İstemeden varım, istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum.
Fernando Pessoa
Kısa bir araştırmayla Asya adını Batı Anadolu'dan çıkartıp kıtanın tamamı için ilk kullanan kişinin Yaşlı Plinius olduğunu öğrendim. Kelimelerle aranızı iyi tutarsanız tarih de sizin için bir yapboza dönüşür.
Birden aklıma geldi. ''Asya'' kelimesinin kökenini düşününce Anadolu için ''Küçük Asya'' tabirinin kullanmak o kadar komik oluyor ki. Zira ''Asya'' kelimesi doğrudan Hitit kaynak kaynaklarındaki ''Assuva'' kelimesinden gelir.
Anadolu, kapsamı zaman içinde genişleyen ve daralan spesifik bir bölge olmakla beraber bir idari birim olarak karşımıza çıkar. Yarımadanın bütününü tanımlamak içinse ''Küçük Asya'' tabiri daha uygundur. +++
Assuva, M.Ö. 14. Yüzyılda Hititlerin emperyalizmine karşı birleşen Batı Anadolu'daki şehir devletlerini nitelemek için kullanılır. Yalnızca Batı Anadolu'yu tanımlamak için kullanılan bir kelimenin zamanla Dünya'nın en büyük kıtasının adı olması muhteşem bir şey değil mi? +++
Hayvanlara bakın, hepsi de biyolojinin çizdiği sınırlar dahilinde var olurlar, yani tamamen rasyoneldirler. Biz ise tüm bu yapabildiklerimizde son derece irrasyonel canlılarız.
İnsan, bir gün öleceğinin farkında olan doğadaki tek canlıdır. Ölümle mücadele edebilmek için inanılmaz bir savunma mekanizması geliştirdik; inanç! En inançsız insan bile ölümden sonra başka bir hayat olduğuna küçük de olsa kapı aralar. +++
''Bayan'' kelimesi ''bay'' kelimesinden türetilerek 1930'larda dolaşıma sokuluyor. ''Bay'' ise ''bey'' kelimesine karşılık olarak yine aynı tarihlerde ortaya çıkar. ''Bay'' esasen Eski Türkçede ''zengin'' manasındadır. ''Kadın'' da Soğdca kökenlidir, basitçe ''kraliçe'' demektir.
@umuttgunerr Paylaşımlarınız harika...Ancak bizler bayan değil kadınız..."Kadın" çok anlamlı ve asil bir kelimedir...O nedenle çok beğendiğim bu fotoğrafı paylaşamıyorum...Üzgünüm...
Ahlaken üstün olduğuna inandıkları bir eylem için, (burada olduğu gibi kedi-köpek beslemek mesela) herkese ait bir sokağı kendince kapatabilecek kadar cüret gösterebiliyorlar.
Patolojik vaka, bu tarz davranışların psikanalizini çok merak ediyorum. Geçenlerde de balık tutan bir adamın 2.5 kg istavritini denize döken vegan bir kadın çıkmıştı. Böyle insanlarda ilk fark ettiğim şey kamusal alan bilincinden yoksun olmaları. +++
Ahmet Yakupoğlu’nun evi ve yukarıda kendi yaptırdığı cami. Caminin etrafında ihtiyarlar kitap karıştırıyorlar, aşağıda havuz başında klasik Türk musikisi saz ekibi bulunuyor. Kütahya evleri, mesireleri, bahçeleri, değirmenleri ve yukarıda Hıdırlık Mescidi de görünmekte.
Büyük kültür insanı, büyük Kütahyalı, ressam, neyzen ve tezhip sanatçısı Hezarfen Ahmet Yakupoğlu'na (1920-2016) ait, 1970'li yıllardan Kütahya'yı tasvir eden modern bir minyatür çalışması.
Hipodrom (Circus Maximus Constantinopolitanus) Türk fethine kadar neredeyse tamamen ortadan kalkmıştı. Bizans'ın onu ihya edecek kaynağı bir daha hiçbir zaman olmadı.
Not: Kubbeler camiye dönüştürüldüğü sırada kaldırılmamış, 1953'te kaldırılmış. 1970'lere kadar spor salonu olarak kullanılmış, camiye dönüştürülüp minarelerin ilave edilmesi ise 1984'te gerçekleşmiş.
1878-1917 arasında Kars Rusların elinde bulundu. Bu 40 yıllık işgal döneminde Ruslar nefis binalarla donattılar kenti. Bunlardan birisi de ''Fethiye'' adıyla camiye tahvil edilen Aleksandr Nevski Kilisesi'dir. Mevcut haline ne zaman baksam gözlerim kanar. +++
Camiye dönüştürülmesinde bir beis yok, hakkımızdır ancak bu işlem yapılırken kilisenin orijinal soğan kubbeleri kaldırılmış ve yanına yapıyla alakasız iki minare dikilmiştir. Pek tabii kubbeler minare işlevi görebilirdi, hem de binanın bütünlüğü bozulmamış olurdu.
Yalan, umudu olan insanın oynadığı bir "dil oyunu"dur. Melankolide yalan söylenmez; çünkü hayat "gerçek" ile kuşatılmıştır.
Dante cehennemi anlatırken“burada umut yok” der.
VI. Yüzyılda, İç Ege ve Orta Anadolu havalisinde Anatolikon Theması kurulmuş, Osmanlı döneminde ise bu eyalet hortlarcasına bir daha ortaya çıkmış ve yeniden teşkilatlandırılarak Kütahya merkezli olmak üzere yarımadanın çok büyük bir bölümünü kapsar hale gelmiştir.
Anadolu neresidir? Bunun üzerine biraz okuma yapmak ve düşünmek bazı taşların yerini ciddi biçimde oynatıyor. Günümüzde, ''Anadolu'' deyince herkes Türkiye'nin Asya kıtasında kalan topraklarını düşünür doğal olarak, ancak bu çok yeni bir durum. +++
Roma döneminde, eski Pergamon Krallığı'na ihtiva eden bölgede (kıyı ve İç Ege) Asya Eyaleti kurularak yarımadanın batısı yeniden tanımlanmıştır. En nihayetinde Bizans devrinde Anadolu, resmen bir idari birim adı olarak karşımıza çıkar. +++