Efsanevi rock grubu Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters:
-Gazze için her sabah gözyaşlarına boğulduğumu itiraf etmeye hazırım.
-Çünkü 80 yaşındayım ve gözlerimin önünde her gün bütün bir halkın soykırımına hiç tanık olmadım.
“Şeytan uyuyakaldı bir gün. Rüzgar sert esti. Üç tüy düştü şeytandan. Biriyi paraya yapıştı, diğeri mevkiye, öteki de ihtirasa. O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı.”
—Dostoyevski
Gönül yan! Senin yanışın, nice işler halleder,
Gece-yarısı bir dua, nice yüz belâyı defeder.
//-: Hâfız
Dua, acziyetin, zayıflığın ve ihtiyâcın değil,
Tanrı’dan başka bir güce boyun eğmemenin,
yaşamda dik durmanın, kısaca onurun ifâdesidir.
[Çizgi: Hasan Aycın]
"Aşksızlık çağı"ndayız. Kimse kimseye aşık değil. Olamaz, olamıyor da. Herkes birbirinin seçeceği, alternatifi, ikâmesi. Onca flört uygulaması, cinsel içerik, çekici bedenler var ama aşk yok.
Ruh, zihin, kalp, ten, dil, şahsiyet uyumu. Aşk bunların tek kişiyle, eş zamanlı ve şiddetli harmonisi. İnsan bu 5-6 farklı kulvarda eş zamanlı bir şiddette bir deneyimi ömründe en fazla bir, bilemedin iki kez yaşar.
Bedenen belki 10-15 kişi olur, kafaların, şahsiyetlerin uyuştuğu 7-8 kişi olur, ruhun çekildiği 2-3 kişi olur, kalbin güzel hissettiği, attığı 4-5 kişi olur, çok güzel iletişim kurulan 9-10 kişi olur belki ama bunların hepsini eş zamanlı, yüksek şiddetle yaşandığı bir kişi olur. Ve insanın ömrümde en fazla bir kez olur.
Çoğu insan bu ruh, zihin, kalp, ten, dil, şahsiyet harmonisinin en fazla 2-3 ünü buluyor insan bir insanda. Bazısı bu ayrımı dahi bilmiyor, yapamıyor. Binlercesi tensel hazların peşinde, sayısız insan cümbüşüyle yarım yamalak bir şey deneyimliyor sadece. Ruhunu ve aşk istidadını israf ediyor sadece. Bu vasat, ilkel ve vasıfsız doyumla yetinen birincil düzey ilişkiler ve bağlar kurabiliyor sadece.
Çünkü birini estetize etme becerisi, bunu anlamlandırabilme, adını koyabilme ve sadık bir tutku geliştirecek vasfı yok, sabrı yok, seçiçiliği yok.
Tam da bu yüzden aşk yok. Aşıklar yok. Ve bu zamanda büyük bir aşk hikâyesi yok.
Türkiye siyasi bir kör dövüşün içerisinde, muhafazakarından solcusuna ,milliyeçisinden liberaline, tam bir aymazlık ve ahlaki çöküntü yaşıyor,bırakınız garip gurabayı kollamayı hak ,hukuk tınlamayan bir topluma dönüşmüş durumdayız.Tarih ve çocuklarımız bizi affetmeyecek!
🔴 (+18) Acı sahneler: İsrail, Gazze’de sivillerin un aldığı bir bölgeyi şarapnel parçaları saçan özel bir bombayla vurarak yeni bir katliam gerçekleştirdi.
Aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi şehit edildi.
“Kendi filmini oluştur” çağına birkaç ay kaldı. Oyuncuları, senaryoyu birkaç cümle yazacaksınız. Aksiyon olsun, sonu şaşırtıcı olsun falan diyeceksiniz. Oturup keyifle açıp o sırada telefon oynayacaksınız.
Sonra da “böyle sarmadı” deyip “senaryo şöyle olsun”, “sürprizleri ben bilmeyeyim”, “araya sürpriz oyuncu serpiştir” diyeceksiniz. Gel gelelim, o da keyif vermeyecek.
Sonra “hiçbir şeyi ben bilmeyeyim” diye bir mod olacak. Her şeyi o oluşturacak. Yine keyif almayacaksınız. Çünkü filmin her köşesini dilediğiniz gibi değiştirebileceğinizi, izlediğinizin seçeneklerden biri olduğunu bileceksiniz.
Turizm rehberliği meselesi, bu videoda da açıkça görüldüğü üzere, oldukça sorunlu bir alan. Türkiye'de rehberlerin önemli bölümü aslen Türk olmayıp, Türkiye'de yerleşik yabancılardan oluşuyor. Bunların başında da Ruslar geliyor. Yabancı turistlere yalan yanlış ve hatta kasıtlı olarak Türk kültür ve tarihine hakaret sayılabilecek bilgiler aktarıyorlar. Bu grubun toplamı, Türk rehberlerden çok daha fazla. Bunun sebebi de, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın rehber sertifikası vermedeki yanlış ve umursamaz uygulamalardır. Bazı rehber arkadaşlardan duyduklarıma inanamadım. Resmen Türklere hakaret ederek, tarihi olayları çarpıtarak, alay ederek turistlere bilgi aktaran (özellikle Ruslar) rehberler var.
Bu konu hakkında kendi gözlemleri olan rehber arkadaşları, bu gönderinin altına yorum yapmaya davet ediyorum. Böylece Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ilgisini çekeriz umarım.
@TCKulturTurizm
Macaristan parlementosu nakit ödemenin bir hak olduğunu garanti altına alan bir yasa çıkardı.
Adamlar başlarına ne geleceğini daha şimdiden hesap edip tedbir alıyor.
GARİB DEĞİL Mİ? İsrail Lübnana saldırıyor ses yok. Suriyeye saldırıyor ses yok. Malta açıklarında Türklerin yönetimindeki bir İnsani yardım gemisini vuruyor ses yok. İSRAİL LA YÜS'EL Mİ, DOKUNULMAZ MI? ABD bu ülkeye silah ve mühimmat gönderiyor, silah yüklü gemileri durduran el koyan bir ülke yok ama insani yardım gemisi vurulabiliyor. İngiliz gemisi İsraile askeri malzeme gönderebiliyor. Yarın BATI ŞERİAyı ilhak edecek Ürdün sesi çıkartmayacak, ama Gazzeye yardım ednbelere 20 YIL CEZA verdi... Göreceksiniz SİNA'yı da isteyecek. SURİYE sınırından Şam'a kadar ilerledi zaten.
KİM NEYİ BEKLİİYOR, NEREYE KADAR!
Hiçbir şey düzelmeyecek. Sadece ömür boyu her gün hayatın sürekli yol açtığı sorunlardan daha fazla çözüm bulmaya çalışacağız ve başarılı olmayı ummayacağız. Potansiyel bir ideal geleceğe sığınmayacağız, sürekli savaş halini benimseyeceğiz. Durmaksızın mücadele bizim alıştığımız yuvamız olacağız. Gidişatlara güvenmeyeceğiz ve sürprizlere aldanmayacağız. Bazı sorunları yaşanmadan önlemek için bir miktar geleceğe bakmak yararlı olabilir. Ama dozunu kaçırıp bugünü kaçırmayacağız. Her gün o günkü ödevlerimizi erken bitirip haftanın kalanında çabalayacak kendi geleceğimize yardım etmek için araziyi gözleyeceğiz. Bunu bir süre başarırsak bunu gelecek ay, gelecek yıl ve ömürlük planlar, tehditler, hedefler ve engeller için de yapabiliriz. Ama tüm bunlara rağmen hala bir köşede tüm planları bozan bir şeyler karşımıza çıkabilir. Bu bizi yıldırmayacak. Hayat bizi iyi veya kötü her türlü sürprizle sınıyorsa biz de sonsuz kez yeniden rotaya girme esnekliği ile cevap vereceğiz. Düşen düşecektir, giden gitmiştir, olacak olan olacaktır. En büyük tehdit, tehditleri unutup rahatlamaktır.
"Sınırsız özgürlük ve iletişim topyekün kontrol ve gözetime dönüşüyor. Sosyal medya da giderek toplumsallığı disiplin altına alan ve sömüren dijital panoptikonlara dönüşüyor." -Şeffaflık Toplumu