İnstagram keşfetime @betulturksoy_ düşmüştü, ondan sonra gökyüzü fotoğraf çekimine merak salmıştım. İlk defa çektiğim fotoğrafı beğendim. Ben çektim beeen 😍😍
Sırrı Gültekin’in yönettiği 1965 yapımı "Bilen Kazanıyor", Fıstık ve Mıstık’ın sahte bir evlilikle Ermeni bir kadını dolandırma maceralarını anlatır. Dönemin İstanbul sokaklarını, meydanlarını ve sahillerini bolca ekrana taşıyan film, hikayesi gereği Beyoğlu’ndaki Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi'nin içinde çekilen nadir yapımlardan biri olma özelliğini de taşır.
GÖRÜYOR MUSUN, KRAL ÇIPLAK❗️
Öğrenciye burs vermek, yaşlılarımıza huzurevi yapmak için vakıf kurmuştuk (BOL-SEV).
528 Bolulu çocuğa 1,5 yıldır burs veriyorduk. Burs için kaynağı da vakfın 40 büyük LED ekranında reklam yayınlayarak sağlıyorduk. Trilyonlarca lira para kazanan 3 harfli marketlerden de reklam istedik. 2 bin–10 bin TL arası reklam verdiler. “Zorlayarak (icbar) reklam aldınız.” dediler, 300 yıl hapis istemiyle dava açtılar, tutuklayıp Sincan’a sürgün ettiler.
Yedi sülalemizi araştırdılar, MASAK raporu aldılar. Sonuç itibarıyla benim ve arkadaşlarımın 1 kuruşluk şüpheli işlemini tespit edemediler. Sonuç olarak kendilerine menfaat sağlamadan, 3 harfli marketlerden reklam alıp geliriyle de sadece öğrenciye burs vermekten 7 yıl 3 ay hapis cezası verdirttiler. (İsteyen dosyayı inceleyebilir.)
Vatandaşın milyarlarca lirasını çalanın cezasının sadece WhatsApp grubundan atılmak olduğu Türkiye’de; çalmadan, cebine tek kuruş menfaat sağlamadan, sadece burs verenin terörist gibi muamele gördüğü günleri de yaşattılar.
Öğrencinin cebine giren üç kuruşa ceza verdirteceğinize,
keşke teröristleri affetmenize, sığınmacı istilalarına gösterdiğim tepkiye daha ağır ceza verseydiniz.
En azından mert olsaydınız!!!
Dinin erkeklere yüklediği mükellefiyetler o kadar ciddi ki bu gerçekle yüzleşemedikleri, bu dini de reddedemedikleri için başka başka boş boş gündemlerle uğraşıyorlar. Öyle “ayıp” falan da değil bayağı hak, hukuk sorumluluk bağlamında yapmaları gereken çok iş var.
1-Kam davulu falan dediniz de o davulu kimin eline verdiğine dikkat etmediniz. Kosova Türklerinden Suzan Kardeş'in.
Çirkin adam andropozunu film çekerek atlatmaya çalışıyor. Pavyonlu dizide bütün güzel kadınlar ona aşık, bütün erkek kulları ona hayran, bilge, şair ruhlu vs.⬇️
Unutmayın ki astroloji istatistik ve gözlem içerir. Retrolu, sert satürn-pluto- mars açılarında tanışmalar, başlangıçlar, nikahlar devam etse de sıkıntılı oluyor. Sayısız kere yüzlerce yıldır elimizde olan veri bu
Ancak elbette her sorunlu ilişki bitmiyor tabi. Veya kusursuz ilişki yok denip taraflar bu ilişkilere razı oluyor. Fakat retroda başlayın sorun olmaz denemez.
“Retronun veya sert açıların sembolize ettiği hakikat bana uymaz, sana uyabilir. Ve sen bunu yönetebilirsin. Bu riski göze alıyor musun?” diye sorulabilir en fazla.
Bir de elbette kaderden kaçılmaz. Tekamül yolculuğunda nasibindekini yaşayacaksın. Gökyüzüyle inatlaşılmaz. Bu hem uyarılırken dinlemen gerektiğini hem de o zamanda oluyorsa fazla zorlamaman gerektiğini anlatır. Zıt görünen iki uç ama meselenin özü aynı; kazace kadere iman, tevekkül
Enver Paşa bu husustan eşi Naciye Sultan’a bahsederken: “Türkistan'da halk bana karşı o suretle bulunuyor ki, hemen ‘Haydi!’ desem kalkacaklar. Her evde resimlerim varmış, her yeni doğan çocuğun adı Enver’miş.” diyor.
Atatürk, Hitler tarafından kendisine yollanan bir filmi yanındakilerle birlikte sofraya oturmadan önce izlemiştir. Bu, Hitler ve Partisinin bir propaganda filmidir. Salon aydınlanınca Atatürk ve arkadaşları sofraya geçmişlerdir ve âdet olduğu üzere, “Nasıl buldunuz?” diye sormuştur. Etrafındakilerin yanıtlarını dinledikten sonra şunları söylemiştir:
•
“Efendim, bu adam, filmde gördüğünüz gibi rol icabı bir hamle ile işe başladı. (...) Bugün Almanya’nın bütün askerî gücü onun elinde. Yarın harbe girişecektir. O ve onun mukallidi Mussolini harbe hazırlıkla meşguller. Evet, yakın bir gelecekte harbe dalacaklardır.”
•
“Dalacaklardır, çünkü asker değillerdir, harp ne demek bilmezler… Harp bir felakettir ve hele bu iki müttefik için mutlaka ölümdür. Talih Almanya’ya öyle bir toprak vermiştir ki, o, daima iki ateş arasında kalmaya mahkûmdur.”
•
“Körü körüne hesapsız, kitapsız bir nefis itimadı, tamamen otomatik bir ordu sistemi, ilk hamlede korkunç bir kuvvet tesiri yapacak, fakat bir kere bir tarafı sakatlandı mı, tarumar olacak, o çalışkan millet yere serilecektir. Ortada ne Hitler, ne teşkilatı kalacaktır.
Mussolini’den hiç bahse hacet yoktur,
o, efendisinin ortadan kalktığı gün yok olacaktır…”
Prof. Ali Canip Yöntem’in Yeni Türk Edebiyatı Üzerine Makaleleri, ss. 816 – 817.
Birileri ruslara daha kibar olması yönünde uyarıda bulunmalı, ne yolda düzgün yürüyorlar ne kibar konuşuyorlar ! Tuvalette tık tık yapıyorum bir bağırıyor bir bağırıyor! rusçam olduğu halde kibar ol sen ! Diye çıkıştım... Turist değilseniz Türkçe konuşacaksiniz ⬇️