“Haysiyetsiz” Kürtlere tokat olmuş!
Rojava Kürdistan’ında Kürtçe eğitim görmüş bu Kürt çocuk “bratiya gelan” safsatasını yerin dibine batırdı!
“Ancak vatanımıza ve haklarımıza sahip ve hakim olsak kardeş olabiliriz, yoksa köle oluruz ve bunu kabul eden Kürt de imansız ve haysiyetsizdir.”
Reel hayatta mütevazı ve sessiz olduğum için insanlar beni saf sanıyor oysa herkesi çok iyi analiz ediyorum kimin ne olduğunu çok iyi biliyorum ama yine de insanları yaralarından ve zayıflıklarından vurmamam ve kullanmam belki de ahlak ve vicdan burda devreye giriyor
Kardeşlerinize ve arkadaşlarınıza, iyi yetiştirilmemiş kızlardan gelen kötü muameleyi tolere etmemeleri gerektiğini anlatın.
Hiç kimsenin şımarık kızına iyi bir hayat sunma borcunuz yok.
Bir gün ben olurum ya da olmam, başkası olur ya da olmaz önemli değil.
Ama bu satırlar kalsın.
Çünkü bunlar, bir adamın kendine yazdığı kanunlardır.
Önce kendinle ilgili gerçekler:
Hiç kimse senden üstün değil. Ben de dahil.
Birinden daha iyi olabilirsin, bir başkası senden daha iyi olabilir bu bir sıralama değil, bir gerçektir.
Kimsenin önünde küçülme, kimsenin önünde şişme.
İnsanları dinle, anla ama kendi bildiğin gerçeklerle yaşa.
Herkesi duy, kimseye teslim olma.
Yaptıklarından pişman olma.
Pişmanlık seni geçmişe bağlar; ders ise geleceğe taşır.
Olanı değiştiremezsin, ama ondan öğrenebilirsin.
Kaybetmek diye bir şey yoktur ya kazanırsın, ya öğrenirsin.
Bugün ne düşündüğün, yarın nasıl yaşayacağını belirler.
O yüzden zihnine dikkat et çünkü zihnin, yarının taslağıdır.
Duruşunla ilgili gerçekler:
Saygısızlığa tahammülün olmasın.
Camdan değilsin, kırılmazsın gerektiğinde dik dur, gerektiğinde karşılık ver.
Çünkü bir adamın gözünün içine bakılır orada korku görünürse, ciddiye alınmaz.
Hiçbir şeyden gözün korkmasın.
Korku bir illüzyondur çoğu zaman başına gelmeyecek şeylerin provasıdır. Ondan sıyrıl.
Kendini kullandırma.
İnsanlar sana merhamet etmeyecek, sen de gereksiz yere merhamete kapılma.
Ama bunu zalimlikle karıştırma mesele acımasız olmak değil, ezilmemektir.
Herkese abi çekip peşinden gitme.
Abisi çok olan, abi olamaz.
Kendi ayağının üstünde dur, kendi adınla var ol.
Karakterinden ödün verme.
Sen nasıl bir adamsan öyle ortamlarda bulunursun değerin, çevrende yankılanır.
İnsanlarla ilgili gerçekler:
Kimseye kolay güvenme, ama herkesi de düşman belleme.
Her yüzüne gülen dost değildir; her seni eleştiren düşman değildir.
Farkı görmeyi öğren bu, hayatın en pahalı dersidir.
Manipülasyonun ne olduğunu bil ki, sana uygulanırken fark edesin. Bileni kandıramazlar.
İnsanı en çok yine insan hasta eder.
Kimsenin seni içten içe çürütmesine izin verme.
Bazı insanlardan uzaklaşmak, bir kayıp değil, bir tedavidir.
İnsanları yargılama.
Çünkü herkes kendi tekâmül yolunda, kendi dersini alıyor.
Senin "kötü" gördüğün, belki kendi sınavının ortasındadır.
Sözünle ve onurunla ilgili gerçekler:
Tutmayacağın sözü verme.
Çünkü tutulmayan her söz, önce karşındakine, sonra kendine olan saygını aşındırır.
Kimsenin duygusuyla oynama.
Nasıl bir insansan, baştan söyle.
Dürüstlük bazen sert olur ama oyundan her zaman asildir.
İnsanlarla konuşurken taktik kasma, kendin ol.
Çünkü en büyük güç, hesapsız olabilmektir rol yapan yorulur, kendi olan rahattır.
Ve en derin gerçekler:
Bu dünya, bizim asıl evimiz değil.
Burası bir geçiş, bir okul, bir ders yeri.
Acıdan kaçma yeri değil acının aslında bir öğretmen olduğunu anlayacak kıvama gelme yeridir.
Bu hayatı sadece sen yaşıyorsun.
Ne yaşadığını tam olarak yalnızca sen ve evren biliyor.
O yüzden insanların sana ne dediğini fazla kafaya takma kendi yolundan şaşma.
Çoğunluk gaflettedir, çoğunluk uykudadır.
Bu bir hakaret değil, bir gözlemdir.
O yüzden çoğunluğun gittiği yoldan gitme sürünün izi, çoğu zaman uçuruma çıkar. Kendi hikâyeni kendin yaz.
Muhtaç olduğun kudret, dışarıda bir yerde değil kendi damarlarında, kendi içinde.
Bilgelik ruhunda saklı; onu başkasında arama, içinde uyandır. Bilgelik dediğin şey çoğu zaman uygulanan farkındalıktır.
Aklın hür olsun.
Çünkü zincirlerin en ağırı, görünmeyenidir zihnine vurulandır.
Buraya kadar okuduysan, demek ki için hâlâ özgürlüğe aç.
O zaman şunu hiç unutma.
Hür yaşa. Hür öl. Gerisi teferruattır.
Sizi gerçekten seven kişi nefsin isteklerine değil Allah'a yakınlaştırır. Varlığı harama olan arzunuzu tetiklemez, imanınızı zayıflatmaz, sevgisini göstermek için harama çekmez. Eğer bir ilişki sizi Allah'tan uzaklaştırıyor, namazınızı geciktiriyor, haramı sıradanlaştırıyor ve vicdanınızı susturuyorsa bunun adı sevgi değil şehvete dair köleliktir. Dikkat edin, Allah'ın razı olmadığı bir bağın sonu, kalpte huzur değil ağırlık bırakır.
من أرادَ الإصطفاء؛ فَلْيُكْثِرْ من عبادةِ الخفاء!
ويقصدُ بعباداتِ الخفاء:
الأعمالُ التي لا يَعلمُ بها إلا الله.
ومن عباداتِ الخفاء:
- قيامُ الليل، إما بطولِ القراءة، أو ركعةٍ كثيرةِ التسبيحِ مليئةٍ بالتعظيمِ لله، أو سجدةٍ طويلةٍ يُنَاجى فيها الله.
- تلاوةُ القرآن.
- صدقةُ السر.
- إطعامُ مسكين.
- دمعةٌ لا يراها الناس.
- صومُ يومٍ لا يعلم به أحد.
- دعاءٌ في خلوة.
- ذكرُ اللهِ بعيدًا عن أعينِ الخلق، وإن كان بين الناسِ فلا يشعرونَ به.
فهذه الأعمال دليل الإخلاص وصفاء القلب، ومفتاح القرب والاصطفاء عند الله.
Doğru analiz.
Kadının adama arzu, sevgi, hayranlık ve saygısı yok.
Adama çok az temas ediyor ayrıca bir heyecan veya mutluluk duygusu yok.
Erkek aşırı sırıtıyor evlenme teklifi ederken bu kadar sırıtılmaz. Hatunun gönlü olsun diye her şeyden onun haberi olacak şekilde dümenden evlilik teklifi edersin. Habersiz sürpriz evlilik teklifi olmaz. Hatun başının etini yer sende en son “tamam ulan tamam” der dümenden eder birkaç hava atacağı foto çekilmesini sağlarsın olay biter.
Ancak bunun gibi beta olur evlenmek için bile kırk takla atan beta olursanız hatun size tüm hayatı zehir eder cehenneme dönüşür hayatın.
Bir Kadir İnanır, Sırrı Süreyya Önder gibi insan olmak çok mu zor?
Kaçınız birazcık olsun bunlara benzedi de sevip, sayıp baş göz edip kardeş diye sarılmadık?
Bir şeyi çok istiyorsun.
Bir iş olabilir. Bir insan olabilir.
Bir anlaşma, bir fırsat, bir ev, bir evet. Fark etmez.
İçin gidiyor, kalbin onu istiyor.
Ve işte tam burada çoğu insan en büyük hatayı yapar: İstediğini belli eder.
Heyecanını gösterir, hevesini saçar, "bunu ne kadar istediğini" karşı tarafın yüzüne yayar.
"Ne olur, çok istiyorum, başka bir şey düşünemiyorum"
der sözle demese bile, gözüyle, telaşıyla, üstüne gidişiyle der.
BÜYÜK HATA.
Çünkü bir şeyi çok istediğini belli ettiğin an, onun fiyatını kendi elinle yükseltirsin.
Şöyle düşün.
Karşındaki insan patron olsun, satıcı olsun, sevdiğin biri olsun senin o açlığını koklar.
İnsan, karşısındakinin ne kadar muhtaç olduğunu bir hayvan gibi sezer.
Ve muhtaçlık sezdiği an, eli otomatik olarak güçlenir.
Çünkü artık biliyordur: "Bu adam bunu çok istiyor. Demek ki ben istediğimi dayatabilirim, çünkü o vazgeçemez."
İhtiyaç kokan adam, her şeyi pahalıya alır. Hep.
Amatör: "Bu işi çok istiyorum, ne olur bana bir şans verin, her şeyi yaparım." (Karşı taraf gülümser çünkü artık maaşı da, şartları da, saygıyı da o belirleyecektir. Sen kendini ucuzlattın.)
Profesyonel: "İşi inceledim, ilginç. Ben de değerlendireyim, uygun olursa konuşuruz." (Karşı taraf gerilir çünkü seni kaybetme ihtimali doğdu. Şimdi seni ikna etmesi gereken o.)
Aradaki tek fark ne? Yetenek değil, bilgi değil mesafe.
Gerçek şu:
Mesafe, senin pazarlık gücündür.
Onu kaybettiğin an, elindeki tek kozu da kaybedersin.
(Düşün: pazardaki satıcı, bir mala dört elle sarılan müşteriyi gözünden tanır. O malı eline alıp bırakamayan, gözü parlayan, "başka yerde bulamam" diyen adama indirim yapmaz yapamaz, çünkü o adamın zaten alacağını bilir. Ama mala şöyle bir bakıp "neyse, gerek yok herhalde" deyip arkasını dönen adamın peşinden koşar: "Abi dur, sana özel yaparım" İşte fark bu. İsteğini gösteren fiyatı yükseltir; isteğini saklayan, fiyatı düşürür. Aynı mal, aynı satıcı değişen tek şey, senin ne kadar muhtaç göründüğün.)
Bu, istememek demek değil.
İçin gittiği kadar gitsin o senin meselen.
Ama dışarıya o açlığı yansıtma.
Çünkü yansıttığın an, kontrolü karşı tarafa hediye edersin.
En çok arzulanan insan, en az muhtaç görünen insandır.
Bunu düşün neden?
Çünkü muhtaçlık iter, mesafe çeker.
Sana koşan değil, sana ihtiyacı yokmuş gibi duran insan ilgi uyandırır.
Aynısı işte de böyle, anlaşmada da, hayatın her yerinde.
İhtiyacını bağıran, değerini düşürür ihtiyacını saklayan, değerini yükseltir.
İşin sırrı şu: Bir şeyi gerçekten elde etmek istiyorsan, ona muhtaç değil, onsuz da olurum enerjisiyle yaklaş.
Bu bir oyun değil bir duruş.
Çünkü onsuz da olabileceğini gerçekten hissettiğin an, hem daha sakin, hem daha güçlü, hem daha çekici olursun.
Ve paradoks tam buradadır.
En az muhtaç olduğun an, en çok elde edersin.
O yüzden bir şeyi çok istediğinde, yapacağın ilk iş onu kovalamak değil bir adım geri durmaktır.
Bırak o senin değerini merak etsin.
Bırak o seni kaybetmekten korksun.
Kovalayan yorulur.
Beklemesini bilen, kazanır.
Allah'tan korkun; özellikle de kalplerinizde ve gizli hâllerinizde! Çünkü bâtın bozuk olduğu zaman, zâhirin salih olması hiçbir fayda vermez..
İbnul Cevzi رحمه الله
türkten kaçıp abd’ye sığınan devşime Kürd
abd-türkiye maçında türk bayrağı giyip türk takımını desteklemiş
devşirme demek dünyanın en aşağılık seviyesi demek. stockholm sendromu bunun yanında hafif kalır
Ölmeyi istemek ..
hayat, Allah tarafından bahşedilen kutsal bir emanettir ve bu emaneti korumak, onu en verimli şekilde değerlendirmek insanın temel sorumluluklarından biridir. Ölmeyi temenni etmek, kulun başına gelen imtihanlara karşı sabır göstermek yerine yaratıcının takdirine bir nevi sitem etmesi olarak görüldüğünden hoş karşılanmaz aksine zorluklar, kişinin sabrını sınayan, günahlarına kefaret olan ve manevi olgunluğunu artıran birer vesile olarak kabul edilir. Kur'an-ı Kerim'de insanın başına gelenlerin bir imtihan olduğu ve "zorlukla beraber bir kolaylığın bulunduğu"(inşirah/6) açıkça vurgulanırken, umutsuzluğa düşmek Allah'ın rahmetinden ümit kesmekle eşdeğer tutulur. Dolayısıyla mümin için asıl olan, sıkıntılar karşısında pes etmek veya yaşamına son vermeyi dilemek değil tevekkül ederek, dua ederek ve gayret göstererek karanlıkların ardından gelecek olan aydınlığı beklemektir. Hayatın her nefesi bir değerdir ve bu süreci ancak Allah'ın belirlediği vakte kadar sabır ve şükürle yaşamak, kulu Allah'ın rızasına ve huzuruna ulaştıracak en doğru yoldur.
Yarab , ya Kerim,
şu an yüreğinde ağır bir yük taşıyan, dünya hayatının sıkıntıları sebebiyle ümitsizliğe düşen ve huzuru sende arayan tüm kullarına genişlik ver. Onların kalplerindeki karanlığı iman, sabır ve umut ışığınla aydınlat. Yaşadıkları imtihanların ağırlığını üzerlerinden kaldır, onları senin rahmetine ve merhametine sığınmanın verdiği o eşsiz huzurla tanıştır. İçinde bulundukları çaresizlik hissini, yeniden ayağa kalkma gücüne ve sabırla beklenen hayırlı bir geleceğe dönüştür. Onlara, kendileri için hazırladığın kolaylık kapılarını aç ve her zorluğun ardından gelecek olan rahmetini görmeyi nasip eyle. Onları yalnızlık, korku ve derin kederlerden muhafaza eyle, gönüllerine inşirah ferahlığı ver, kalplerini huzurla mutmain eyle. Amin.