Japonya'nın parası eve dönüyor. ABD 1951'den beri yapmadığı şeyi yapmak zorunda kalabilir.
ABD'nin borcu 39 trilyon dolar.
Bu borç nasıl kapanacak?
Cevap genelde aynı oluyor.
Ekonomi büyür, vergi gelirleri artar, borç yavaş yavaş ödenir.
Kulağa mantıklı geliyor ama tarihte bir kez bile böyle olmadı.
Bilinen tek yol var. ABD onu zaten bir kez kullandı.
1942'de başladı. 9 yıl sonra, 1951'de bitti.
Şimdi o yol yeniden açılıyor.
Açan da ABD değil. Japonya.
Nasıl olduğunu göstereceğim.
Önce 1942'ye bakalım.
O yıl ABD'nin büyük bir savaş borcu vardı. Bu borcu piyasanın istediği faizden çeviremezdi.
Fed kısa vadeli bono faizini %0,375'te sabitledi. Uzun vadeli tahvil faizini de en fazla %2,5'te tuttu.
Yani faizi piyasa belirlemedi. Devlet belirledi.
Sonra enflasyon geldi.
1950'nin ikinci yarısında yıllık %7,7'ye çıktı. 1951'in ilk çeyreğinde %17,2 oldu.
Normalde bir merkez bankasının burada faizi yükseltmesi gerekir.
Fed yükseltmedi.
Bu düzen Mart 1951'de bitti. Hazine ile Fed anlaştı, faizi yeniden piyasa belirlemeye başladı.
Peki bu 9 yılda ne oldu?
10 yıl önce sabit faizli bir kredi çektiniz. Taksitiniz her ay aynı kalıyor. Ama maaşınız bu sürede üçe katlandı.
Borcunuz kağıt üzerinde küçülmedi. Sadece paranın değeri düştüğü için hafifledi.
Devletler için de aynısı geçerli.
1946'da ABD'de reel faiz eksi %16'ya indi.
Bu oranı ilk gördüğümde yanlış okuduğumu sandım.
Borcun milli gelire oranı o yıl %106'ydı. 1974'te %23'e indi.
Borç ödenmedi. Değeri düşürülerek eritildi.
Peki o yıllarda parasını nakitte tutanlar ne oldu?
ABD borsasının ana göstergesi Dow endeksi.
1942'de 92'ydi. 1966'da 995'i gördü.
Nakit kaybettirmeye başlayınca para varlıklara kaçar.
Bugün rakamlar çok daha büyük.
ABD'nin Aralık 2027'ye kadar çevirmesi gereken borç 12 trilyon dolar.
Bugünkü devlet borcunun %61'inin vadesi 2028 yılı sonuna kadar doluyor.
ABD borcunu kısa vadeli aldı. Bu yüzden faiz her yükseldiğinde maliyet aynı anda artıyor.
Vade kısaldıkça faiz artık bir ekonomi kararı olmaktan çıkar. Ödeme kararı olur.
Buraya kadar bilinen bir borç sorunu gibi duruyor.
Asıl mesele borcun büyüklüğü değil. Onu kimin satın aldığı.
Japonya burada devreye giriyor.
En çok ABD tahvili tutan yabancı ülke o. Yabancıların elindeki bütün ABD borcunun %13'ü tek başına onda.
Bu para oraya neden gitti?
Çünkü Japonya'da faiz yıllarca sıfıra yakındı. Bir Japon emeklilik fonu için evde para tutmanın anlamı yoktu. Aynı fon ABD tahvili aldığında kur riski alıyordu ama karşılığında ciddi bir faiz farkı kazanıyordu.
Bu denklem 30 yıl boyunca bozulmadı.
Şimdi bozuluyor.
Japonya Merkez Bankası 2024'ten bu yana beşinci faiz artışına hazırlanıyor.
10 ve 30 yıllık tahvil faizleri de 1990'lardan beri en yüksek seviyede.
Bir yatırımcı evinde aynı getiriyi bulduğu gün, dışarıda risk almanın anlamı kalmaz.
Bu arada Japonya'nın kendi borcu da rekor seviyede. Onu ayrı bir içerikte konuşacağız.
İki şey aynı döneme denk geliyor.
ABD 12 trilyon dolarlık borcu çevirecek.
En büyük yabancı alıcısı da tam o sırada masadan kalkıyor.
Böyle bir durumda iki yol vardır.
Ya faizi yükseltip alıcı çekersiniz. Ama 12 trilyonu yüksek faizden çevirirseniz o faturayı ödeyemezsiniz.
Ya da faizi bastırıp alıcının yerine kendiniz geçersiniz.
İkincisinin adı 1942'de kondu.
Şimdi biri çıkıp Fed bunu yapmaz diyecek. Yapmak zorunda kalmasaydı 1942'de de yapmazdı.
Peki bugün neden tam tersi görünüyor?
Çünkü şu an piyasa faiz indirimi değil, faiz artışı fiyatlıyor.
Fed 29 Temmuz'da faizi %3,50 ile %3,75 aralığında sabit bıraktı.
O toplantıda 3 üye artış yapılmasını istedi.
Petrol 100 doların üzerinde ve fiyatlar düşmüyor.
Ama bir fark var.
Bu enflasyon insanlar çok harcadığı için gelmiyor. Hürmüz kaynaklı enerji maliyetinden geliyor.
Yani bugünkü yüksek faiz enflasyonu çözmüyor. Sadece borcun faizini yukarıda tutuyor.
Ben bu yüzden önümüzdeki dönem bir yükseliş bekliyorum.
Sebebi ekonominin iyi olacağı değil.
Borcu yüksek faizden çevirmek mümkün değil. En büyük alıcı da çekiliyor.
Geriye faizi bastırmak kalıyor. Bastırıldığında reel faiz eksiye düşer.
1942'de nakitte kalanlar kaybetti. Varlıkta kalanlar kazandı.
Bunun tam olarak ne zaman olacağını kimse bilemez. Ben de bilmiyorum.
Ama yönü belli.
Herkes bir sonraki toplantıya bakıyor.
Oysa toplantı bir gün sürer. Bir vade takvimi 3 yıl sürer.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
@hrmncymhmt Kanalizasyonu tıkansa binanin ilk senin evin tehlikeye girecek taşması durumunda, yapılacağı zaman sadece sen ödeyeceksen ödeme ama masraf bölünüp en üstteki de katılacaksa asansörü ödeyeceksin yani