Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatları, dosyada gelinen son aşamayı öğrenmek için bugün Van Adliyesi’ne geldi.
Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, Rojin Kabaiş’in Instagram yazışmalarına ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler kapsamında tespit edilen 4 kişinin soruşturma kapsamında ifadelerinin alınacağını açıkladı.
Baba Kabaiş:
📌 Van üniversitesi rektörü ve yönetim bizimle samimi değil
📌 Çünkü bu döner kamera olayı tek kalemde çözüyor
📌 Bize o dönem bozuktur dediler, sonra Adalet Bakanlığına çalışıyor dediler. Şimdi öğrendik ki yine çalışmıyor demişler. Çalışıyorsa görüntüsü nerededir? Bu kamera çok önemlidir.
📌 Samimiyetleri yok, dürüstlükleri yok. Rojin için hiçbir şey yapmadılar. Rektör bize yardımcı olsaydı bu olay çoktan çözülürdü.
📌 Üniversitede kim ne yapıyorsa rektör de biliyor güvenlik amiri de biliyor.
📌 Gerçekler ortaya çıkana, sonuç alınana kadar mücadele edeceğiz.
Madenci eşi Aynur Özdemir'in sesini herkes duymak zorunda.
"Sebahattin hayatımızı alt üst ettin, bizi borçtan borca soktun, şehir şehir süründürdün, kendini bilmezlerin maskarası ettin bizi. Çıkıp itibar diyorsun, senin itibarın kasandaki parandır."
Aynur Özdemir'in mücadelesi tüm işçi sınıfına örnektir. Kazanacağız, mutlaka ama mutlaka!
#MadenciMutlakaKazanacak
🔴ÖZEL HABER | "Çöp poşeti bile bundan sağlam!"
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde steril eldiven krizi! Devlet Malzeme Ofisi'nde koruyucu eldiven bulunamayınca sağlık çalışanları feryat etti:
💬 "Sağlık çalışanının sağlığı bir çöp poşetinden daha değersiz oldu..." @nagihanturhann
Muhabir: Gamze Elçi
Türkiye'de Akdeniz sahilleri plastik çöpleri kusuyor !
Avrupa'dan ithal edilen plastik atıkların geri dönüşümü esnasında üzerindeki etiketler, farklı plastikten yapılmış kapaklar ve kullanım sonucu içinde kalan bakiyeden dolayı en az %30 oranında fire verir. Yani geri dönüştürülemez atık oluşur.
Geri dönüştürülemeyen bu plastik atıklar ya çimento tesislerinde yakılıyor veya çöp depolama alanlarına veya tarım arazilerine illegal dökülüyor veya bu plastik atıklar bölgedeki kanallar yoluyla Akdeniz sahillerini plastik çöplüğüne dönüştürüyor.
Deniz yüzeyindeki mikroplastik ve nanoplastik atıklar her türlü hastalık yapıcı bakteri, virüs ve diğer mikroorganizmalar (E.coli, listeria gibi) barındırır; bu da enfeksiyon riskini artırır.
Yüzme esnasında mikroplastiklerin ve nano plastiklerin yutulması kuvvetle muhtemeldir. Yutulan mikroplastiklerin ve nanoplastiklerin vücuda girmesi (özellikle çocuklar, yaşlılar veya yüzme bilmeyenlerde daha fazla).
Cilt teması: Özellikle hasarlı veya terli ciltte kimyasalların (ftalat, BPA gibi katkı maddeleri) emilimi mümkün olabilir; bazı çalışmalar toksik katkıların ter yoluyla ciltten emilebileceğini gösterir.
Mikroplastikler 5 milimetreden 1 mikrometreye (metrenin 1 milyonda biri) kadar değişen parçacıklardır.
Nanoplastikler ise 1 mikrometrede çok daha küçük boyutlara sahip parçacıklardır. Özetle nanoplastikler metrenin milyarda biriyle ölçülür.
Plastik atık içeren sahillerde yüzülmemeli.
Acilen bölgedeki plastik atık geri tesisleri AB normlarında çalışır hale getirilmeli ve AB normalarına getirilinceye kadar kapatılmalı.
Gülistan Doku'nun ablası Aygül Doku: "Vali biliyor kızınıza ne olduğunu. İl emniyet müdürü biliyor kızınıza ne olduğunu. Doktoru biliyor kızınıza ne olduğunu. Valinin koruması biliyor kızınıza ne olduğunu
Sadece siz o köprüde çaresizce katillerinize, kızınızı gömen ellere sarılıyorsunuz, diyorsunuz ki, 'Benim kızıma ne oldu?'
Ben en çok emniyet müdürüne, dönemin jandarma komutanına öfkeliyim. Diyorlar ki, 'Biz bilmiyorduk.' Bu kadar silahla, bu kadar taşkınlık yapan bir adam Tunceli'nin bu sokaklarında gezerken, il emniyet müdürü 'Ben bunu görmüyorum' diyor
Peki sormazlar mı adama, sen bunları görmüyorsan senin görevin neydi? Sen benim kızımı, sana emanet ettiğim kızımı neden koruyamadın?"
Vee, beş yıl aradan sonra Yaren Leylek yeniden eşi Nazlı ile birlikte Adem Amcanın kayığında. Zaten Yaren gibi kayığa konmayıp nazlandığı için ona bu ismi vermiştik. Beş yıl aradan sonra bu yıl yeniden birlikte kayıktalar.
Onların Uluabat Gölü'ndeki bu masalsı anlarına balıkçıllar, ördekler, karabataklar, martılar, kargalar ve hatta kediler bile eşlik etti önceki gün.
Adem Amca, Harikalar Diyarı'nda...
Eğer bundan 100 yıl önce yaşasaydı, ku��larla konuşuyor diyerek belki de onu kutsal bir yere koyarlardı. Birisi şöyle demişti;
“Büyüklerimizin anlattığı masalları yaşıyoruz.”
Gerçekten de öyle değil mi?
Devlet makamlarında olup hala görevini örbasçı tuncay sonel için bu korkunç cinayeti örtbasın devamını sağlamak için çalışanlara Düşünün ki üniversitesiye (Devlete) emanet ettiğiniz kızınıza saldırmak istiyorlar kızınız buna karşı çıkınca onu dövüp cinsel istismarda bulunuyorlar+
Bozova'da, 15 yaşındaki MESEM öğrencisi Muhammed Kendirci'nin çalıştığı atölyede işkence sonucu ölümü hatırınızda mı? Muhtemelen evet.
Peki sonrasındaki garabetleri takip edebildiniz mi? Muhtemelen hayır.
Özet geçiyorum:
- İşkenceye karışan fail gözaltına alındı ama hemen serbest bırakıldı; ancak ve ancak kamuoyu tepkisi büyüyünce, takibimiz sonucu, kaçarken yakalandı.
- Muhammed’in pantolonu ve iç çamaşırı hastanede “kayboldu”! Bu, işkence dosyasında kabul edilemez bir durum.
- İlk müdahalenin yapıldığı hastanenin başhekiminin faille aynı soyadı taşıması, Bozova’daki nüfuz ilişkilerini daha da görünür kıldı.
- Atölye sahibi işkence gerçeğini perdelemek istedi.
- Dosyada gizlilik kararı gerekçe gösterilerek Muhammed'in ailesine soruşturma hakkında bilgi verilmedi, dosya aileden kaçırıldı!
- Ailenin uyarılarına rağmen “atölye sahibi ne derse o” diyen okul yönetimi hakkında hiç bir işlem yapılmadı. Okul idaresinin sorumluluğu yok sayıldı.
- Bu işkenceli cinayet ilk andan itibaren münferit bir olay, hatta “talihsiz kaza” gibi gösterilmeye çalışıldı, Patronlar, usta öğreticiler, okul yönetimi ve Milli Eğitim Bakanlığı ile kurulu ölümcül MESEM düzeni sorgulanmasın istendi.
- Çocuğun neden, nasıl, kimlerin onayıyla orada çalıştırıldığı, denetlenmediği, ailenin şikayetlerinin dikkate alınmadığı yani bizzat devlet eliyle ölüme gönderildiği konuşulmasın diye "sapkınlık" olarak nitelendirildi.
Kısacası:
Kamuoyu baskısı çekildiği anda nasıl bir örtbas yaşandığı ortada.
Biz, Emek Partisi olarak Muhammed'e yaşatılanları unutturmayacağız! Çünkü ona yaşatılanlar, MESEM adı verilen kara düzenin nasıl bir işkence düzeni olduğunu ve yüz binlerce çocuğu tehdit ettiğinin bir örneği.
MESEM'de çocuklara ölüm düzenine izin vermemek için #MuhammedKendirciİçinAdalet
Rojin Kabaiş'in Babası Nizamettin Kabaiş:
- Boğazına zarar vermişler. Akciğerinde su yok.
- 18 günlük kayıp sürecinde suda değilmiş. Yüzü biraz şişmişti. Vücudunu gördüm.
- Gassal ile konuştum. 'Ağabey 18 gün suda kalacak bir beden değil' dedi.
Kabaiş, olayın netlik kazanmaması durumunda Meclis'in kapısında oturacağını ve açlık grevine başlayacağını dile getirdi.
(NTV)
2022 yılında Naci İnci tarafından derslerine son verilen Boğaziçi Üniversitesi'nin efsane hocalarından Emeritüs Profesör Faruk Birtek: Bütün yapılan işler gerekçesiz yapılmakta. Kaidesi yok, usulü yok, medeniyeti yok. Öğrencilerimden uzak kaldım. Onlar benim canım, can suyum.
Şehir ve özel hastanelerine karşı direnen Çapa ve Çerrahpaşa’nın hikayesi:
Yoksula da zengine de eşit hizmet veren, günden güne ne acıdır ki bitirilmeye çalışılan üniversite hastanelerinin durumuna baktım. Öyle böyle değil önemli bir konu ama buralara sıra gelemiyor.
Deprem riski gerekçesiyle yenileceği iddia edilen iki köklü araştırma hastanesi Çapa ve Cerrahpaşa; yıllardır bitmeyen inşaatlar, belirsiz projeler, farklı semtlere dağıtılan klinikler ve aksayan tıp eğitimiyle kaderine terk edildi.
Çapa’da tek kampüs beş ayrı bölgeye dağılmış durumda. Ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri Esenyurt’a taşınıyor.
Cerrahpaşa’nın bazı birimleri Yeşiköy’de sahra hastanesi olarak planlanan Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’ne taşındı.
Cerrahpaşa’nın ana kampüsü ise uzun bir süredir çevrilmiş şantiye sahaları görünümünde.
#BenRojin
Adalet İstiyorum
Benim canıma kıyan katiller
Neden Korunuyor?
Aynı Rabia Naz Gibi
Leyla Aydemir Gibi
Gülistan Doku Gibi
Neden Katilleri yargılayarak hak ettiği cezayı verin ..
Hak Ettiği En Ağır Ceazayı Verin...