat muamelesidir.
O günden beri Fenerbahçe, başarıyı her seferinde ekstra bir bedelle ödemek zorunda bırakılan bir kuruma dönüştü. Yahut hatta ve hatta aslında bu süreç 1980 darbesinden sonra başladı. Cemaatlerin güçlenmesi ve Cumhuriyet geleneklerinin erozyona uğramasıyla birlikte, cumhuriyetin kalesi gibi görünen Fenerbahçe, dokunulamadıkça biriken nefretin hedefi haline geldi.
Cemaat ve tarikat çevreleri bu kuruma doğrudan hükmedemedikçe içine sizamadikca daha da agresifleşti.
Stadyumdaki Frankenstein sahnesi tam da bu birikmiş öfkeyi, dışlanmışlığı ve “neden uyandırıldım?” sorusunu görünür kıldı.
Koreografi, yalnızca bir maç süsü değil; kulübün onlarca yıllık yalnızlığını, haksızlığa karşı duruşunu ve kimliğini savunan bir manifesto gibi okunabilir.
Bu yüzden o geceki sahne, geçmişin hesabını bugünün tribün diline çeviren bilinçli bir seçimdi.
Aynı hikâye hakemler üzerinden de sürüyor.
Ivan Bebek faciası, geçen sezon Rangers maçlarındaki Norveçli hakem katliamı ve birçok UEFA kupası maçında Avrupa’nın belirli karşılaşmalarında görülen yönetimler, bu haksızlığın sınır tanımadığını gösterdi.
Türkiye’de ise bu tablo neredeyse her maçta tekrarlanıyor.
Şimdi de Gaziantep maçı öncesinde kent, Gaziantep için adeta final havasına sokulmuş durumda.
Peki neden?
Konya'da geçen sene maç esnasında uçan cisim neydi hatırlayın...
Devlet erkanının Antep’teki görüntüsü, maçı sıradan bir lig müsabakasından çıkarıp siyasi bir sahneye çeviriyor.
Bu atmosferde Fenerbahçe’nin yalnızca rakibi değil, hakemi de yenmek zorunda bırakıldığı hissi güçleniyor.
Çünkü baskı tribünden değil, sahaya inen resmi duruştan geliyor.
Böyle bir zeminde hatalar tesadüf gibi durmaz; birikmiş eşitsizliğin devamı gibi okunur.
Frankenstein sahnesinin anlamı da burada tamamlanır: kulüp karanlıktan çıkarılmıştır, ama ışığın altında hâlâ tek başına bırakılmaktadır.
Ve bunca acıya rağmen Frankenstein hala dimdik ve doktoruna sitem ediyor..
VESSELAM
Kesin lan sesinizi. Her Fenerbahçelinin Fenerbahçe hakkında yorum yapma hakkı vardır. Fakat 3 defa üst üste o haine oy verip, kulübün mantarlamasına, camianın dağılmasına, gs'nin yürümesine yol açanların hiçbir kelime hakkı yoktur. Utancınızla(varsa tabii) oturun,susun artık.
Makas Fenerbahçe Şampiyonlar Liginde çeyrek finalde Chelsea'yi eleme noktasına geldiğinde açılmıştı. Şampiyon olduk ve bizi şampiyonlar ligine göndermediklerinde, bize operasyon çekildiğinde makas kapandı. Ben bunlarla uğraştım ve hala şampiyon olma ihtimalimden ötürü benden korkuyorlar şuan galatasaray Liverpool ile oynuyor kaç yıldır Avrupada yoklar. Her yıl Fenerbahçenin topladığı ülke puanlarıyla Şampiyonlar Ligine gidiyorlar ve her sene rezil oluyorlar. 40 yılın başı şuan bu noktadalar. Her sene benim hakkımı yiyerek Şampiyonlar Ligine gidiyorlar. Makası kimin açıp açmadığını anlamanız için bu sezon galatasaray şampiyon olursa bi operasyon çekilip 2 yıl Avrupa kupalarından men edilip onun yerine şampiyonlar ligine Fenerbahçenin gidip orada mücade etmesi ve Osimhenin, Sanenin, Davinsonun maddi sıkıntılardan dolayı takımlarından ayrılmak zorunda kalması lazım. Ozaman şartlar eşit olur işte..
“Erkekler gece 4’e kadar uyanık kalabilir, sabah 6’da kalkabilir, borç içinde olabilir, beş kuruşsuz kalabilir, yalnız olabilir ama yine de bir gün her şeyin yoluna gireceğine inanır.
İşte buna erkek olmak denir.”
🔴 Karaborsa bilet skandalına adını yazdıran
🔴 Yüz yıllık formasına illegal bahis sitesi reklamı alan
🔴 Usülsüz kontratlar yapan
🔴 Rakip takımların oyuncularını ayartmayı kültür haline getiren
🔴 Şampiyonluk posterlerinden oyuncularını silen
🔴 Sezonlar boyunca skandal hakem hatalarıyla, hak edilmeyen puanlara, haram şampiyonluklara damga vuranlar AHLAK DERSİ VEREMEZ!
bu konuda böyle düşüneceğinden adım kadar emindim, futboldan anlayan adamların Aykut hoca hakkındaki düşünceleri genelde bizimle paralel oluyor, ağzına sağlık ağabey... @parmamaniac