Lisansta okurken annemi kaybettiğimden dolayı okulu bırakma mecburiyetim doğmuştu. Bir hocam “Kübra lütfen okulu bırakma ben sana burda her türlü imkanı sağlarım. Yeterki oku” demişti.
Yıllar geçti o hocam şimdi doktora danışmanım…
Velhasıl-ı kelam Allah’ım sen en büyüksün…
Düşünsene, iletişimi yüksek bir adama denk gelmişsin. Sen daha leb demeden leblebiyi anlıyor. Ne yaparsan yap seni kınamıyor ve sınanmamışlığın kibri ona hiç uğramamış. Sürekli kendini açıklamak zorunda kalmıyorsun, yanlış anlaşılmaktan korkmuyorsun. Ne büyük lüks.
Olgun insanlar hayatlarıyla ilgili detayları, hedeflerini pek anlatmazlar. Gösteriş yapmayı sevmezler. Sessiz yaşarlar. Kendi içsel huzurlarını bozacak insanlara hayatlarında yer vermezler. Davranışlarında bir denge vardır.
Erkekler ilişkide liderlik etmeli, kadının enerjisini taklit etmemeli. Kadınlar başlatan değil, karşılık veren taraftır. Erkek yön verir, kadın takip eder. Erkek çaba gösterir, kadın bunu yansıtır.
Duygusal zekası gelişmemiş bencil bir nesil yetişiyor. Bu sorun hepimizin ortak derdi olmalı. Duygusal zeka (EQ); bir insanın kendisine veya başkalarına ait duyguları anlama, sezinleme, yönetme kapasitesi, becerisi.
Duygular bizi insan kılar. Merhametli çocuklar yetiştirmeliyiz.
Yaptığım yemeği beğenen akrabamız “İyi kayınvalideye denk gelesin inşallah” diye dua etti. Bugüne kadar bu duayı ben hep kendime ediyordum başkasından duymak da iyiymiş,
bugün de duamızı aldık elh.
Bazıları makamı kendini yüceltmek için kullanır,bazıları ise bulunduğu yeri daha adil,daha güvenli ve daha yaşanabilir hâle getirmek için. Doğrusu, insanlara korku vermek değil,güven vermektir.Gerçek saygınlık, unvanla değil,insanlara hissettirdiğiniz adalet duygusuyla kazanılır.