Timur Soykan:
Madem Fatma Betül Sayan Kaya gözaltına alınmıyor,
O zaman biz soralım gözaltında sorulması gereken soruları:
1-Fon vurgununda kimlerle iş birliği yaptınız?
2-Suç ortaklarınız kimler ?
3- 163 milyon TL nereden buldunuz ?
4- Bu paranın kaynağı ne?
5- Bu para kara para olabilir mi?
6- Kayıt dışı para olabilir mi?
7- Fondan kazandığınız 2 milyar TL nerede ?
8- Yurt dışına mı kaçırdınız ?
🔴 YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik:
“Fatma Betül Sayan Kaya bir muhalif partinin üyesi olsaydı şu anda Vatan Emniyet Müdürlüğü’nün bodrum katındaydı.”
Şaka yapan komedyene ters kelepçe, milyarlar dolandıranlara ne var?
Biri şaka yapınca kimse ölmez
Halkı dolandırıp aç bırakmanın cezası ne?
Ülkeden kaçma şüphesi desen var, milyarlar desen ortada yok.
Eeeeeeeee ?
Dün intihar eden emeklinin kanı kurumadı yerde,
Nerede adalet nerede?
Menzil Tarikatı’nın İzmir’de yaptığı adeta bir “gövde gösterisi”, kabul edilemez bir tabloyu gözler önüne sermiştir.
Bireysel inançlara elbette eyvallah. Ancak kamu kurumlarında görev yapan bazı kişilerin, bir tarikat liderine bağlılıklarını açıkça beyan ettikleri çok sayıda video izledik. Bu görüntülerde askeriyeden, Sağlık Bakanlığı’ndan ve Adalet Bakanlığı’ndan kamu görevlilerinin yer alması, meselenin çoktan bireysel inanç sınırlarını aştığını göstermektedir.
Devlet kurumlarıyla iç içe geçmiş, kamu gücünü kendi inançları ve hiyerarşisi doğrultusunda yönlendirmeye çalışan bu tür yapılanmaların neye yol açabileceğini, 15 Temmuz’da çok ağır bir bedel ödeyerek tecrübe ettik.
İslamiyet ile hiçbir ilgisi olmayan sözde tövbe törenleri düzenleyen, milyarlarca liralık servete sahip bir holding gibi hareket eden bu yapıya; kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin destek vermesi, laik hukuk devleti ilkesine ve Anayasaya açıkça aykırıdır.
Sorun yalnızca bu tarikatlarla da sınırlı değildir. Bölücü terör örgütü, sözde başlatılan süreçten güç alarak faaliyetlerini ve saldırganlığını artırmış, küstahlığını her geçen gün daha da ileri taşımıştır.
Öte yandan; Twitter’da iki satır eleştiri yazan, sokak röportajında düşüncesini dile getiren yurttaşlar hakkında anında soruşturma başlatan ya da başlattıran devlet yetkilileri ve siyasetçilere sormak gerekiyor:
Anayasamız kaldırıldı mı?
TBMM’de şerefiniz ve namusunuz üzerine okuduğunuz yemin ne içindi?
Dün FETÖ için uyarmıştık, dinlemediniz.
Bugün bir başka tarikat için yeniden uyarıyoruz.
Deniz Zeyrek:
💬"Belediye baraj yapabilir mi?"
💬"Kısa ve net bir yanıt: Hayır, belediyeler tek başına baraj yapamaz."
💬"DSİ izin vermezse belediye bir tane çivi bile çakamaz."
💬"Sayın Bakan, aç 6200 sayılı yasayı oku."
💬"Aç Anayasa'nın 168. maddesini oku."
Yurtdışından gümrüksüz alışveriş limiti 1500 Euro'dan 30 Euro'ya kadar düşürüldü ve sonunda tamamen kaldırıldı!
Bunun, yerli üretimi desteklemek için yapıldığı külliyen YALAN!
"Yerli üretici" dedikleri aynı ürünleri 1 dolara ithal edip, bize 100 dolara satan yandaş, sahtekar, namussuz dolandırıcılar!
Bu millet düşmanı saçma uygulama değişene kadar yerli olduğunu iddia eden hiçbir alışveriş sitesinden hiçbir şey satın almıyoruz!
AKP'nin bu soygun düzenini #Boykot ediyoruz!
Bir futbol turnuvasının startını veren kişi Cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan.
Bir yanında TFF Başkanı, diğer yanında Milli Takım Teknik Direktörü. Yetmiyor, “Bakan buraya, hoca sen de gel” gibisinden sahneyi yeniden dizayn ediyor.
Soru basit: Hangi sıfatla?
Bir devlet görevi yok, seçilmişliği yok, hukuki bir yetkisi yok. En fazla bir vakfın yöneticisi ya da mütevelli heyeti üyesi. Türkiye’de bunun gibi binlerce vakıf var. Hangisinin başkanı, böyle bir ortamda öncelikli olarak basın açıklaması düzenleyebiliyor?
Özel bir vakıf yöneticisinin, devletin bakanı ve sporun kurumsal temsilcileriyle böyle bir hiyerarşi kurması kabul edilemez. Bu bir protokol meselesi değil, devlet ciddiyeti ve terbiyesi meselesidir.
Bu tablo, iktidarın soyadıyla kazanılmış fiili yetkinin fotoğrafıdır. Asıl rezalet ise bunun artık kimseyi şaşırtmıyor olmasıdır.
Biraz uzun yazacağım ama artık YETTİ. Ben artık Cumhurbaşkanı'nın halkı bu denli ayrıştırmasına, nefret ve öfke kusmasına, sürekli hakaretler etmesine ciddi anlamda tiksinir ve rahatsızlık duyar oldum. Sürekli bir ötekileştirme ve hedef gösterme. Yahu gençler mutsuz, umutsuz; sebebi de bilin bakalım kim? Kendilerine iki eğlence çıkardılar diye ülkenin cumhurbaşkanı gencecik çocuklara ağıza alınmayacak çirkin ithamlarda bulunuyor. Oylarına muhtaç olduğunuz genç kesime keşke biraz edep ve saygı çerçevesinde yaklaşsanız, keşke yaşını başını almış birisi olarak biraz hoşgörü ve anlayış sahibi olsanız. Üstelik burası laik Türkiye Cumhuriyeti; herkesin alnı secdeye değecek diye bir şey yok. Her görüş ve inanca saygı duymak zorundasınız çünkü siz bu ülkeyi birlik ve dirlik içinde tutmakla yükümlüsünüz.
Ayrıca; "ayakları vatan topraklarına sağlam basan, eğitimli, donanımlı, ahlaklı bir nesil var" diyorsunuz. Bu bile korkunç bir saygısızlık ve ayrıştırma örneği. Çünkü muhafazakar kesimden olmayanları eğitimsizlikle, ahlaksızlıkla ve bu vatana saygı duymamakla, ayakları yere sağlam basmamakla itham ediyorsunuz. Hâlbuki bu eğlenceyi düzenleyenlerin büyük bir çoğunluğunun, onun bunun torpiliyle değil de kendi başarıları ve alınlarının teriyle ülkenin en prestijli üniversitelerine giden gençlerinin yaptığı bir eğlence olduğundan bile habersiz, hor görüp ötekileştirdiğiniz o gençler, emin olun vatan topraklarına ayaklarının ne kadar sağlam bastıklarını seçim zamanı oy pusulasına bastıkları damga ile gösterecekler sizlere.
Siz seçilmiş bir cumhurbaşkanı olarak her görüşe, her inanca ve her düşünceye saygı duyarak bu ülkeye bağlı kalıp görevinizi tarafsız bir şekilde yerine getirmelisiniz. 71 yaşına gelmiş biri olarak torununuz yaşındaki kişileri o kürsüde arkanızdaki şakşakçı eşliğinde tezahüratlarla hedef gösterip hakaret etmeniz kabul edilemez. En ufak bir eleştiriye dahi tahammülünüz olmadığı için "bana hakaret etti" diye herkesi hapse atıyorsunuz ama söz konusu kendiniz olunca bizlere en ağır ithamlarda, en kaba ve en ağza alınmayacak söylemlerde bulunuyorsunuz. Biz artık siyasette bu sokak ağzından çok bıktık. Bizleri ayrıştırıp birbirimize kırdırmanızdan yıldık, yorulduk, yıprandık. O kürsüde adeta insan kıyımına dönüşmüş cinayetleri konuşun, ekonomiyi konuşun. Ama yok, siz bunun yerine gırtlağına kadar mutsuzluğa batan ve her şeye rağmen kendilerine tek bir gün ayırıp birkaç saatliğine eğlenen gençleri hedef gösteriyorsunuz ve yamyamların önüne atıyorsunuz. Onlar bu ülkenin geleceği, onlar ana baba evladı. Bu ne biçim bir düşüncesizliktir?
Siz Recep Bey, Türkiye Cumhuriyeti'nin evlatlarına, gençlerine "kimliksiz, şarlatan, eğitimsiz, donanımsız, ayakları yere sağlam basmayan, vatanına sahip çıkmayan, saygısız" gibi söylemlerle yerden yere vuramazsınız. Mustafa Kemal Atatürk gençlere bayram armağan etti, gençlere Gençliğe Hitabe'yi armağan etti, gençlere bu ülkenin geleceğini emanet etti. Bu ülkenin kurucusu genç nesile bu kadar saygı duyup bu kadar el üstünde tutarken siz onları aşağılayamazsınız. Siz onlara hakaret edemezsiniz. Hiçbir makam, hiçbir mevki Türkiye Cumhuriyeti'nin gençlerinden daha kıymetli ve daha üstün değildir. Bu da böyle bilinsin.
Siz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ey Türk Gençliği" diye seslendiği nesile, "kimliksizler" , "şarlatanlar" diyemezsiniz. Umarım bir an önce sirkelenip, kendinize gelir ve bu Türk gençliğinden af dilersiniz. Dilemezseniz de kendiniz bilirsiniz. Elbet o hor görüp aşağıladığınız gençlik size gereken cevabı, gerektiği şekilde sandıkta verecektir.