Geçenlerde bahsetmiştim, ara ara Uğur Mumcu’nun yazılarını okuyorum. Size şunu söyleyeyim: Bugün Uğur Mumcu’nun sadece bir yazısını herhangi bir gazeteci yayımlasa, tutuklanmama ihtimali yok. Sıkıyönetim dönemlerinde dahi neler neler yazabilmiş. Biz nerelere geriledik?
ASANSÖRÜN HALATI KOPTU, KABİN HIZLA AŞAĞI DÜŞTÜ
Irak’ın başkenti Bağdat’ta çocukların da bulunduğu ailenin bindiği asansörün halatı koptu.
Kabin saniyeler içinde hızla aşağı düşerken, içeridekiler büyük panik yaşadı.
Adam artık kafayı mı yemiştir, sarhoş mu olmuştur, pislik kustuktan sonra şimdi de "hesabım çalındı, artık güvende" diye yalan söylemiş utanmadan. Aklınca kandıracak. Nasıl çalındı, nasıl geri aldın? Çalınan hesaptan nasıl hiç "spam post" falan paylaşılmadı, hesap hiç dondurulup incelenmeden nasıl pat diye sana geri verilip etkin oldu?
Ancak asıl komiği, bu adamı eleştirenlerin birçoğunun, eleştirirken hâlâ övmeleri. "Bu kadar bilginin böyle kibire yol açmaması lazım", hatta neredeyse "adam bilgisinden - dehasından sapıttı" gibi sabuklamalar. Niye? Çünkü çok yaygın safsata, "ben saçmasapan yanılmışım" demektense gerçek onun gördüğü gibiymiş ama ortaya yeni çıkan durumla çelişiyormuş gibi "şaşırmak". Yani bu adam çok mühim bir bilgi deryasıymış, çok yol gösterici - anlamlı biriymiş, daha önce böyle görüp şakşaklamasında hiçbir terslik yokmuş da şimdi tüm bunlarla çelişen bir hayal kırıklığı ortaya çıkmış gibi.
Hayır. Adamın başka alanlardaki yeterliklerini - yetenek ve katkılarını sorgulayacak değilim, söz ettiğim buradaki o komiğin komiği "dil jandarma genel komutanı" zırvalığı. Niye bu kadar otoriteye ihtiyacınız var sizin? Bir sözlüğe, bir yazım kılavuzuna bakmaktan bu kadar mı acizsiniz? Nasıl oluyor da yeterli süre istikrarla ("tekkeyi bekleyen çorbayı içer" mantığıyla) kendi kendine otorite gibi davranan birine sonunda öyle ya da böyle o payeyi vermeden duramıyorsunuz? Bu ister aşk doktoru olsun, ister dil mahsülleri ofisi müdürü sonuç hep aynı.
Şu adamın bir kere Türkçe ya da dil üzerine insana bir ilham, bir heyecan verecek, özgün, bir buluş içeren bir şey yazdığına rastlamadım. Hani okursun ve "vay be, hiç böyle düşünmemiştim" ya da "çok ilgimi çekti, bu konuda daha çok şey öğreneyim" dersin, bir şey olur, bir yaprak kıpırdatır. Yok. O ayrı yazılır, bu birleşik yazılır, Türkçede o sözcükte o harf düşmez... Hadi okullarda öğrenemediniz, bir Türkçe dilbilgisi kitabı, yazım kılavuzu, sözlük edinmek yerine bu en basit şeyleri Twitter'da birinden "öğrenmek" zorunda mısınız? Bir de deli gibi hepsini kişiselleştirerek kızıp köpürüyor falan, sanki Türkçeyi geçen ay bu icat etmiş de onun eserine bir haksızlık yapılıyor.
Aman efendim adam öyle böyle değil, çok bambaşka derya bilgiliymiş de o yüzden sapıtmış, taşıyamamış falan. :))) Yok artık daha neler! Tıp, ekonomi, fizik, kimya Nobel'i alanlar bilgilerini, otoritelerini taşıyorlar ama bir sosyal medya dil jandarmasında taşıyamayıp delireceği kadar fazlası var... Ya bir hayal edin: Bütün gün Twitter'da dolaşıp milletin çeşitli harcamalarla ilgili paylaşımlarında dört işlem hatalarını düzelten, buna tenezzül eden, üstelik bunu afra tafrayla ve köpürerek yapan bir matematik dehası düşünebiliyor musunuz? Mümkün değil, olmaz öyle bir şey. Sadece matematikte değil dilde ya da başka herhangi bir şeyde de olmaz.
Sonuç olarak "adam çok doluydu da bunları taşıyamayıp sapıttı" diye bir şey yok. Hayır. O ayrı yazılır, bu birleşik yazılır, orada harf düşmez, ona kesme işareti konmaz demekteki agresif ve şovcu ısrarıyla Twitter'da belli bir kalabalığı efsunlamayı başardı, ancak bu saçmasapan malzemeyle ancak bu kadarı olacağı için inşa ettiği uydurma büyüklüğün sınırına dayanınca dağıldı. Yaptığı şeyi bugüne kadar bu kadar hazımsızca (ve buna feci ihtiyacı olduğunu gösterecek derecede saplantılı) yapması bazılarımız için zaten çok açıklayıcı bir şeydi, o yüzden de bu bazılarımıza sürpriz olmadı.
Hocam aile dostumuzun biri kapıcılık yapıyor. Müsaadenizle Yaşar Kemal'e benzetiyorum kendisi. Bir taraftan çocukluk alışkanlığım olan Kemalettin Tuğcu'yu okumaya devam ediyorum.
@venusshinebaby Kadına vermemek için mırın kırın ettiği kağıdın poşedin masrafı da hiç yok. O malzemeler topluca alınır. Gelir-gider kaleminin binde biri anca harcanır.
Özarslan'dan ahlak polisliği: “Gayriahlaki işleri ihbar edin”
AKP’ye geçen Keçiören Belediye Başkanı Özarslan’ın, “Gayriahlaki işlerin bildirilmesi” amacıyla kurduğu ihbar hattının afişleri, reklam panolarına asıldı
https://t.co/JXIeFMZPnT
yaşım otuzu geçti. geç evleneceğim yani. fakat bunun en berbat yanı ne biliyor musunuz?
birbirimizin mezuniyetine şahit olamayacağız,
benim askerliğimi beklemiş olmayacak,
ilk maaşlarımızla birbirimize bir şey ısmarlamış olmayacağız.
yani beraber büyüyemeyeceğiz
İstanbul’da yaşayan bazı İranlılar 1 Mart Pazar günü saat 16.00’da Vadi İstanbul’da “ABD’nin İran’a saldırsını ve İran Lideri Ayetullah Hamaney’in saldırıda hayatını kaybetmesini” kutladılar, birbirlerine tatlı ikram ettiler.